Bush

Bush'u sarsan skandal

ABD'nin en büyük enerji devlerinden Enron şirketinin iflası, Afganistan bombardımanının gölgesinden nihayet kurtuldu ve gündemin üst sıralarına yerleşti.

Bush'u sarsan skandalABD Başkanı Bush, babası olan eski başkan George "Birinci" Bush ve çevresindekiler etrafındaki "Enron skandalı" çemberi giderek daralıyor. ABD'nin en büyük enerji tekellerinden Enron'un iflasa sürüklenmesinin ardından, şirket ile Bush yönetimi arasındaki sıkı fıkı ilişkiler tekrar gündeme geldi. Washington'dan yayılan yeni bilgiler, "Afganistan zaferi"nin dahi, Bush'u kurtaramayabileceğini gösteriyor.Bush ekibinin son hamleleri, Enron ile ilgili soru işaretlerini daha da artırdı. Bush, önce, şirket yönetimi ile arasına mesafe koymaya başladı. Ardından Beyaz Saray yöneticileri, Enron patronları ile "görüştükleri son tarih"i açıkladılar. Nihayet, Enron vakası ile ilgili kilit önemdeki belgelerin "kaybolduğu" ortaya çıktı. Gözlemcilere göre bütün bunlar, Bush'un başının dertte olduğunun kanıtları.

Mükemmel bir fırtınaEnron skandalı ile ilgili soruşturma yürüten altı ayrı Kongre komitesinden birinin başkanı olan Demokrat Kongre üyesi Henry Waxman'ın üst düzey bir danışmanı, "Washington skandallarına bakarsak, son gelişmelerin mükemmel bir fırtına yarattığını görürüz" diye konuştu. Konuyu takip eden gazeteciler de, başkentteki "skandal kovalayıcı" kesimlerin, Bill Clinton'ın Beyaz Saray'dan ayrılmasından sonra, ilk kez bu kadar hareketli bir dönem yaşadıklarını belirtti. Enron'un batması, ABD tarihinin en büyük şirket iflası niteliğinde. Bir zamanlar ülkenin en büyük yedinci şirketi olan Enron'un geçtiğimiz yılki cirosu 101 milyar doları buluyordu. Ama şirket, sonbahardan itibaren hızla düşüşe geçti ve hisse senedi fiyatları, 85 dolardan yarım dolara kadar düştü.

Özel emekliliğin sonuŞirketin çöküşü, binlerce çalışanının da mahvolmasına yol açtı. Özel emeklilik sistemi uyarınca, Enron çalışanlarının emeklilik fonları, şirketin hisse senetlerinde "değerlendirilmek" zorundaydı. İflas sürecinde, binlerce çalışanın hayat birikimleri, eriyip gitti. Bu arada şirketin üst düzey yöneticileri, 2 Aralık'taki iflas başvurusundan 18 ay önce, Enron kasalarından 1.1 milyar doları kendi hesaplarına geçirdiler. Öyle ki, şirketin muhasebesini tutan ünlü Andersen firması dahi, Enron'un batışının, "olası yasadışı işlemler" nedeniyle hızlanmış olabileceğini bildirdi.Andersen, perşembe günü, muhasebeyle ilgili binlerce şirket belgesinin "Enron yöneticileri tarafından imha edildiğini" açıklayınca yeni bir gürültü koptu. Daha önce ülke tarihinde böyle bir "toplu belge imhası" olayına rastlanmamıştı. Andersen yönetimi, milyarlarca dolarlık şirket borcunun hesaplardan silindiğini ve sadece üst düzey yöneticiler tarafından bilindiğini de öğrendi. Bu da, Enron'un mali durumunun çok kötü olmasına rağmen, "iyi" gösterildiğini kanıtlıyor.

