Fotoğraf: AA

Eczacılar: Eczacılık yok olacak

Çağdaş Eczacılar Derneği Başkanı Prof. Dr. Nurettin Abacıoğlu, eczacılardan yüzde 10 kesinti yaparak ilaç fiyatlarının indirilmesinin hizmeti yok edeceğini belirtti.

Eczacılar: Eczacılık yok olacakÇağdaş Eczacılar Derneği Başkanı Prof. Dr. Nurettin Abacıoğlu, Bakan Durmuş'un eczacıların haklarından yüzde 10 kesinti yaparak ilaç fiyatlarında indirime gitmesinin hizmeti yok etmeye yönelik olduğunu belirtti.Abacıoğlu,, ilaçta fiyatlandırmanın imalat, üretici ve depocu kârı ile eczacı meslek hakkının eklenmesiyle oluştuğunu kaydederek, yüzde 10 indirim girişiminin, eczacı hakkının düşürülmesi olduğunu ifade etti. Sağlık Bakanlığı'nın Nisan 2001'de ithal ilaçlarda eczacı meslek hakkını yüzde 25'ten yüzde 16.67'ye düşürdüğünü hatırlatan Abacıoğlu, ithal ilaç cenneti haline gelen Türkiye'de dövize endeksli bu ilaçların kontrolünü yapmayan Bakanlığın kolaycı bir anlayışla eczane işletme kapitaliyle oynadığını bunu da kamuoyuna şirin gözükmek için yaptığını dile getirdi. Abacıoğlu, ithal ilaçların yüzde 80'inin Türkiye'de üretilebileceğini belirterek, ilaç ithal edilerek ilacın sosyal bir ürün olduğu gerçeğinin unutulduğunu vurguladı. Bakan Durmuş'un yeni girişiminin gerçekte ilaç fiyatlarını ucuzlatmayacağına işaret eden Abacıoğlu, eczacı meslek hakkının sadece eczane kârlılığını sağlayan bir değer olmadığını kaydetti. Abacıoğlu, bu hakkın eczane teknolojisi yatırımlarını karşılamak ve hasta reçetesinde bulunan ilacın temin edilmesi için kullanıldığını vurgulayarak, bakanlığın eczane finansman kaynaklarıyla sorumsuzca oynamasının eczane iflaslarına ve ilaç hizmetlerinin aksamasına neden olacağını belirtti. Başta Türk Eczacıları Birliği olmak üzere sağlık sektöründeki tüm kuruluşların uygulamaya karşı çıkması gerektiğini dile getiren Abacıoğlu, "Sağlıkta özelleştirme girişimlerinin eczacılara yönelik bu yeni versiyonu sonuçta eczacıların mesleki etkinliklerini kaybedecekleri ve özel şahısların tekeline geçecek bir eczaneler zincirini gündeme getirecektir" dedi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


İnsan hayatı bu kadar ucuz mu?İzmir Gültepe'de, 1998 yılında okul önünde sel sularına kapılarak yaşamını yitiren 14 yaşındaki lise öğrencisi Mehmet Şencan'ın annesinin, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU aleyhine açtığı 55 milyar liralık tazminat davası sonuçlandı. İzmir 4. İdare Mahkemesi, İZSU'yu suçlu bularak, 1,5 milyar lira maddi ve manevi tazminat ödemeye mahkum etti.İzmir 4. İdare Mahkemesi'nde 3 yıldır süren davanın sonucunda alınan kararda, İZSU Genel Müdürlüğü'nün kanunla kendisine verilen görevleri yapmadığının tespit edildiği kaydedilerek, şöyle denildi: "2560 sayılı yasa uyarınca, atık suların ve yağmur sularının toplanması ve uzaklaştırılması işiyle görevli olan İZSU Genel Müdürlüğü'nün, olay yerinde yeterli kapasitede kanalizasyon şebekesi kurmadığı, ayrık sistem (atıksu ve yağmur suyunun ayrılması) çalışması başlatmış olmakla birlikte olay tarihinde ve halen projenin tamamlanmadığı, yüksek nüfuslu büyük bir kent olan İzmir için yeterli altyapının sağlanmamış olduğu anlaşılmakta olup, buna göre İZSU Genel Müdürlüğü'nün kanunla kendisine verilen kamu hizmetinin yerine getirilmesinde kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır"

Karar örnek olacakKararda, İZSU'nun kusur ve ihmali nedeniyle vatandaşa verdiği zararı tazmin etmekle yükümlü olduğu belirtildi. İzmir 4. İdare Mahkemesi, ayrıca, 550 milyon lira maddi tazminatın da olay tarihinden itibaren faiziyle birlikte İZSU'dan tahsiline karar verdi. Oyçokluğu ile alınan bu kararda, üyelerden biri tazminat miktarını az bularak en az 5 milyar lira manevi tazminat ödenmesi gerektiği düşüncesiyle muhalefet şerhi kullandı. Selde yaşamını yitiren Mehmet Şencan'ın annesi Münevver Akziypak'ın avukatı M. Emin Keleş, sel mağduruna ödenecek olan tazminat miktarının düşük olması sebebiyle Danıştay'a temyiz başvurusunda bulundu. Keleş, kararın birçok sel mağduruna örnek olacağını, ancak verilen tazminat miktarının çok düşük olduğunu belirtti. Keleş, 3 yıl önce açtığı dava dilekçesinde, ölüm olayında, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU'nun, kusurları, tedbirsizlikleri ve ağır ihmallerinin bulunduğunu belirtmişti. Dönemin Belediye Başkanı Özfatura ise, yaşanan sel felaketinden sonra, felaketin asıl sorumlusunun, "Attıkları molozlarla kanalları tıkayan yurttaşlar" olduğunu söylemişti. Anne Münevver Akziypak, karara tepki göstererek, "Bir insanın hayatı 1,5 milyar lira ise, ben bu parayı kararı verenlere iade ediyorum" dedi. Kararın adil olmadığını belirten Akziypak, "Adaletsiz verilen bu kararı kınıyorum. Biz her gün yağmur yağdığında ağlıyoruz. Ben oğlumu dikiş dikerek büyüttüm, belediyenin pis sularında boğulsun diye büyütmedim. Bir insanın hayatı bu kadar ucuz olmamalı" dedi.
www.evrensel.net