Yaşam Alanlarımız Yok Oluyor (3) Tozkoparan'dan Başıbüyük'e ortak mücadele

Yaşam Alanlarımız Yok Oluyor (3) Tozkoparan'dan Başıbüyük'e ortak mücadele
Yaşam Alanlarımız Yok Oluyor (3) Tozkoparan'dan Başıbüyük'e ortak mücadele

Fotoğraf: Can Erok/DHA

Emek Hareketi Çevre Kurulu’nun düzenlediği Kentsel Dönüşümden Bölgesel Dönüşüme: Yaşam Alanlarımız Yok Oluyor Sempozyumu, Forum Oturumu’yla; İstanbul’un kentsel dönüşüm projelerinin tehditi altında bulunan ve buna karşı mücadele veren mahallelerinden halk temsilcilerinin yaptığı konuşmalarla sona

 

SAPANBAĞLARI'NDA MÜCADELEYİ KAZANDIK AMA DAVA BİTMEDİ

Muharrem Bozkurt (Pendik Sapanbağlar Çevre Koruma Derneği Başkanı): Birinci ve ikinci oturumlarda bu ülkenin, İstanbul’un nasıl yağmalandığını, HES’lerle yeraltı kaynaklarımızın siyanürlerle nasıl katledildiğini, ormanlarımızın 2-b yasalarıyla nasıl katledilmeye hazır hale getirildiğini, su havzalarının hangi pozisyonlara geldiğini, barajlarımızın ne hale geldiğini içimiz acıyarak dinledik. Derneğim adına, bizleri aydınlatan değerli hocalarıma teşekkür ediyorum. Arkadaşlar, biz Pendik Sapan Bağlarında, Pendik Belediyesinin teklifiyle verilen birinci etap Sapanbağları, ikinci etap Yeşil Bağlar ve Yeni Mahalle olmak üzere yapılması planlanan kentsel dönüşüm projelerine karşı mahalle halkımla beraber hukuksal zemin üzerinde, Anayasanın verdiği hakları kullanarak onurlu bir mücadeleyle olayı idari mahkemeye taşıyıp, yürütmeyi durdurma kararı ve iptal kararları çıkartıp kentsel dönüşüm projesini, İstanbul Büyük Şehir Belediyesinde (İBB) iptal ettirme şansına eriştik. Bölgemizin tamamının imar  parseli olması belki de bizim için bir avantajdı. Fakat hâlâ Kartal’ın güneyindeki ‘Kartal Kentsel Dönüşüm Planları’ bizim bölgemizi de tehdit etmektedir. Sermaye grupları ve İBB’nin de asla bu uygulamadan vazgeçeceğini zannetmiyoruz. Bundan sonra sadece yargıyla yürütülecek bir mücadelenin Türkiye’de başarılı olacağına inanmıyorum. Yapılacak tek bir mücadele kalmıştır, emekçi sınıfının kendi mücadelesi yani örgütlenmedir. Emekçi sınıfı kendi mücadelesini yapmak zorundadır. Dün olduğu gibi bugün ve yarın da yapmak zorundadır. Bu ülkeyi borçlandıra borçlandıra artık borçlandırma sınırını aştılar. Sata sata satmanın sınırını da aştılar. Şimdi ellerinde kalan tek bir uygulama var, o da vatandaşın elinde bulunan topraklar; yıllarını verdiği, dişiyle tırnağıyla kazıyıp yaptığı yerlere göz dikerek onları Ağaoğlu gibi Babaoğlu gibi firmalara peşkeş çekerek, buradan ne kadar rant elde ederiz, borçlarımızı nasıl kapatabiliriz onun derdine düşmüşlerdir.

