Van

Van'da barış mitingi Yıldırım Ayhan'a adandı

Van'da 1 Eylül Dünya Barış Günü Cumhuriyet Caddesi Beşyol Mevkii'nde miting yapılan mitingle kutlandı. Askerin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren canlı kalkan Van İl Genel Meclisi Üyesi Yıldırım Ayhan'a adanan bölge mitingine, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Van Milletvekili Aysel Tuğluk, milletvekilleri Nazmi

YILDIRIM AYHAN'I ANARKEN AĞLADI

Daha sonra konuşan Van Milletvekili Özdal Üçer, Bölge'de bir katliamın yaşandığını belirterek, "Ne yazık ki hâlâ ölüm var, gözyaşı var, katliam var. Düşmanlar bugünü kara bir güne dönüştürdüler. Allah bu zulmü kabul etmez" dedi. Operasyonların durması için yürüyüş yaptıklarını dile getiren Üçer, "Biz barış için yürüdük. Yıldırım Ayhan da barış için yürüdü. Onun yürüyüşü de barış ve onurlu bir yaşam içindi. Ama gözlerimizin önünde arkadaşımızı katlettiler. Keşke senin yerine ben ölseydim Yıldırım. Keşke katledilen o çocuklar için ben ölseydim" diyerek, gözyaşlarını tutamadı. Erdoğan'ın bu katliamdan sorumlu olduğunu ifade eden Üçer, şöyle dedi: "Ne kadar savaş sürerse Erdoğan ve onun gibiler zengin oluyorlar. Bir yaşındaki çocukların ölümü onların umurunda değil. Erdoğan'ın 'Günlerini görecekler' dediği şey işte bu katliamlardır. Bizim yüreğimiz yanıyor ama Erdoğan anlamıyor. 'Aranıza mesafe koyun' diyor. Sen devlet terörü ile arana mesafe koy. İnsanları öldüren sensin, sen. Bizim tek umudumuz halkımızın mücadelesidir. Kürdistan halkı ayağa kalkarsa Erdoğan bu zulmü yapamaz." Üçer konuşmasının sonunda "Dünya ve Erdoğan bilsin ki biz senin gibi vicdansız ve imansız değiliz. Biz barış ve özgürlükler için herkese sahip çıkacağız. Sen ölsen de biz gerillaya ve Sayın Abdullah Öcalan'a sahip çıkacağız. Barış ve özgürlük olmayana kadar biz bu mücadeleyi bırakmayacağız" diye konuşmasını tamamladı.

'BAŞBAKAN SAVAŞI, BİZ BARIŞI HAYKIRIYORUZ'

Üçer'den sonra söz alan DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, "Bugün Dünya Barış Günü ama savaşın ortasında bir halk olarak 1 Eylül'ü kutluyoruz" diyerek konuşmasına başladı. Başbakan Erdoğan'a seslenen Tuğluk, "Siz tankların topların başında savaş emri verirken biz barışı haykırıyoruz. Utanın" dedi. Canlı kalkan eyleminde yaşamını yitiren Yıldırım Ayhan'ı anan Tuğluk, şöyle konuştu: "Yıldırım Ayhan yoldaşımız barış için ve kimse ölmesin diye yola çıktı. Bu savaş bitsin diye canını siper etti. Ama kana doymayanlar, Kürt halkının gençlerini öldürmeye kararlı olanlar, gaz bombalarıyla bir vahşeti yaşattılar. O yiğidimizi, o canımızı katledenleri kınıyor ve binlerce kez lanetliyorum. Kürt halkı bunun hesabını er ya da geç soracaktır. Bu ölümlerin tek sorumlusu AKP hükümeti ve Başbakan Erdoğan'dır." Başbakan Erdoğan'a "Bu nasıl bir ruh hali, bu nasıl vicdan" diye seslenen Tuğluk, Kürtlerin cenazelerini bile kaldırmaya tahammül göstermediklerini belirtti. Ayhan'ın cenaze törenine yapılan saldırıyı kınayan Tuğluk, şöyle devam etti: "Bunun neresinde vicdan var? Bunun neresinde Müslümanlık var? Bunun neresinde insanlık var? Bunun karşısında isyan olmasın da ne olsun Başbakan? Bunun karşısında direniş olmasın da ne olsun? Bu zulmün karşısında duruş olmasın da ne olsun Başbakan? Bu halktan ne bekliyorsun sen? Bu halk bu kadar ölümü bu kadar acıyı kaldıramaz. Bu halk bunca ölüm içinden er ya da geç özgür ve onurlu bir gelecek kurmak için ne pahasına olursa olsun direnecektir."

