Ersen'in okuma özlemi

Okuyamadığı için hep kendisini ezik hissetmiş Zülfiye Ersen. Okula gitmek istiyormuş, ama olmamış. Bugünün ağır yoksulluk koşulları için "Topumuzu açlığa, işsizliğe terk ettiler" deyip, ekliyor: "Kocamın işleri iyice durdu. Böyle giderse okutamayacağız çocukları. Ben de bundan vicdan azabı çekeceğim yıllarca".

Ersen'in okuma özlemiSeyrantepe'de yollar çamur deryası içinde. Kadınlar soğuklara rağmen dışarılarda; köşebaşlarında, kapı önlerinde. Çocuklar yine sokak ortalarında yağmur çamur demeden oynuyor. Çocuklarının peşlerinden "Were, zu were. Neqeş dıqewın. Serı cılıve caqmur dıbe" (Çabuk gelin, gelin. Hasta olacaksınız. Üstünüz başınız batacak) diyen anneler, yaklaşan akşam saatiyle birlikte yemek yapma telaşı içinde. Okuyamadığı için hep kendisini ezik hissetmiş. Anadilinde eğitim görmeyi düşüncesinde dahi dile getiremeyen Zülfiye Ersen, "Okula gitmek istiyordum" diyor. Hastaneden yeni dönen Zülfiye Ersen ile Seyrantepe sokaklarında karşılaşıyoruz. Evine konuk olduğumuz Ersen, olanaksızlıklardan dolayı okuyamadığını söylüyor. Ersen, "En çok istediğim şey okumaktı" diyor.

Çaba gerekEğilli olan 34 yaşındaki Zülfiye Ersen, ilkokul ikinci sınıfa giderken olanaksızlıklar nedeniyle okuldan almak zorunda kalıyor ailesi. Bölgede kız çocuğu 12 yaşına bastı mı, evlenme çağı gelmiştir. Ersen için de öyle olmuş! 16 yaşındayken ailesinin uygun gördüğü eşiyle evlenmiş. "Eşimi hiç tanımıyordum. Onu ilk evlendiğimiz akşam doğru düzgün görebildim" diyor Ersen."Hayat zor. Ama hayatın başı da sağlık. Yaşam için çaba göstermek gerek" diyen Ersen, altı çocuk annesi. Ersen ailesinin mahallelerindeki halı kursuna giden on beş yaşındaki kızı Cahide de annesiyle aynı kaderi paylaşıyor. O da beşinci sınıftan sonra okuldan alınmış. Ersen'in diğer çocukları ise yedinci, altıncı, beşinci, dördüncü, üçüncü ve birinci sınıflara gidiyorlar. "Okuma yazma yok. Öyle okumak istedim ki okutamadılar" diyen Ersen, okuyamadığı için kendisini ezik hissediyor.

Anadil sorunuAncak bölgede yaşamın her ortamında özellikle kadınlar için başlıca sorun olarak etkisini gösteren dil de, Ersen için başlıca sorun olarak kendini gösteriyor. Eğitim görmeyi sadece okula gitme bazında ele alan Ersen, ana dillerinde eğitim görememeyi düşüncede dahi yansıtamıyor. Normal okula dahi gidemeyen Ersen, Kürtçe eğitim görmeyi ya da görememeyi aklından dahi geçiremiyor. Çocuklarına hem annelik hem de arkadaşlık yaptığını söyleyen Ersen, "Bizim buralarda kız çocuğunun dışarı çıkması yasak. Kızlarıma diyorum; sizler sakın evlenmeyin tanımadan, evleneceğiniz erkeği. Şanslıydım ki eşim iyi biri çıktı. Bazen beni sinirlendirse de seviyorum, kocamı. Kadın doğum doktoruna gideceğim zaman 'Sakın erkek doktor olursa muayene olayım deme' deyince ben de hem kızlarını okula yollamak istemiyorsun, hem de kadın doktor istiyorsun deyince susmak zorunda kaldı" diyor.

Bir günle bahar olmazKulağından ameliyat olması gereken Ersen, yeşil kartı olan şanslı insanlardan biri olarak görüyor kendisini. Doktordan bugün geldiğini belirten Ersen, "İlaç 25 milyon, cebimde beş milyon vardı" diyerek eşinin kalıp işçisi olduğunu söylüyor. Zülfiye Ersen, "Buranın insanları geri kalmışız. Birbirimizi kıskanıyoruz, kavga ediyoruz. İnsanlar işsiz güçsüz birbiriyle uğraşıyor. Televizyonda izliyoruz. İnsanlar her yerde yoksul. Bir günle bahar gelmez. Bir kişiyle bu iş olmaz. Hep beraber olmalıyız. Buralarda fabrika kurmuyorlar. Topumuzu açlığa, işsizliğe terk ettiler. Kocamın işleri iyice durdu. Böyle giderse okutamayacağız çocukları. Ben de bundan vicdan azabı çekeceğim yıllarca" diyor.
www.evrensel.net