Bir ortak yaşam önerisi: DEMOKRATİK ÖZERKLİK

Bir ortak yaşam önerisi: DEMOKRATİK ÖZERKLİK

Demokratik Toplum Kongresi’nin 14 Temmuz 2011 tarihli toplantısında; DTK Eş Başkanı Aysel Tuğluk’un ağzından ilan ettiği demokratik özerklik, gündemi sarsan gelişmelerden biri oldu. Devletin egemen dilinden “bölücülük” olarak etiketlendi.Askeri vesayete son verdiği iddiasındaki Başbakan’ın, kendisinden önceki as

Yıldız İmrek - EMEP Kadın Bürosu

Askeri vesayete son verdiği iddiasındaki Başbakan’ın, kendisinden önceki askeri vesayet düzeninin geleneksel hamasetiyle aynı kodları taşıyan inkarcı tehdit diliyle karşılandı. Demokratik özerklik ilan eden DTK ve Kürt sorununun demokratik çözümünün yanında duran her kesim aynı sözlerle tehdit edildi. 

Buna karşılık, Türkiye’nin emek ve demokrasi güçleri arasında demokratik özerklik yankı buldu. Sosyalistler, demokratlar, çeşitli yelpazeden kadın hareketi aktivistleri, anti militaristler, doğa ve yaşam savunucuları, akademisyenler, barışın yanında yer alanlar demokratik özerklik ilanını anlamaya ve katkı sunmaya çalıştılar. “Zamansız mıydı, Türkiye hazır mıydı, öz savunma ne anlama geliyor, yeni bir militarist yaklaşımla mı karşı karşıyayız, ulus temelli devlet yapılanmaları miadını doldurmuşken ulusçuluğu yeniden üretiyor muyuz” gibi eleştiriler de oldu. Ancak, “konuşma alanının içinde” saydılar, hakim devlet güçleri ve Başbakan gibi “uzak durulacak” etiketlemesinden uzak durdular. 

Birlikte yaşam iradesi

Emek Partisi Bölge Örgütü; demokratik özerkliği selamlayan bir açıklama yaptı ve takiben DTK’daki gözlemci statüsünü, katılımcılık temsiliyetine çıkardı. EMEP, 17-18 Temmuz tarihlerinde yaptığı konferansta, demokratik özerklik ilanını da içeren yeni dönemi değerlendirdi ve devrimci sınıf partisinin görevlerine dikkat çekti. Konferansın sonuç bildirgesinde demokratik özerkliğin önemine vurgu yapıldı. 

Demokratik özerklik; bir ortak yaşam önerisidir. Demokratik özerklik, Kürt sorununun, eşit haklara dayalı demokratik çözümü çerçevesinde Kürt halkının kendi kaderini tayin etme hakkının bir görünümüdür. Kürt halkı, demokratik özerklik ilanı ile Türk ve diğer kimliklerden emekçilerle, kadın ve gençlerle birlikte yaşama iradesini ortaya koymuştur, öte yandan demokratik özeklik bölgesi içinde kendi kendini yönetme hakkına sahip çıkmıştır.  

Anadil sorunu

Özerk yönetim; her şeyden önce, Kürt sorununun en temel meselelerinden olan anadilde eğitim ve anadilde sağlık, belediyecilik, adalet vb. hizmetlerin sunulması sorununu çözecektir. Anadilde eğitim ve anadilde kamu hizmeti sunumu; geleneksel devlet yapısı içinde yönetimden uzak tutulan kesimlerin, genel olarak Kürt yoksul emekçilerinin ve özel olarak da kadınların; kamu hizmetlerinden yararlanma, yönetsel politikaları anlama, onları eleştirme ve katılma imkanlarının önündeki iki temel sorunu çözecektir.

Bu temel sorunlardan biri dil sorunudur. Her halkın dili değerlidir, ona gelişme imkanları verilmelidir ve o halkın kendi dili ile kamusal alana katılma hakkı tanınmalıdır. Anadilinden başka hiçbir dili bilmeyen ya da yeterince bilmeyen kadınların, devlet dairelerinde, hastanede, okulda, mahkemede kendisini yeterince iyi ifade etme imkanı bulunmamaktadır. Ve başka bir Türk yoksul kadınına nazaran dil farkı nedeniyle iki katı fazla ezilmekte, yoksunluk yaşayabilmektedir. Benzer duyguları, Avrupa ülkelerinde göçmen olarak yaşayan Türkiyeliler de yaşamaktadır. Çünkü dil, insanın kendisini anlatmasının ve başkalarıyla ilişki kurmasının tek aracıdır, dil düşüncenin belirleyeni ve geliştirenidir. Benzer sorunları sadece Kürt kadınları değil, Arap, Çerkez, Laz, farklı anadillere sahip kadınlar da yaşamaktadır ve Türkiye’nin benzer kültürel ve ekonomik gelişme düzeyine sahip illerinin özerk bölgeler olarak tanımlanması halinde, bu farklı kimliklerin de kendini demokratik yollardan ifade etme, kamusal alana erişme imkanları doğacaktır.

