22.07.2002 03:00
Ecevit 'öcü'ye oynuyor
Erken seçime karşı olduğunu söylemesine rağmen, seçim startı da veren Başbakan Bülent Ecevit, seçimlerde "şeriat" ve "bölücülük" üzerinde ayrımcı bir politika izleyeceğinin sinyalini verdi.
Erken seçime karşı olduğunu söylemesine rağmen, seçim startı da veren Başbakan Bülent Ecevit, seçimlerde "şeriat" ve "bölücülük" üzerinde ayrımcı bir politika izleyeceğinin sinyalini verdi. Ecevit, AKP ve HADEP'i, DSP olarak açıktan hedef aldıklarını söyledi.
TRT 1'de canlı yayına çıkan Başbakan Ecevit, bir saat süreyle, Mesut Ertugay ve Mustafa Balbay'ın Kıbrıs, Irak ve seçimlerle ilgili sorularını yanıtladı. Bülent Ecevit, erken seçime karşı olduğunu Liderler Zirvesi'nde de dile getirdiğini, bundan 15 gün sonra Bahçeli'den tam tersi bir görüş geldiğini, son Liderler Zirvesi'nde neden gerek duyulduğunu sorduğunu, ancak yanıt alamadığını söyledi. Koalisyon ortağı olarak sorun çıkarmak istemediklerini, ama seçime karşı olduğunu yineleyen Ecevit, "Ama DSP erken seçimde de gerekli çalışmayı yapabilecek durumdadır" iddiasında bulundu.
Seçimin, yaptıkları icraatların ve çıkardıkları yasaların sonuçlarını almak bakımından sakıncalı olduğunu anlatmaya çalışan Ecevit, vatandaşların sıkıntıya uğradğını da kabul ederek, bunun kaçınılmaz olduğunu savundu.
Seçim olmadan hükümetin devamı halinde sıkıntıların biteceğini ve enflasyonun düşeceğini savunan Ecevit, halkın durumunun şimdiden iyileştiğini, sokakta gösterilerin azalmasının da bunu gösterdiğini öne sürdü. Seçim kararını "Türkiye'nin aleyhine" olduğu değerlendirmesini yapan ve "henüz resmileşmedi" diyen Ecevit, bütün partilerin seçimden vazgeçmesi için çalışma başlattıklarını da söyledi. "Seçim kararı öyle baskın şekilde yapıldı ki, önümüzdeki seçimlere hazırlanma kararı bulunan bazı partiler bu olanağı dahi bulamadılar" diyerek Karayalçın'ın ve Mümtaz Soysal'dan bahseden Ecevit, demokrasi anlayışları gereği bu partilerin de seçime girmesini istediklerini söyledi.
AKP ve HADEP hedefte AKP'nin birinci parti olması, HADEP'in de barajı aşması halinde Türkiye'nin ciddi zorluklarla karşı karşıya kalacağını ileri süren Ecevit, "28 Şubat hatırlatmaları" karşısında, buna gerek duyulmadan yapılması gerekenler olduğunu kaydetti. Ecevit, "Hiç AKP ve HADEP üzerinde durulmuyor. Partilerin bazıları HADEP'le işbirliği yolu arıyorlar. HADEP bölücü hareketin temsilcisidir. Hapishanede bulunan Abdullah Öcalan ile de yakın ilişki içinde olduğu da bilinen bir gerçektir. Ona rağmen diğer partiler buna karşı, bir tavır alacakları yerde aslında bazıları HADEP'le ittifak yolları arıyor. Ciddi bir durum var" dedi. Ecevit, erken seçim olduğunda da iki konu üzerinde duracağını, başka hiçbir partinin üzerine yürüme cesareti gösteremediği AKP ve HADEP'in üzerine bir tek kendilerinin gittiğini kaydetti. Ecevit, eşiyle birlikte yurt gezilerine çıkacağını, ancak henüz nereden başlayacakları ve tarihinin belli olmadığını söyledi. Ecevit, Kemal Derviş ile ilgili bir soruyu yanıtlarken de, Derviş'in ekonomiyi esenliğe çıkarmak için kendilerine yardımcı olduğunu iddia ederek, siyasal açıdan ne yapmak istediğini ise bilmediğini söyledi. Kendileri dışındaki sola kapalı oldukları mesajı veren Ecevit, kendileri dışındaki solun içinin karmakarışık olduğunu ifade etti.