İnsanlar içinmişŞirket, iflasından birkaç ay önce dahi, "en imrenilen Amerikan firması" olarak lanse ediliyordu. Her yıl, ülkenin en önemli işletme okullarından mezun olan 250 kişi, Enron'da çalışmaya başlıyordu. Şirketin eski genel başkanı Jeffrey Skilling, Business Week dergisindeki bir röportajında, "Eskiden insanlar şirket için çalışırdı. Biz ise, şirketin insanlar için çalıştığı anlayışını getirdik" diyerek böbürleniyordu.Skilling ve onun "sağ kolu" olarak görev yapan Andrew Fastow'un, bu "anlayış" uyarınca, Enron'un borçlarını kağıt üzerinde "yok" gösterdiği, artık biliniyor. Bu yöntemin temel unsuru, Enron hisselerinin yapay bir biçimde yükseltilmesiydi. Ancak hisseler düşünce, "bağımsız ortaklıklar" adı altında kurulan şirketler üzerine yüklenen borçlar, hızla Enron'a geri döndü ve şirketin mali durumunun korkunç olduğu ortaya çıktı.

Yasal rüşvetlerBütün bu dönem boyunca Enron, başta ABD Başkanı Bush olmak üzere pek çok düzen politikacısına para saçtı. Enerji devi, 1990'dan bu yana, George Bush'un Teksas Valiliği ve 2000'deki başkanlık seçimleri kampanyasına 500 bin dolar "bağış" yaptı. Washington'daki diğer siyasetçilere yapılan bağışların toplamı ise, 5.5 milyon doları buluyor. Şirket, Bush hanedanına o kadar yakında ki, Enron'un son başkanı ve kurucusu olan Kenneth Lay, Bush tarafından "Kenny Boy" takma adıyla çağrılıyordu. Enron, Teksas'tan seçilen senatörler Phil Gramm ve Kay Bailey Hutchinson'ın da arkasındaki güçtü. Eski Senato Cumhuriyetçi grup başkanı Dick Armey ve onun yerine geçmesi beklenen Tom DeLay de, Enron'dan "yemleniyordu".

Demokratlar'a da Ancak Enron, diğer Amerikalı tekeller gibi, ikili oynamayı seviyordu. Bugün Senato'da bulunan 100 senatörden 71'ine, 435 Kongre üyesinin ise 180 kadarına bol bol "bağış" yaptı. Bu kişilerin çoğunluğu, Demokrat Partiliydi. Yine de, bağışların dörtte üçü, Cumhuriyetçi politikacılara gitti. Bunlar arasında, 2000 yılında Senato'ya aday olan John Ashcroft'a verilen 60 bin dolar da bulunuyor. Irkçı grup ve tarikatlarla bağlantıları nedeniyle dikkat çeken Ashcroft, bugün Adalet Bakanı ve ABD Başsavcısı. Bütün bu "yatırımlar", Enron'a pek çok avantaj sağladı. Örneğin, iki yıl önce, Kongre, Enron'un enerji sektöründeki şüpheli alım-satım işlemlerinin denetim dışı tutulması kararı aldı.Bu arada "Kenny Boy", geçtiğimiz yıl içinde Bush yönetiminin enerji politikasını belirleyen komiteye danışman oldu. Komitenin başında, Bush'un sağ kolu ve Başkan Yardımcısı Dick Cheney bulunuyordu. Kenneth Lay'in etkisi o denli fazlaydı ki, enerji sektöründe kuralsızlaştırma ve daha çok özelleştirme öngören Bush'un konuşmaları, satır satır Lay'in konuşmalarından alınmıştı.

Suçun oluşma koşullarıAncak ABD'deki siyasi sistemin çürümüşlüğü nedeniyle, bütün bu yapılanlar suç sayılmıyor. Bir suçun gündeme gelmesi için, hükümet yetkililerinin Enron'a akıl veya tüyo verdiğinin, iflastan önceden haberdar olup ellerindeki hisseleri sattıklarının, ya da şirketin yasadışı faaliyetlerinden haberdar olup hiçbir şey yapmadıklarının kanıtlanması gerekiyor. Henüz bunların hiçbiri olmuş değil. Önümüzdeki aylarda medya ve kamuoyunun dikkati, bu alanlarda ortaya çıkabilecek yeni bilgilere odaklanacak. Bu arada Bush yönetimi, kendisini skandaldan sıyırabilmek için elinden geleni yapıyor ve Enron yöneticilerini gözden çıkarıyor. Adalet Bakanlığı, Enron'un 29 üst düzey yöneticisi hakkında, şirketin batacağını bile bile ellerindeki hisseleri satmak suçlamasıyla araştırma başlatmış durumda.
www.evrensel.net