İnsafsızlığa perçin

İnsafsızlığa perçin

2009 yılından beri çalışmaları devam eden Ulusal İstihdam Stratejisi geçtiğimiz ay kamuoyuna sunuldu. Temel hedefi işsizliğe çare oluşturmak. Bu hedefe ise ‘İstihdamın işverene yarattığı yükler’ olarak nitelenen işçilerin ücret dışı haklarını azaltarak ve işgücünün aktifleştirilmesi yoluyla ulaşılması d&

Sümercan Bozkurt

Peki oldukça kapsamlı bir istihdam politika yönelimine işaret eden strateji metni kadınları ne şekilde konumlandırıyor ve kadınlar için ne gibi emek piyasası politikaları öngörüyor?

KADINLARIN LEHİNE BİR ŞEY VAR MI?

Ulusal İstihdam Stratejisi’nin özellikle üzerinde durduğu iki sorundan birisi kayıt dışı istihdam. Diğeri ise kadınların da dahil edildiği dezavantajlı grupların iş gücüne katılımlarının düşük, bu kategorilerdeki işsizliğin yüksek olması. Bir başka deyişle söz konusu kesimlerin istihdam edilebilirliklerinin düşük olması. Bu iki soruna çözüm olarak sunulan araçlar ise esnek çalışma ve iş gücünün istihdam edilebilirliğini artırma iddiasıyla uygulamaya konan aktif iş gücü politikalarının yaygınlaştırılması. Bu mekanizmalarla kadınların durumlarının iyileştirileceği vaadi sunuluyor. Bu vaatler, esnek çalışma ve güvencesizleştirmenin önemli bir meşruiyet aracı olarak kullanılıyor. Emekçi sınıfların uğradığı ve uğrayacağı hak kayıpları, halihazırda dezavatajlı olan kadınların bu durumlarının tescillenmesi yoluyla önemli ilerlemeler olarak gösteriliyor.

Türkiye’de kayıt dışı istihdam toplam istihdamın neredeyse yarısını oluşturuyor. Kadın çalışanlar arasında kayıt dışı istihdam çok daha yaygın. Dolayısıyla bu alanda öngörülen politikalar kadınları doğrudan etkileyecek nitelikte. Strateji metni kayıt dışı istihdama temel çare olarak işverenin ücret dışı ‘yüklerinin’ azaltılmasını öngörüyor. Ve kayıt dışı çalışanlara yönelik denetimlerin artırılacağını söylüyor. Nedir bu denetim örneğin: özellikle işveren sosyal güvenlik primlerinde indirime gitmek ve belli kategorileri istihdam etmek konusunda işverene çeşitli teşvikler sağlamak . İşverene herhangi bir  yaptırım uygulamadan ve temel olarak üzerindeki ‘yüklerin hafifletilmesi’ yoluyla kayıt dışı istihdamla etkin şekilde mücadele edilemeyeceği ortada. Bu durumda kayıt dışı istihdamın çeşitli sektör ve büyüklükteki sermaye için avantajlı olmayı sürdüreceği, düşük ücret ve ücret dışı haklardan yoksun bir şekilde kayıt dışı olarak çalıştırılan kadınların konumlarında önemli değişiklikler gerçekleşmeyeceği söylenebilir.  
“Kadınların, gençlerin ve dezavantajlı grupların iş gücü piyasasına katılımı iş gücü piyasası esnekleştirilirse artar” iddiası Türkiye dahil dünyanın bir çok ülkesinde kapsamlı emek piyasası reformlarının önemli bir meşruiyet kaynağı olarak sunuluyor. Oysa iş gücü piyasalarının esnekleştirilmesi, işverenin işçisini daha kolay işe alması ve işten çıkarabilmesinin yasallaştırılması demek. Dahası, Ulusal İstihdam Stratejisi’nin kadınlar için öngördüğü sarmalda şunlar var:
*Temelde geçici işçilik,
*Bunun bir biçimi olan geçici istihdam büroları tarafından kiralanma yoluyla işçilik,
*Kısmi süreli işçilik (part-time),
*Kayıt dışı işçilik (Geçici veya sürekli olarak kayıt dışı çalışma),
*İşsizlik ve bunlara ek olarak kadının ücretsiz ev içi emeği.
Esnek çalışmayı en fazla gençler ve kadınların tercih edeceği iddia edilmekte, öngörülen düzenlemelerle bu kategoriler için güvenceli ve tam süreli çalışma biçimleri fiili olarak ortadan kaldırılmaktadır.