'Birileri düğmeye bastı' "DSP'yi engellemek, yok etmek için içeride ve dışarıda birtakım oyunlar oynandığı belli. Bahçeli de iyi niyetle onu belli etti. Fakat bu, seçim gerekçesi olamaz" diyerek partilerine karşı oyun oynandığını belirten Ecevit, partilerini hedef alanları açıklamadı. DSP'ye yönelik medyada yer alan haberleri ve son dönemdeki gelişmeleri kastederek, "Birileri düğmeye bastı, dışarıdan mı içeriden mi müthiş bir kampanya" değerlendirmesi yapan Ecevit, bu kadar olayın üst üste gelmesinin rastlantı olamayacağına dikkat çekti. Ecevit, "Rastlantısal bir şey olamazdı bu çok yoğun ve yaygın kampanya. Katkıda bulunanların da farkına varmadan katıldıkları bir süreç oldu" dedi.
src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


DEP davasında top Sezer'de Ergülen Top DEP'li eski milletvekillerinin avukatı Yusuf Alataş, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e dilekçe göndererek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'nin Demokrasi Partisi (DEP) milletvekilleri Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan ve Selim Sadak hakkında aldığı, 'yeniden ve adil bir yargılama' kararının uygulanması için devreye girmesini istedi. Avrupa Konseyi'nin de AİHM kararının uygulanması için Türkiye'yi uyardığını hatırlatan Alataş, uyarının dikkate alınmaması durumunda Avrupa Konseyi'ne başvurarak, Türkiye'nin üyelikten çıkarılmasını isteyeceklerini bildirdi. Türkiye'nin uluslararası sözleşmelere aykırı hareket ederek, milletvekilliklerini düşürdüğü ve cezaevine koyduğu DEP milletvekillerinin durumu bir türlü çözüme kavuşamazken Av. Yusuf Alataş, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer nezdinde yeni bir girişimde bulundu. DEP milletvekillerinin Türkiye'deki yargılama sürecinin adil olmadığı ve oldu-bittiye getirildiği gerekçesiyle yaptığı başvuruyu kabul eden AİHM, DEP milletvekilleri lehine karar vererek, Türkiye'den 'yeniden ve adil bir yargılama' talebinde bulundu. Uluslararası mahkeme kararına rağmen Türkiye'nin bir girişim başlatmaması üzerine DEP'lilerin avukatı Alataş, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlığa birer dilekçe göndererek, mahkemenin aldığı kararın uygulanmasını istedi. Alataş'ın başvurusuna yanıt veren Cumhurbaşkanı Sezer, başvurunun incelenmek ve değerlendirilmek üzere ilgili kurum olan Adalet Bakanlığı'na gönderildiğini bildirdi.
İki satırlık yanıt Alataş, Sezer'e gönderdiği yeni dilekçesinde Bakanlığın başvuruyu sıradan bir başvuru gibi algılamasını eleştirerek, şunları kaydetti, "Ne yazık ki makamınıza intikal ettirilen başvurumuzla ilgili olarak Adalet Bakanlığı, hiçbir çalışma ve hazırlık yapmadan rutin bir şekilde başvuruyu Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcılığı'na intikal ettirdi. DGM Başsavcılığı da, kendilerine yapılmış bir salıverme talebi olarak değerlendirip, olumsuz görüşle Ankara 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne gönderdi. Ankara 1 No'lu DGM, 2 satırlık bir yazı ile istemin reddine karar verdi. Dolayısıyla AİHM kararının uygulanması yönünde hiçbir işlem yapılmadı."
Cevap yok Dilekçesinde Cumhurbaşkanlığı'na dilekçe gönderdikten bir ay sonra Başbakanlığa da benzer içerikli bir dilekçe gönderdiğini belirten Alataş, başvurusunun yanıtsız bırakılmasını da eleştirdi. Türkiye'nin, AİHM kararının üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen çözüm arayışına girmemesi üzerine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 46'ncı maddesi uyarınca 20 Şubat 2002'de DEP'liler adına Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'ne gitmek zorunda kaldığını hatırlatan Alataş, Komite'nin 30 Nisan 2002'de başvuruya olumlu yanıt vererek, Türkiye'nin 'derhal' AİHM'in aldığı kararı uygulaması gerektiğini belirttiğini ve bu kararı da Türkiye'deki ilgili makamlara ilettiğini ifade etti. Türkiye'nin, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin yaptığı uyarıyı dikkate almadığının altını çizen Alataş, AİHM kararının yargılamanın yenilenmesi nedeni sayılması için Ankara DGM'ye yaptığı başvurunun da reddedildiğini kaydetti. Alataş, red kararına itiraz ettiklerini ama sonuç alamadıklarını bildirdi.
