Zengin-yoksul uçurumu genişliyor

Zengin-yoksul uçurumu genişliyor

Küreselleşmecilerin aksi yöndeki tüm iddialarına rağmen, dünyada yoksul ile zengin arasındaki uçurum giderek artıyor.

Küreselleşmecilerin aksi yöndeki tüm iddialarına rağmen, dünyada yoksul ile zengin arasındaki uçurum giderek artıyor. Uçurumun boyutları, iktisatçı Branko Milanoviç tarafından yapılan son araştırmayla bir kez daha gözler önüne serildi. Milanoviç'in araştırmasına göre, zenginler ile yoksullar arasındaki uçurum, 1988-1993 arasındaki beş yıl boyunca, yüzde 5 gibi rekor bir düzeyde arttı. Bu yıllar, Batılı devletlerin, azgelişmiş ülkeler üzerindeki gümrükleri kaldırma, özelleştirme ve kuralsızlaştırma baskısının sonuç verdiği yıllar.

Yüzde 1, 60'a karşı Eşitsizlik öyle büyük boyutlarda ki, dünya insanlarının en zengin yüzde 1'lik dilimi, yani 50 milyon ailenin yıllık ortalama geliri 24 bin dolar civarında. Buna karşılık, gelir piramidinin en altında bulunan yüzde 60'lık dilim, yani 2.7 milyar insanın yıllık geliri, bu rakamın dahi altında. Yani dünya nüfusunun en üstteki yüzde 1'i, alttaki yüzde 60'tan daha fazla kazanıyor. Milanoviç'in çalışması, gelir dağılımındaki eşitsizliği hane başına düşen gelir ile karşılaştıran ilk araştırma oldu. Araştırma, dünya nüfusunun yüzde 84'ü ve dünya gelirinin yüzde 93'ü hesaba katılarak yapıldı. Daha önceki araştırmalarda, sadece ülkeler, ortalama gelir açısından karşılaştırılıyordu. Bu nedenle eşitsizlik, nispeten az çıkmaktaydı. Markoviç'in çalışması, uçurumun tahmin edilenden daha büyük olduğunu gösteriyor.

Eşitsizliğin kaynağı En büyük eşitsizlik kaynağının, beş emperyalist devlet (ABD, Japonya, Almanya, Fransa, İngiltere) ile; Hindistan, Çin ve Afrika'daki yoksul halklar arasındaki farklılık olduğu belirtildi. Araştırmaya göre, "serbest piyasa" yolunda ilerleyen Çin'de de, kent ve kır arasındaki eşitsizlik hızla artıyor. Çalışmanın ele aldığı beş yıl içinde, dünyada kişi başına düşen gerçek gelir, yüzde 5.7 oranında arttı. Bu artışın tamamı ve daha da fazlası, gelir piramidinin en üstündeki yüzde 20'lik zengin kesim tarafından gaspedildi. Bu kesimin geliri, beş yıl içinde yüzde 12 oranında arttı. En alttaki yüzde 5'lik dilimin geliri ise, artmak bir yana, yüzde 25 oranında azaldı. Yoksulların daha da yoksullaşmasının en şiddetli biçimde yaşandığı iki bölgenin, "serbest piyasa" ekonomisine geçiş yapan Doğu Avrupa ve eski Sovyetler Birliği toprakları ile, Orta ve Güney Afrika olduğu kaydedildi. Afrika kıtası, bu beş yıl boyunca savaş, açlık ve hastalıklardan yakasını kurtaramadı.

Orta sınıf eriyor Araştırmanın ilginç sonuçlarından biri, dünya düzeyinde "orta sınıf"ın giderek erimesi oldu. Oysa küreselleşme ideologlarına göre, içinde bulunulan "serbest piyasa" döneminde orta sınıflar daha da serpilecekti. Şimdi ise, dünya nüfusunun çok önemli bir bölümünün ya "en üstte" ya da "en altta" olduğu, ortadaki kesimlerin giderek en alta yaklaştığı görülüyor. Öyle ki, dünya nüfusunun yüzde 84'ünü oluşturan milyarlarca insan, dünya gelirinin sadece yüzde 16'sını elde edebiliyorlar. Gelirin yüzde 84'ü, nüfusun yüzde 16'lık dilimine gidiyor. Bir başka deyişle, dünyanın en zengin yüzde 10'luk dilimi, en yoksul yüzde 10'luk diliminden tam 114 kat daha fazla gelir elde ediyor. Kapitalist ülkelerdeki ekonomik krizler de, yükün işçi ve emekçilerin sırtına yüklenmesi nedeniyle, yoksul-zengin uçurumunun daha fazla açılmasıyla sonuçlanıyor. Branko Milanoviç'in araştırması, azgelişmiş ülkelere acı reçeteler dayatan Dünya Bankası adına yapıldı.

www.evrensel.net