KADINLARA SÖYLENEN: İŞ İSTİYORSAN 'SÜREKLİ EĞİTİM' ŞART!

Strateji metninin öngördüğü bir diğer uygulama da aktif istihdam politikalarının artırılması ve yaygınlaştırılması.  Bu kapsamda kadınların ‘iş gücü piyasasının ihtiyaçlarına yönelik bilgi ve beceri düzeylerinin’ ve ‘verimliliklerinin’ artırılması için daha fazla mesleki eğitime tabi tutulmaları söz konusu olacak. Bir başka deyişle, öngörülen uygulamalar çerçevesinde piyasanın ihtiyaç duyduğu niteliklere göre değişen biçimlerde sürekli olarak ve farklı alanlarda mesleki eğitime tabi olmak istihdam edilebilmek ve bunu sürdürmek için fiili bir zorunluluk haline gelecek. Üstelik  kamu kesiminin mesleki eğitimden kademeli olarak çekilmesi öngörülüyor. Bu yolla uzun vadede piyasanın ihtiyaçlarına yönelik olarak mesleki eğitime tabi tutulmanın tamamen ücret karşılığı hale getirilmesi de söz konusu olabilecek. 

Bunların bir uzantısı olarak:
· Belirli süreli iş sözleşmelerinin zincirleme olarak yapılması imkanının tanınması, sürekli olarak bu tip sözleşmelerle işçi çalıştırmanın yolunu açacak. Strateji metninde belirtildiği üzere “Belirli süreli çalışma iş güvencesi kapsamı dışında olduğu için, işletmelerin işten çıkarma maliyeti olmadan ihtiyaçlarına göre istihdam düzeylerini ayarlamalarına fırsat vermektedir”. Bir başka deyişle, belirli süreli sözleşme ile çalışma ve kayıtsız çalışmanın denkleştirilmesi söz konusu.
· İşverenlerin ‘katlandığı’ bir ‘maaliyet’ ve kayıt dışı istihdamı tetikleyen önemli bir unsur olarak görülen kıdem tazminatlarının düşürülmesi öngörülmektedir. Bu durum gelecek kuşaklar, kadın erkek işçiler, için önemli bir hak kaybına yol açacak.


KADINLARA ÖZEL MADDELERDE NELER VAR?

Gerçekleştirilmesi öngörülen bu değişiklikler kadınların emek piyasasındaki dezavantajlı konumlarının perçinlenmesi ve hatta daha da ileri götürülmesi yönünde bir eğilime işaret ediyor. Bunların yanında İstihdam Stratejisi kadınlara özel olarak belirlenmiş bazı maddeler de içeriyor. Bu maddeleri kısaca şu şekilde yorumlamak mümkün:

* Çocuk bakım hizmeti sağlayan işyerlerine teşvik verilmesi ve işverenlerin çocuk bakım hizmetlerine ilişkin harcamalarına vergi muafiyeti getirilmesi: İşverenlerin çocuk bakım hizmetlerini üstlenmeleri zorunlu kılınmadığı veya bir kamu hizmeti olarak sunulması öngörülmediği için söz konusu teşvik ve/veya vergi muafiyeti fiili uygulamaya geçmesi sınırlı olacağı söylenebilir.  
* Çocuğu olan ailelere bakım yardımı verilmesi; ailelere gelir durumları ve çocuk sayısına göre çocuk bakım kuponu verilmesinin de alternatif olarak değerlendirilmesi: Öngörülen bu yardım gelir durumları ve çocuk sayısına göre ailelere verilecek şekilde düşünülmüş. Dolayısıyla doğrudan çocuklu kadınlara yönelik değil aileye yönelik bir yardım biçiminde formüle edilmiş.
* Ev hizmetlerinde çalışan kadınların kayıtlı çalışmaya geçmeleri ve sosyal güvenlik sistemine dahil olmalarının özendirilmesi: Ücretli ev işçisi kadınların sosyal güvenlik sistemine dahil edilmelerinin sağlanması (Özendirilmesi değil) gerçekleşmesi halinde önemli bir adım olacaktır. Ancak yalnızca işverenin teşvik edilmesiyle ücretli ev işçiliğinde kayıt dışılığın önüne geçilemeyeceği açık.
* Bilinçlendirme Çalışmaları ve Eğitimler: Kadınların istihdam edilebilirliğine engel olduğu düşünülen çeşitli konularda bilinçlendirme ve eğitimler yapılmasını öngörüyor. Bu sorunlu konular temelde kadınların iş gücü piyasasına girişlerini zorlaştırdıkları gerekçesiyle ele alınıyor. Esas olarak birer bilinç problemi olarak düşünüldüğünden, yaptırımlardan sınırlı olarak bahsediliyor. Bunlar arasında işyerinde tacizi önlemeye yönelik ve kadın istihdamının önünde engel teşkil eden kültürel engelleri azaltmaya yönelik bilinçlendirme çalışmaları ve kırdan kente göçle birlikte yaşanan iş gücünden çekilmelerin azaltılması için eğitimler yapılması gibi faaliyetler yer alıyor.  
* Kadın konukevlerindeki şiddet mağduru kadınlar, hükümlülük süresi bir yıldan az olan cezaevindeki kadınlar ile kocası ölmüş veya boşanmış kadınların ekonomik ve sosyal yaşama katılımlarının sağlanması amacıyla gerçekleştirilecek projelere öncelik tanınması: Projelere öncelik tanınması oldukça muğlak bir ifade ve söz konusu projelerin nasıl hayata geçirilecekleri ve sonuç üretme bakımından ne derece etkili olacakları şüpheli. Muğlak ve yetersiz bırakılmış olsa da bu maddenin kadın örgütlerinin mücadelesinin ve kadına karşı fiziksel, ekonomik ve sosyal şiddetin artık görmezden gelinemeyecek boyutlara gelmesinin oldukça sınırlı bir yansıması olduğu söylenebilir.  
* Kadınların evlendikten sonra bir yıl içinde işten ayrılması durumunda kıdem tazminatı alması, emeklilik yaşı, ebeveynden bağlanan emekli maaşı ve çeyiz parası vb. düzenlemelerin gözden geçirilmesi:  Raporda sözü edilen bu uygulamalar ‘Kadının çalışmamasını ödüllendiren’ düzenlemeler olarak nitelendiriliyor. Kadınların bu ve bunun gibi hakları konusunda yapılacak gözden geçirmelerin önemli hak kayıpları anlamına geleceği açıktır.
* Analık izinlerinin firmalar açısından kadın çalışanları görece daha maliyetli kılması sebebiyle, benzer izinlerin babalara da tanınması: Bu düzenleme önemli bir gelişme olarak görülebilir. Ama annelik ve babalık izinlerinin birer hak değil de maliyet unsuru olarak tanımlaması Strateji metninin dayandığı temel mantığı göstermek açısından dikkat çekici.  
* Kadınların istihdamını teşvik etmeye yönelik SGK işveren prim indirimlerinin yeniden düzenlenmesi: Bu madde de işverenin yükünü azaltmak yoluyla kadın istihdamının artırılacağı varsayımına dayanıyor. Söz konusu prim indirimlerinin esneklik, güvencesizlik ve kayıt dışılık koşullarında herhangi bir sonuç üretip üretmeyeceği ise şüpheli. (KIRKYAMA)

*ODTÜ Araştırma Görevlisi

www.evrensel.net