TOPLUMSAL TEPKİ KAZANDIRIR

Ahmet Gül (Tarlabaşı Mülk Sahipleri ve Kiracıları Kalkındırma ve Sosyal Yardımlaşma Derneği): Ben bir dönem AKP’ye oy vermiş biri olarak söylüyorum ben böyle diktatör bir yönetim görmedim. Bir iktidar halkına saygılı değilse, demokrat değilse çok konuşacak bir şey yok demektir. İnsanlar Tarlabaşı’na bakınca burada bir düzenleme olmalı diye düşünüyorlar ancak işin iç yüzü bilinmiyor. Bu yasaları yaparken düşünmek gerekiyor siyasi iktidarlar toplumun menfaatine mi çıkarmışlar bu yasaları. Yoksa bir takım rant kurumlarına bu şehrin değerli yerlerini peşkeş çekmek için mi bu yasalar çıkıyor buna bakmak lazım. 72 milyonluk ülkemizin insanları ne yazık ki bu gerçeğin farkında değiller. Bunun farkında olan bu dönüşümle karı karşıya kalan; o mahallede, o bölgelerde yaşayan insanlar oluyor. Bunun için de destek gerekiyor, kitle örgütlerinden destek gerekiyor. İnsanlar mağdur çünkü. En acı tarafı ise bugün bizi yöneten iktidarın bu olayları bakış açısı. Burada tek bir amaç var. İsterse Başıbüyük, ister Tarlabaşı ister Tozkoporan olsun tek amacın rant olduğunu görüyorsunuz. Üzücü olan bu. Yoksa tabii ki herkes istiyor deprem güvenliği olan yerde yaşamak; alt yapısı düzgün yerlerde yaşamak. Ama iktidarın amacı bu değil; tepkimiz de bundan dolayıdır. Bakanlar Kurulu bizim bölgemizi “yenileme” alanı ilan etti. Amaç şu; bu bölgeyi Tarlabaşı’nı; yüzde 80’i tarihi bina, 1800’lü yıllarda yapılmış binalar; yasanın amacına bakıyoruz bu binaları restore etmek olarak yazıyor. 30-40 yıldır vatandaşın çatısından yağmur aksa kiremitini değiştiremez, zabıta engel olur. Böyle olunca binalar bugünkü hale geldi. Amaç yenilemek ve yaşanabilir hale getirmek deniyor. Ancak uygulama tamamen farklı. Belediye buraları Tayyip Erdoğan’ın en yakın arkadaşı Ahmet Çalık’a ihale etti. Tapulu mülkiyetlerin ihaleye çıkartıldığı nerede görülmüş? Biz diyoruz ki yenilenecekse biz yenileyelim  Dernekler olarak bir araya gelerek, nerede gerekiyorsa orada toplumsal tepkimizi göstermeliyiz. Yoksa başaramayız.


BİZİ BİRBİRİMİZE DÜŞÜRMEK İSTİYORLAR

Adem Kaya (Maltepe Belediyesi CHP’den Belediye Meclis Üyesi): Görüyorum ki İstanbul’da dernekler birliklerini sağlamaya başlamış. Bu toplantıyı düzenleyenlere teşekkür ediyoruz. Benim mahallem Başıbüyük Mahallesi; Sulukule’den sonra eski mahalledir. 760 senelik bir geçmişi var. Mahallemde iki üniversite kurulmuş. 4 ilköğretim okulu bulunuyor, nüfusu ise 24 bin. 81 vilayetten gelen insanların yaşadığı bir mahalle. Mahallenin yüz de 60’ı inşaat sektöründe çalıştığı ve 1999 Depremi itibariyle inşaat işleri durduğu için ev ekonomisi kadınların üzerindedir. Kadınlar, temizliğe giderek evlerini geçindirirler. Erkeklerimiz ise ev temizliği ve çocuk bakımı yapar. Kentsel dönüşüme gelirsek, bu konuyu 2006 yılının nisan ayında öğrendik. Ama aslında iki ay önceden kararı imzalanmıştı, kimsenin haberi yoktu; Başıbüyük halkının haberi yoktu. Üç tane kafadar; halkın yüzde 72 oyuyla seçilmiş AKP’li Eski Belediye Başkanı Fikri Köse, İBB Başkanı Kadir Topbaş ve TOKİ Başkanı, iki dudak arasında atanmış yoksul halk düşmanı Erdoğan Bayraktar’ın başlarının altından çıkmış bu plan. Plan şu; Başıbüyük Keçiyatağı denen mevkiine taşınacak buraya 1800 konut yapılacak. Bunların akıl hocası kimse 1/100 binlik planlarda buranın bölge parkı ve askeri alan olduğu ortaya çıkınca çark ettiler. Maalesef içimizdeki bazı arkadaşlarımız da “Biz yerinde dönüşümü savunuyoruz” diyerek bizim önümüze geldiler ancak daha sonra bunun külliyen yalan olduğunu, bir kandırmaca olduğunu anladık. Yapılan protokol gereği halkın yenilemeden sonra bölgeye geri dönüşü projede yoktu. Bu AKP’nin milli politikası haline geldi. “Ben gecekonduları, varoşları, kentsel dönüşüm adı altında, hangi şartlarla olursa olsun TOKİ ile birlikte dönüştüreceğim” diyor AKP. Ancak Başıbüyük’te AKP’nin başaramadığını CHP başardı. CHP’ye verilen oylar zehir zıkkım olsun. Mahalle ikiye bölündü. Bazıları TOKİ’den daire almak konusunda anlaştılar. Mahallenin birbirine düşmesi için uğraşıyorlar. Ancak biz komşumuzla düşman olmak istemiyoruz.