Çözüm zor değil Tüm girişimlere rağmen müvekkillerinin 8 yıl 4 aydır cezaevinde tutulduğunu belirten Alataş, bir kez daha Cumhurbaşkanlığı'na başvurmak zorunda kaldığını ifade ederek, "TC Milli Makamları, taraf oldukları bir sözleşmeyi ve yetkisini kabul ettikleri bir uluslararası mahkemeyi yok farz edemeyecekleri gibi; hukuksal bir konuyu siyasal kaygı ve düşüncelerle ele alıp, çözümsüz bırakmayı tercih edemezler. Önceki başvurumda da belirttiğim gibi, devletin en yüksek makamını oluşturan Yüksek Şahsınızın da buna izin vermeyeceğine inanıyorum" dedi.
AKP ve HADEP hedefte AKP'nin birinci parti olması, HADEP'in de barajı aşması halinde Türkiye'nin ciddi zorluklarla karşı karşıya kalacağını ileri süren Ecevit, "28 Şubat hatırlatmaları" karşısında, buna gerek duyulmadan yapılması gerekenler olduğunu kaydetti. Ecevit, "Hiç AKP ve HADEP üzerinde durulmuyor. Partilerin bazıları HADEP'le işbirliği yolu arıyorlar. HADEP bölücü hareketin temsilcisidir. Hapishanede bulunan Abdullah Öcalan ile de yakın ilişki içinde olduğu da bilinen bir gerçektir. Ona rağmen diğer partiler buna karşı, bir tavır alacakları yerde aslında bazıları HADEP'le ittifak yolları arıyor. Ciddi bir durum var" dedi. Ecevit, erken seçim olduğunda da iki konu üzerinde duracağını, başka hiçbir partinin üzerine yürüme cesareti gösteremediği AKP ve HADEP'in üzerine bir tek kendilerinin gittiğini kaydetti. Ecevit, eşiyle birlikte yurt gezilerine çıkacağını, ancak henüz nereden başlayacakları ve tarihinin belli olmadığını söyledi. Ecevit, Kemal Derviş ile ilgili bir soruyu yanıtlarken de, Derviş'in ekonomiyi esenliğe çıkarmak için kendilerine yardımcı olduğunu iddia ederek, siyasal açıdan ne yapmak istediğini ise bilmediğini söyledi. Kendileri dışındaki sola kapalı oldukları mesajı veren Ecevit, kendileri dışındaki solun içinin karmakarışık olduğunu ifade etti.
'Birileri düğmeye bastı' "DSP'yi engellemek, yok etmek için içeride ve dışarıda birtakım oyunlar oynandığı belli. Bahçeli de iyi niyetle onu belli etti. Fakat bu, seçim gerekçesi olamaz" diyerek partilerine karşı oyun oynandığını belirten Ecevit, partilerini hedef alanları açıklamadı. DSP'ye yönelik medyada yer alan haberleri ve son dönemdeki gelişmeleri kastederek, "Birileri düğmeye bastı, dışarıdan mı içeriden mi müthiş bir kampanya" değerlendirmesi yapan Ecevit, bu kadar olayın üst üste gelmesinin rastlantı olamayacağına dikkat çekti. Ecevit, "Rastlantısal bir şey olamazdı bu çok yoğun ve yaygın kampanya. Katkıda bulunanların da farkına varmadan katıldıkları bir süreç oldu" dedi.
