'İnadına barışı örgütleyeceğiz'

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ile Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) tarafından düzenlenen Diyarbakır'daki 1 Eylül Dünya Barış Günü mitingine 30 bin kişi katıldı. İstasyon Meydanı'nda düzenlenen mitingde BDP'li milletvekilleri Gültan Kışanak ve Nursel Aydoğan, DTK Koordinasyon Kurulu üyeleri, BDP Diyarbakır İl Başkanı M. Ali

ASKER BABASI: HAKİKATLERİ ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULSUN

Oğlu askerde öldürülen ancak kendilerine "İntihar etti" denilen Reşat Pamuk, Türk ve Kürt annelerine seslenerek, "İki isteğim var. Türk anneleri ve Kürt anneleri çocuklarını askere göndermesin" dedi. Başbakan Erdoğan'a çağrıda bulunan Pamuk, "Erdoğan'dan bir şey istiyorum. Türklerden ve Kürtlerden oluşan bir Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurup öldürülen asker olaylarını araştırsın" dedi.

HPG'Lİ YAKINI: ARTIK YETER

Ardından konuşan HPG'li yakını Hatice Odabaşı ise, "Akan kan dursun, barış gelsin. 30 yıldır acı çekiyorum. Eşim, kızım, oğlum, amcamın oğlu şehit düştü bu yolda. Yine de barış istiyoruz. Arık yeter. Emine Erdoğan gelsin konuşalım. Cenazelerimiz yakılıyor, öpecek sağlam bir yer yoktu. Artık yeter" şeklinde konuştu.

'İNADINA BARIŞ'

Daha sonra söz alan DTK Koordinasyon Kurulu Üyesi ve BDP'li vekil Demir Çelik, Ramazan Bayramı ve 1 Eylül Dünya Barış Günü'nü kutlayarak konuşmasına başladı. "Ramazan ayını kutsallığına, 1 Eylül'ün barış günü olduğuna aldırış etmeden savaşı bize dayatanlar, savaş kışkırtanlar, yüreği barış için atanlar barışı getirinceye kadar direnişe devam edecek" diyen Çelik, "Kutsal kitaplarımızın hiçbirinde öldürmekten bahsetmez, yaşamaktan bahseder. Bu coğrafyada topyekûn savaşla fermanımızı çıkarmış durmadan dağlarımızı şehirlerimizi bombalamaya devam ediyor. Gençlerin ölümlerine ferman çıkaranlar iyi bilsin ki gerilla ve asker anneleri el ele vermişse, yakında gerilla ve asker de barış ve kardeşlik için birlikte olacaktır" dedi. Çelik, "Öcalan ömrünün baharından bu yana barış, kardeşlik için dur durak bilmeden mücadele ederken, bugün 47. gündür kendisiyle diyalog ve görüşme yapılmıyor. Kimin savaştan ve barıştan yana olduğu görülmüyor mu?" diye sordu. Çelik, "Biz davamıza sahip çıkacağız. Onurlu bir barış, özgür bir kimlik, Demokratik Özerklik için ya özgürlük ya özgürlük. BDP ve DTK olarak inadına barışı örgütleyeceğiz" diye konuştu.

'KÜRTLERE YAPILAN SİZE YAPILSAYDI SİZ DE DAĞA ÇIKARDINIZ'

Ardından konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, "Onurlu bir barış için, tüm annelerin başı dik evlatlarına sarıldığı günün hasreti ve özgürlük hasretiyle sizi selamlıyorum" diyerek konuşmasına başladı. "Yine annelerin gözyaşları iftar sofralarına aktı" diyen Baydemir, "Şeyh Sait'ten Seyit Rıza'ya, Mazlum Doğan'a, Vedat Aydın'a bu bedeller artık barışın nedeni olsun Allahım. Artık yeter. Bu savaş insanlıktan her şeyi kopardı. Nasıl Allah'ın bir olduğuna inancımız varsa, bu halkın mücadelesi de haktır. Ya birlikte, özgür bir yaşam ya onurlu bir barış, ya herkesin farklı ama eşit olduğu özgür bir ülke ya da hiç" dedi. Türk halkına seslenen Baydemir, "Şeyh Sait'ten bu yana Kürt halkına yapılan size yapılsaydı siz de dağa çıkardınız. Vallahi billahi çıkardınız. Dağa çıkmak, silaha sarılmak Kürt halkının evlatlarının istediği tercih değildi. Zulme karşıydı, vahşete karşıydı bu bir sebep değil bu zulmün sonuçlardan sadece bir tanesiydi. Artık bunu görmeniz lazım" ifadesinde bulundu.