İbrahim Bilgili (Gülsüyü-Gülensi Yaşam ve Dayanışma Derneği Başkanı): Gülsuyu 1950’de kurulmuş olup yerleşime açılmıştır. 1955’te, muhtarlık statüsünü kazanmış ve giderek buralarda nüfus yoğunlaşmıştır. 1971 senesinde bir yıkım gerçekleştirilmiş, mahalleli bir araya gelerek bu yıkımı durdurmuşlar. 1971 senesindeki sürekli tekrarlanan yıkımlar karşısında halk, daha bilinçli ve örgütlü bir şekilde yıkımlara karşı çıkmıştır. Halkın kendine olan güveni giderek ülkemizde de sol siyasetin ağırlık kazanması mahallemizde sol dinamiklerin ağırlıklı olarak örgütlenmesini getirmiş. Bu tabii ki mahallemize bir ayrıcalık, bir güç kazandırmış. Fakat sermaye grupları bu güçten korkmaya başlamıştır. Nihayetinde, kentsel dönüşüm adı altında pazarlanan yerlerin emekçilerin yaşadığı yerler olduğunu görüyoruz. Yani burada kişiler sınıf mücadelesini kendilerine önder görmezlerse; sınıf mücadelesi merkezinde bir araya gelmesini beceremezlerse kurtuluşu sağlayamazlar. Tek başına kurtuluş yok arkadaşlar. Gülsuyu ve Gülensu, 1980’den sonra yaşanan 12 Eylül faşizminde büyük darbeler görmüştür bedeller ödemiştir.  Bu bedellerin sonucu mahallemizde belli kırılma noktaları oluştu ve 1983 senesinde imar-ıslah planları oluşturuldu. Turgut Özal döneminde bizlere tapu tahsis belgeleri sunuldu. Kimileri bunu tapuya çevirdi, kimimizde ise hâlâ tapu tahsis belgeleri duruyor. Gülensu Mahallesinde tapulu olan yerler var tapusuz olan yerler var. Yani kısacası çok bilinmeyenli denklemler var. Ancak biz bu TOKİ’ye mahalleye sokmayacağız, biz birlik olursak başarırız arkadaşlar. Aynı kaderi paylaştığımız mahallelerimizle bir araya gelmeliyiz. Sadece mahallemizi değil tüm yaşam alanlarımızı korumak zorundayız.