'İKTİDAR VE DEVLET SAVAŞTA ANLAŞTI'

Kürtlere teslimiyet ve ölüm dışında bir seçenek tanınmadığını ifade eden Tuğluk, "Halkımız baskı, tehdit ve ölüm altındadır. Bu böyle gitmez, bu böyle sürdürülemez" diye konuştu. Türkiye'de yaşayan herkes için acılı, zorlu ve ağır bedelleri olacak bir sürecin içerisine girildiğini aktaran Tuğluk, "Anlamlı bir müzakere süreciyle bu acılar yaşanmadan bir çözüm gerçekleştirilebilir, ama savaş elitti buna müsaade etmiyor. Halkımızı savaş sürecine adım adım getirdiler. Bu iktidar ve devlet adım adım savaş sürecini örerek bugünlere getirdi. İktidar ve devlet, Kürtlerle son savaş konusunda uzlaşmaya vardılar" dedi. 2008 yılından itibaren PKK Lideri Öcalan'ın barış çabalarına yanıt verilmediğini söyleyen Tuğluk, AKP'nin yaptığı açılımda Kürtlere ilişkin hiçbir şeyin bulunmadığı ve kandırma politikasının dışında bir şey olmadığını söyledi. AKP'nin bu açılımla gizli ve kapalı bir süreç işleterek, halkı bu noktaya getirdiklerini ifade eden Tuğluk, "Başbakan seçim konuşmaları ile bir sürecin ideolojik ve politik hazırlığını yapıyordu" dedi. Tuğluk, gelinen süreci şu çarpıcı cümlelerle açıkladı: "AKP halkımızı büyük bir savaşın içerisinde sürüklemiş durumdadır. Bundan sonra hayatın nasıl var edileceği önemlidir. Bir korkunç savaştan bu kadar ölüm ve acıdan sonra asıl mesele nasıl yaşanacağı konusudur. Tüm bu karşılıklı ölümler yaşanırken, birlikte yaşamanın bir koşulu kalmamıştır. Bu savaşı planlayanlar birlikte yaşamamıza dinamit koymuşlardır. Bu kadar ölüm ve acı kan duyguları ortak bir gelecek var edilemez. Böyle giderse bugün değilse yarın, yarın değilse bir başka gün Kürtler bu devletle bağını koparacaktır. Duygusal kopuş eninde sonunda siyasal kopuşa götürecektir. Biz hep birlikte yaşamayı savunduk. Bunun siyasetini yürüttük. Ama bunu istemeyenler savaşı halkımızın önüne koydular. Başbakan bu siyasetini uygulamak için hepimizi terörist ilan etti. Ağzını açan kolunu kıpırdatan herkes terörist oldu. Öldürme emrini o yüzden veriyor. Kim haklı, kim terörist her şey ortadadır. Biz sözümüzü söylemeye devam edeceğiz. Zulmüne karşı direnmeye devam edeceğiz"

'BAŞBAKAN KÜRTLERE ÖLÜM FERMANI GÖNDERİYOR'

Başbakan Erdoğan'ın Kürtlere savaşmaya devam edeceğini söyleyen Tuğluk, sözlerini şöyle sürdürdü: "Tüm bunlar faşizm değil de nedir? Başbakan kendi iktidarı için bu savaşa bu faşizme ihtiyaç duyuyor. Çünkü Başbakan hükümranlık kurmak ve padişah olmak istiyor. Bunun karşısında tek direnen Kürtler olduğu için Kürtlere ölüm fermanı gönderiyor. Bir kez daha ifade ediyorum. Başbakan'ın siyaseti bu ülkeyi iç savaşa sürüklüyor. Bu tehditleri ve söylemleri bu siyasetin ifadesinden başka bir şey değildir. Başbakan herkesi tehdit ediyor. Başbakan özgür Kürdü hedef alıyor. Kürtlere uyguladığı savaş planının bir parçasıdır. Erdoğan Kürtlerle barışmak istemiyor. Kürtlerle bir anayasa yapmak istemiyor. Çünkü Başbakan barış gerçekleştirerek değil savaşla yok ederek tarihe geçmek istiyor. Kürtlere uygulanan politikanın özü budur. Başbakan aldığı oyu böyle tersten yorumluyor."