'90'LARDAKİ MİMARLAR GİTTİ'

Baydemir, şöyle devam etti: "Bu savaşın sona ermesini Kürt halkı kadar isterseniz, bu savaş bu çatışma, bu kan ve gözyaşı bir ayda durur. Bir tek çare var, o da müzakeredir. O da istişaredir. Onun için Diyarbakır meydanından bir çağrım var İmralı'da başlayan müzakere nerede durduysa adil bir şekilde oradan başlamalıdır. Bugün Kürt annesi ağlıyorsa, polis, asker, gerilla yaşamını yitiriyorsa bunda en büyük vebal siyaset kurumuna düşmektedir. Başbakan, bu ölümlerde sizin vebaliniz çok büyüktür. Kılıçdaroğlu, Bahçeli bu ölümlerde vebaliniz çok büyüktür. Kürt siyasetçilerin elini tutsaydınız şimdi başka tartışmaları yürütüyor olacaktık ama barıştan korktular Kürt halkını kandırmak istediler. Eğer öldürmek çareyse, mutlaka kan istiyorsanız, Allahın huzurunda gelin benim canımı alın. Gelin benim kanımı dökün. Eğer bu size çözüm getirecekse, kin ve intikam duygularınızı tatmin edecekse gelin canım halkıma kurban olsun. Ama bir tek askerin, polisin ve gerillanın yaşamına artık kastedilmesin." Diyarbakır'da yeni cezaevi, askeri operasyonlar ve kara harekatı ile ilgili haberlere dikkat çeken Baydemir, "Sayın Başbakan bunlar yapıldı. Çiller'in, Demirel'in Ağar'ın başkanlığında bütün bunlar yapıldı. Bunların mimarları gitti. Kimisi de Silivri'de cezaevinde. Savaş hazırlığından vazgeçin, barış hazırlığına başlayın. Barış büyük bir erdemi gerektiriyor" diye konuştu. Baydemir'in "Biz ne istiyoruz" sorusuna kitle hep bir ağızdan "Barış" yanıtı verdi.

ALPAY: YAŞASIN BARIŞ

Ardından konuşan Akademisyen Necmiye Alpay, "Barış yolunda büyük bir yol aldınız sizi kutluyorum. Bizim için barış iki anlama geliyor. Biri silahların susması yani operasyonların durması ve gerillanın ateşkes yapmasıdır. İkinci anlamı, halkların özgürlüğüdür. Hiçbir halkın diğerinden üstün olmadığı bir barış toplumudur. Barış halkların özgürlüğü demektir. Kürt halkından kendi şahsıma özür dilemiştim yine özür diliyorum, Cumhuriyetten bu yana uygulanan politikalar için. Kürt ve Türk halkının üzerindeki baskıların kalkması için yaşasın barış" dedi.

KIŞANAK: BAŞBAKANI KINIYORUM

Son olarak konuşan BDP Siirt Milletvekili Gültan Kışanak, "Onurlu, başı dik, direngen Amed halkı hoş geldiniz. Amed barışın kalesi, direnişin, çözüm siyasetinin kalesi kutluyorum sizi" diyerek konuşmasına başladı. Yıldırım Ayhan'ın öldürülmesine dikkat çeken Kışanak, "Operasyonlar dursun, savaş çözüm değildir diyalog ve müzakere olsun diyen Yıldırım Ayhan da hedef gözeterek öldürüldü. Bu özgürlük şehitlerimizin huzurunda saygıyla eğiliyorum. Bu bayram acı içinde yaşadığımız son bayram olsun. Ne yazık ki bu ülkede savaştan kandan gözyaşından medet uman bir iktidar var" dedi. Ortadoğu'nun iki büyük sorunu olduğunu, bunlardan birinin Kürt sorunu diğerinin Filistin sorunu olduğunu ifade eden Kışanak, "İkisi de adil şekilde çözülmeden bu coğrafyaya barış gelmeyecek" dedi. "Çözümsüzlükte ısrar edenlere karşı gelin birlikte olalım" diyerek Türkiye halklarına seslenen Kışanak, "Gelin savaşın karşısında hep birlikte saf tutalım. Savaşı ve çözümsüzlüğü dayatan Başbakanı kınıyoruz. Bizim safımız çözüm direniş safıdır. Herkesi direniş saflarına davet ediyorum" dedi.

'MÜZAKERE VE DİYALOG TEK SEÇENEK'

Çözüme hazır olduklarını ifade eden Kışanak, "Projesini, yaptık, siyasetini de yapıyoruz. Özerklik, anadil, yeni anayasa çözüm projesidir. Bu projelerimizde ısrar ediyoruz. Erdoğan bu çözümsüzlükte ısrar ederse yenilmekten başka bir şansı yoktur. Tasfiye savaş zihniyeti başarıya ulaşmadı, Kürdistan'da da yenilmeye mahkumdur" dedi. Öcalan'ın "Savaşı durdurabiliriz" çağrısına yanıt vermediğini ifade eden Kışanak, "Başbakan siyaseten yanıt vermedi tankla, topla savaşla yanıtı verdi. Biz bu yanıtı kabul etmiyoruz. Sayın Öcalan'ın en güçlü aktör olduğuna, savaşı sona erdirecek en güçlü aktör olarak görüyoruz. Başbakan tecrit siyasetiyle savaş kışkırtıcılığı yapıyor. Bu halk senelerdir meydanlarda 'Öcalansız yaşam, yaşam değildir' diyor, Başbakan bunu duy. Çözüm siyaseti, müzakere ve diyalog hala Türkiye'nin tek seçeneğidir. Bunun dışındakiler seçenek değildir. Bunun dışındakiler savaş kan ve kaostur" dedi.

Miting sanatçı Cevdet Bağca'nın verdiği müzik dinletisi ile sona erdi. (Diyarbakır/DİHA)

www.evrensel.net