Mustafa Arı(Ataşehir-Yenişehir Mahallesi Muhtarı): Mahallemizin kurulu olduğu bölge yeşil alanı fazla olan bir bölge. 40 hektarlık bir alandan ve  1250 konuttan oluşan bir yerden bahsediyoruz. Ancak bugün görüyoruz ki TOKİ bu bölgede,  konutları yıkarak yerine 6 bin konut yapmak, AVM’ler inşa ederek bir rant alanı yaratmak istiyor. Kat mülkiyetli, tapulu yerler buralar. 2009 Yerel Seçimlerinde sayın belediye başkanımız benim mahalleme gelip “Ben sizin TOKİ’ye karşı mücadelenizde sonuna kadar yanınızdayım” dedi, tıpkı Kartal ve Maltepe’de olduğu gibi. Ama şimdi hepsi TOKİ’ye, hükümetin kanunsuz işlerine çanak tutuyorlar. Rantın olduğu yerde din iman yok; rantın olduğu yerde ideolojik görüş de yok. Benim aktarmak istediğim bu birlikteliğimizi, örgütlü bir şekilde korursak; tüm derneklerle birlikte ortak kolektif bir çalışma ile büyütürsek biz hakkımızı sonuna kadar alabiliriz. Ama birbirimize düşüp hakkımıza sahip çıkmazsak, alamayız.

Ancak hükümet ve belediyeler başka politika yürütüyor. Ben bu mahallenin muhtarıyım; ancak belediye başkanı ve TOKİ’nin yetkili birim müdürleri benim hakkımda sabahtan akşama kadar “Sizim muhtarınız mahalleyi pazarlamaya çalışıyor” diyerek konuşuyorlar.

Buradan sesleniyorum hükümete; polis de senin elinde, yetki senin elinde, hükümette olan da sensin. Varsa böyle bir gerçek ve sen beni görevden almıyorsan sen de hükümet olarak suç işliyorsun. Gelip mahallenin halkını ikilik yaratarak birbirine düşürmeye çalışıyorlar

Biz hakkımızı sonuna kadar savunacağız. Maalesef seçimden önce kapımızdan ayrılmayan kişi şu anda bize randevu vermiyor ben bile mahalle muhtarı olduğum halde 2 yıldır randevu verilmediği için kendisiyle görüşemiyorum.
Arkadaşlarımızın bir tanesi “Çözüm nedir?” diye sordu. Arkadaşım sen sandığa gittiğin zaman oy verirken bir kez daha düşüneceksin ve ona göre oyunu vereceksin. CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu çıkıyor, Kayseri Belediye Başkanını eleştiriyor. Sen önce Maltepe, Ataşehir, Kartal belediye başkanlarını düzelt ondan sonra git Kayseri’dekine laf et. Ben burada Kayseri Belediyesini savunmuyorum ama önce kendi üstündeki çamuru temizleyeceksin sonra başkalarına çamur atacaksın. Başbakanı da eleştiriyorum, her konuşmasında “Ben tüyü bitmemiş yetimin hakkını yedirtmem” diyor geliyor burada bütün malını elinden alıyor. Bu topluluğa bu hak arama mücadelesi için buraya gelen arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Biz bir an önce kentsel yenileme ile ilgili mağdur olan bölgeler birlikte bir çalışmanın içerisine girersek başarılı olacağımıza inanıyorum.


YÖNETİCİLERDEN HESAP SORMALIYIZ

İbrahim Doğan (İstanbul Büyükşehir Belediyesi CHP Belediye Meclis Üyesi): Vatandaşlarımızın mağdur olmasının temel sorumlusu kapitalist sistemdir. Kapitalizm; sermaye bahçenizin köşesine diktiğiniz 4 domatese 2 bibere göz diker, onu hazmedemez. Komşular arasındaki dayanışmayı hazmedemez. Kentsel dönüşümün altında yatan nedenlerden bir tanesi de insanlar arasındaki yatay dayanışmayı ortadan kaldırmaktır.