src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dönDEP davasında top Sezer'de Ergülen Top DEP'li eski milletvekillerinin avukatı Yusuf Alataş, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e dilekçe göndererek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'nin Demokrasi Partisi (DEP) milletvekilleri Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan ve Selim Sadak hakkında aldığı, 'yeniden ve adil bir yargılama' kararının uygulanması için devreye girmesini istedi. Avrupa Konseyi'nin de AİHM kararının uygulanması için Türkiye'yi uyardığını hatırlatan Alataş, uyarının dikkate alınmaması durumunda Avrupa Konseyi'ne başvurarak, Türkiye'nin üyelikten çıkarılmasını isteyeceklerini bildirdi. Türkiye'nin uluslararası sözleşmelere aykırı hareket ederek, milletvekilliklerini düşürdüğü ve cezaevine koyduğu DEP milletvekillerinin durumu bir türlü çözüme kavuşamazken Av. Yusuf Alataş, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer nezdinde yeni bir girişimde bulundu. DEP milletvekillerinin Türkiye'deki yargılama sürecinin adil olmadığı ve oldu-bittiye getirildiği gerekçesiyle yaptığı başvuruyu kabul eden AİHM, DEP milletvekilleri lehine karar vererek, Türkiye'den 'yeniden ve adil bir yargılama' talebinde bulundu. Uluslararası mahkeme kararına rağmen Türkiye'nin bir girişim başlatmaması üzerine DEP'lilerin avukatı Alataş, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlığa birer dilekçe göndererek, mahkemenin aldığı kararın uygulanmasını istedi. Alataş'ın başvurusuna yanıt veren Cumhurbaşkanı Sezer, başvurunun incelenmek ve değerlendirilmek üzere ilgili kurum olan Adalet Bakanlığı'na gönderildiğini bildirdi.
İki satırlık yanıt Alataş, Sezer'e gönderdiği yeni dilekçesinde Bakanlığın başvuruyu sıradan bir başvuru gibi algılamasını eleştirerek, şunları kaydetti, "Ne yazık ki makamınıza intikal ettirilen başvurumuzla ilgili olarak Adalet Bakanlığı, hiçbir çalışma ve hazırlık yapmadan rutin bir şekilde başvuruyu Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcılığı'na intikal ettirdi. DGM Başsavcılığı da, kendilerine yapılmış bir salıverme talebi olarak değerlendirip, olumsuz görüşle Ankara 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne gönderdi. Ankara 1 No'lu DGM, 2 satırlık bir yazı ile istemin reddine karar verdi. Dolayısıyla AİHM kararının uygulanması yönünde hiçbir işlem yapılmadı."
Cevap yok Dilekçesinde Cumhurbaşkanlığı'na dilekçe gönderdikten bir ay sonra Başbakanlığa da benzer içerikli bir dilekçe gönderdiğini belirten Alataş, başvurusunun yanıtsız bırakılmasını da eleştirdi. Türkiye'nin, AİHM kararının üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen çözüm arayışına girmemesi üzerine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 46'ncı maddesi uyarınca 20 Şubat 2002'de DEP'liler adına Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'ne gitmek zorunda kaldığını hatırlatan Alataş, Komite'nin 30 Nisan 2002'de başvuruya olumlu yanıt vererek, Türkiye'nin 'derhal' AİHM'in aldığı kararı uygulaması gerektiğini belirttiğini ve bu kararı da Türkiye'deki ilgili makamlara ilettiğini ifade etti. Türkiye'nin, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin yaptığı uyarıyı dikkate almadığının altını çizen Alataş, AİHM kararının yargılamanın yenilenmesi nedeni sayılması için Ankara DGM'ye yaptığı başvurunun da reddedildiğini kaydetti. Alataş, red kararına itiraz ettiklerini ama sonuç alamadıklarını bildirdi.
Çözüm zor değil Tüm girişimlere rağmen müvekkillerinin 8 yıl 4 aydır cezaevinde tutulduğunu belirten Alataş, bir kez daha Cumhurbaşkanlığı'na başvurmak zorunda kaldığını ifade ederek, "TC Milli Makamları, taraf oldukları bir sözleşmeyi ve yetkisini kabul ettikleri bir uluslararası mahkemeyi yok farz edemeyecekleri gibi; hukuksal bir konuyu siyasal kaygı ve düşüncelerle ele alıp, çözümsüz bırakmayı tercih edemezler. Önceki başvurumda da belirttiğim gibi, devletin en yüksek makamını oluşturan Yüksek Şahsınızın da buna izin vermeyeceğine inanıyorum" dedi.
Evrensel'i Takip Et