Yönetime katılım sorunu

Özerk yönetimlerin çözeceği diğer sorunlardan biri de, yönetim merkezlerine yakın olma imkanıdır. Yakın olmak, yönetim merkezlerini denetleme, etkileme, katılma, değiştirme imkanlarını artırır. Bu alanların kadınlara, özellikle emekçi-yoksul kadınlara ne kadar uzak olduğu hatırlanırsa, özerkliğin kadınlar açısından önemi de anlaşılır. Belediyelerin, bölgesel parlamentolara temsilciler gönderme, bu meclislerin kararlarına örgütlü gücü ile katılma, kararların uygulanmasını denetleme, bütçenin denetlenmesi önemlidir. Kadınların çamaşırhaneler, aşevleri, kreş, ekmek yapım yerleri gibi hizmetlerden yararlanarak, ev içi emeğinin özgürleşmesi ve kendisini eğitim ve kültürel açıdan geliştirmesine yarayacak serbest zamanlarının artması anlamına gelir.

Bu gelişmeler, kadınların politika alanına daha fazla katılmalarının önünü açar. Kadınların, bu düzenlemeler açısından merkezi yönetime nazaran, özerk yönetimlerden sonuç alma şansı daha fazladır. Geleneksel yönetim anlayışında burjuva partileri, yöneticiler sadece seçim zamanlarında oy istemek için halkın yanına gelir ya da sadece halktan uzak meydanlarda nutuk atar. Ancak, siyasetin ve yönetimin tabana yaklaşması, hesap sorma ve hesap verebilirlik imkanlarını artırır.

Örgütlü toplum, örgütlü kadın

Kuşkusuz, kamu yönetimi ne kadar yakın olursa olsun, hesap alıp vermenin asıl garantisi örgütlü toplum ve örgütlü kadınlar haline gelmektir. Demokratik özerklik, cinsiyet temelli eşitsizliğe karşı da mücadele etmeyi, temel olarak da var olan toplumsal örgütlenmelerinin geliştirilerek toplumun köy, mahalle, işyeri vb. her düzeyde örgütlü toplum haline gelmesini öngörmektedir. Kürt demokratik kadın hareketi açısından, demokratik özerkliğin inşasına katılım düzeyi, kadınlar lehine eşitlik, eşit temsil ve kadın emeğini koruyacak, kadın emeğini ikincilleştiren cinsiyetçi işbölümü ve eşitsizliklere karşı görünür hale getirecek düzenlemeler yapılmasında da belirleyici olacaktır. Aynı şekilde, bölgesel özerk yönetimlerin Türkiye geneline yaygınlaşması durumunda, özerk yönetim bölgelerinde kadınların bugünkünden daha örgütlü düzeye gelmeleri ve taleplerinin gerçekleşmesi için mücadele etme imkanları artar.

EMEP; valiler, kaymakamlar, belediye başkanları, güvenlik birimi amirleri gibi, tüm kamu görevlilerinin halk tarafından seçilmesini, seçilmiş yöneticilerin ve yerel meclislerin kararları üzerindeki İçişleri Bakanlığı’nın görevden alma ve kararları engelleme gibi vesayet yetkilerinin sona erdirilmesini savunmaktadır. Tüm özerk bölgelerde yargı, kolluk, eğitim gibi yönetsel alanlar, bölge parlamentolarına bağlanacaktır. Almanya, ABD vb. pek çok ülkede eyalet yönetimi ve bölgesel parlamentolar bulunmaktadır.

Demokratik çözümün yolu

Ancak; Türkiye’nin diğer bölgelerindeki bölgesel yönetim anlayışından farklı olarak Kürt sorununun demokratik çözümünü içeren demokratik özerklik, yerinden/yerel yönetimin güçlendirilmesinin yanında siyasal bir anlam da içermektedir. Türkiye’nin çok uluslu kimliğinin kabulü ve bu farklı ulusların bir arada demokratik zeminde birlikte yaşamasının bir yolu olarak görülmelidir. Özerkliğin inşasında, emekçi sınıf ve tabakaların katılımının, halk denetiminin önünü açarak ilerlemek; özellikle yoksul-emekçi Kürt kadınlarının ekmek ve özgürlük talepli müdahaleleriyle daha da geliştirilmesi mümkündür.

Kuşkusuz, yerellik ve dil meselesi; yoksul, emekçi kesimlerin, kadınların, gençlerin katılımı önündeki tek engel değildir; sınıf egemenliği sorununun da çözülmesi gerekir. Özerk yönetimler, sınıf mücadelesinin engeli değildir. Tersine ulusal baskı ve ayrımcılığın ulusal ön yargılarla ayırdığı Türk, Kürt ve diğer uluslardan emekçilerin sınıfsal baskıya son vermek üzere bir araya gelme eğilimini, sınıfsal mücadele zeminini güçlendirir. 

Devletin, AKP Hükümetinin yeniden 1990’lı yılların özel savaş yöntemlerine, sınır ötesi harekatlara başvurduğu yeni çatışmalı dönemde, demokratik ve barışçı çözüm için özerkliğin bir çözüm yöntemi olarak tartışılması, kadınların ülkenin her yerinde bunu savunması önemlidir. Emek-demokrasi-özgürlük güçlerinin oluşturduğu Kongre ve Parti yürüyüşüne kadınlar olarak güçlüce katılmalı ve özerkliğin yasal statüye kavuşması, basın-örgütlenme-ifade özgürlüğü, emeğin örgütlenmesi, barajsız siyaset, kadın eşitliği gibi tam siyasal demokrasi mücadelesini yükseltmeliyiz.

www.evrensel.net