Kapitalist sistemde sosyal devlet anlayışı yok. Esas mesele, önü deniz manzaralı, arkasında orman olan o güzelim yamaçları kendi yandaşlarına peşkeş çekmektir. Daha önce bu bölgeler sanayi alanıydı; sanayide çalışması için modern köleler, işçiler lazımdı. Biz köyümüzden kalktık işsizlik dolayısıyla geçim derdiyle buraya geldik. Bu fabrikalarda babalarımız amcalarımız, dedelerimiz çalıştı. Fakat akşam gidecek yerimiz yoktu. İşveren kendi başının çaresine bak dedi. Vatandaş da dişinden tırnağından biriktirdikleriyle evini yaptı. Ama şimdi beyefendilerin iştahı kabardı, yoksul insan görmek istemiyorlar, hazmedemiyor onu. Toprak şimdi orda rant kazandı. Vatandaşın sadece evine değil, ormanına, yeşil alanına da sahip çıkması gerekiyor. Sadece “Tapumuzu versin sonra ne olursa olsun” diyemeyiz. Örgütlü olmamız, neyi savunacağımızı bilmemiz gerekiyor. Seçimlerle irademizi teslim ettiğimiz insanların yakasına yapışmamız, hesap sormamız gerekiyor.

Turan Mengeçür (İstanbul Büyükşehir Belediyesi CHP Belediye Meclis Üyesi): Yaşadığımız sorunların çözümü var. Maltepe Belediye Başkanı, Başıbüyük’ün tapularını vermek isterse bunu başarır arkadaşlar. Buranın mülkiyeti Maltepe Belediyesine aittir, bunun üzerinde başkası herhangi bir planlama yapamaz. Aslında yapacağı iş çok basit; imar-ıslah çalışması başlatacak, parselizasyon çalışmasını yapacak, sonra da vatandaşlara tapularını sunacak. Kartal Belediyesi yaptı bunları, tapuya askıya çıkarttı, tescil ettirdi. Tek tek Kartal Belediyesi adına tapu çıkarttı. Tapu tahsis belgemiz yoktu. 1985’ten sonra yerleşmiştik biz olarak. Belediye “Emlak rayiç bedelinden, 150 liradan satıyorum size bunu gelin alın” dedi. Tapularımızı aldık. Böyle bir örnek varken bu belediye başkanları neden hâlâ TOKİ ile anlaşmaya çalışırlar; anlamış değilim.
 

Erdoğan Yıldız (İMECE): Bir çok mahalle kentsel dönüşüm saldırılarına karşı kendi deneyimlerini aktardılar. Ortaya çıktı ki sadece mahalleleri savunmak yetmiyor. Bunu eğitim hakkı, sağlık hakkı, ulaşım hakkı gibi mücadelelerle de birleştirmek gerekiyor. Aynı zamanda İstanbul’a sahip çıkmamız gerekiyor. Bizim üzerimize plan yapanlar, bizim geleceğimiz hakkında karar verenler maalesef tek bir vücut halinde birleşmiş durumdalar. Karşımızda hükümet var, TOKİ var, yerel belediyeler var, büyükşehir belediyeleri var. Onların 2023’lere kadar stratejilerini belirlenmiş durumdalar. Biz de mağdurlar olarak kendi bulunduğumuz yerlerden müdahale etmeye çalışıyoruz. Biz de ortak stratejimizi belirlemek zorundayız. Ortak bir direniş hattı oluşturmak zorundayız.

Mehmet Doğan(İnşaat Mühendisi): Kentsel dönüşüm denilen olgu bilin ki her ne olursa olsun halkın aleyhinedir. Başıbüyük Mahallesi’nde mülkiyet hakkı Maltepe Belediyesine, sahiplerine dağıtılmak üzere devredildi. Ancak belediye bunu yapmıyor. AKP TOKİ ile burada bloklar inşa etti. Bir kısmını polislere, bir kısmını Ayamama’dan gelen gecekondu sahiplerine verdi. Geriye kalan 197 konut, 197 baş belası Başıbüyüklüleri bekliyor. Halkı birbirine düşürmek için bekliyor. Başıbüyük bu oyuna gelmemeli.

evrensel.net

İLGİLİ HABERLER

17 Ekim 2018 14:16
Sağlıkta Şiddet Yasası Tasarısı için Meclis’te görüşmeler yapmayı planlayan TTB, şiddet yaşanması durumunda da iş bırakacakları uyarısında bulundu.

Toplam Query: 31