'SİLVAN SAVAŞA GEREKÇE YAPILDI'

Devletin Silvan olayının bilinçli olarak çarpıttığına dikkat çeken Tuğluk, şunları söyledi: "Silvan olayı oldu. 'Tüm savaş bu nedenle başladı' dediler. Bu savaş bu nedenlerle başlamadı. Tüm bunlar biraz önce ifade ettiğim savaşın psikolojik alt yapısı için kullanıldı. Savaşa gerekçe yapılan bu olay bilinçli olarak kurgulanmıştır. PKK'nin organize ettiği bir eylem değildir. Binlerce kişilik orduyla operasyona çıkılmıştır. Hangi akıl, esir askerleri bu biçimde kurtarabilir. Bunun yolu yöntemi başkadır. Operasyon değildir. Hükümet bu savaşı tırmandırmak için Silvan olayına ihtiyaç duydu. O olaydan sonra 'Kürt sorunu yoktur terör sorunu vardır' dediler. Devletin böyle bir gerekçeye ihtiyacı vardı." Devletin savaşmak için gerekçeler ve kurbanlar aradığını aktaran Tuğluk, şunları kaydetti: "Devlet yeni stratejileri ile Kürtleri yok etmek istiyorlar. Ama bunu başaramayacaklar. Geri dönüşü olmayan bir sürece girdik. Erdoğan tamamen bitirme üzerine siyasetini kurdu. Ama bitiremeyecek. Kürtler özerk sistemlerini kuracaklardır. Buradan ilan ediyorum. Tek devlet ama iki toplumlu siyasi, sosyal bir hayat eninde sonunda kurulacaktır. Başbakan tüm bu savaş yöntemleri yetmezse bir başka yöntemi daha hazırlıyor. Kamuoyuna buna hazırlamaya çalışıyor. Zaman zaman Srilanka modeli deniyor. Yok etme modelini tartışıyorlar. Bu plan AKP tarafından çok tehlikeli bir konsept olarak saklı tutuluyor. Tüm bunlar Kürtleri kontrol altına almak için yapılıyor. Kürtlerin iradesini kırmak için yapılıyor. Kürtler kimlik ve statü kazanmasın diye yapılıyor." Yaşanan bu süreci cumhuriyetin kuruluş yılları olan 1920'lere benzeten Tuğluk, "Bugün Cumhuriyet yeniden yapılandırılıyor. Kürtleri inşa sürecinin dışında tutmak istiyorlar. Örgütlü ve iradeli Kürdü bitirmek istiyorlar. Bu nedenle özerklik talebine bu kadar karşı çıkıyorlar. Çünkü yeni konseplerinde kimlik ve statü tanımak istemiyorlar. Bu nedenle irademizi direnme gücümüzü kırmak istiyorlar. İyi ve kötü Kürtler olarak ayırmaya çalışıyorlar. Ama yanılıyorlar başbakana akıl verenler onu yanlış yönlendiriyorlar. Kürtler eski Kürtler değil. Kürtler halkımız çok büyük bedeller ödeyerek çok büyük acılar çekerek bugüne geldi. Bitiremediler ve bitiremeyecekler" diye konuştu. Tuğluk, son olarak hükümet ve devlete seslenerek, "Halkımızı iç savaşa götürecek politikalardan vazgeçin. Kürt halkının siyasal iradesi olan Sayın Öcalan ile müzakereleri başlatın. Kürt halkını haklı ve meşru taleplerini tanıyın. Biz bu diyalog sürecine hazırız" dedi. Tuğluk'un konuşmasının ardından 1 saatlik oturma eylemine geçildi. Oturma eyleminden sonra kitle yürüyüşe geçerek, dağıldı. Mitingde ismi öğrenilemeyen bir kişinin gözaltına alındığı bildirildi. (Van/DİHA)

www.evrensel.net