ABD Mısır

ABD Mısır'a ne diyebilir ki?

Amerikan Dışişleri Bakanlığı, bugüne dek Mısır yönetimini, sivillerin askeri mahkemelerde yargılanması konusunda eleştirdi.

ABD Mısır'a ne diyebilir ki?Steve Negus ABD'nin sivil teröristleri askeri mahkemelerde yargılama kararı, Mısır lideri Hüsnü Mübarek'i sevindirdi. Mısır, son on yıldır sivil mahkemeleri nedeniyle Batı'dan eleştiri alıyordu. Şimdi ise ABD'nin yeni politikası ve İngiltere'nin 14 Aralık'ta onayladığı, sanıkların gerekçe gösterilmeden de gözaltında tutulmasını da içeren terörizme karşı yasa paketi ile birlikte Mısır da haklı çıktığını düşünüyor. Mübarek, devlet gazetesi Al Gomhuriya'ya verdiği röportajda, Amerikan ve İngiliz yasaları, "toplumun güvenliğini tehdit edenlere karşı askeri mahkemelerde yargılama da dahil olmak üzere her yolu kullanarak bizim baştan beri doğru yaptığımızı kanıtlamıştır" diye konuştu; "Hiç şüphe yok ki, 11 Eylül olayları, Batı ülkelerinin bu olaylardan önce savunduğundan bambaşka bir demokrasi konsepti yaratmıştır, özellikle de birey özgürlükleri alanında."

El Vaad1992'de ülkesi radikal İslamcıların işgali altındayken Mübarek, bu mahkemelerin acil adalet dağıtması için sivillerin de askeri mahkemelere gönderilmesini kararlaştırdı. 1997'den bu yana Mısır'da aslında hiçbir İslamcı militan faaliyeti rapor edilmedi ancak mahkemeler hâlâ çok güçlü. Geçtiğimiz kasım ayında, Kahire'nin doğusundaki çöl barakalarında terörist olduğu iddia edilen Ey Vaad adlı grubun 83 üyesi bizzat, 7 üyesi de gıyaben yargılandı. Davanın muhtemel korkunç sonuçlarına rağmen, (Hüsnü Mübarek'i öldürmeyi planlayan bir komplonun liderleri olarak bazı sanıklar idam cezasına çarptırılabilir), böyle günlerde mahkeme salonuna adeta bir karnaval havası hakim oluyor. Savcının örgütün bir beyzbol sopası ve bir havalı tüfekten oluşan cephaneliğine girerek kanıt toplaması, izleyiciler arasında kıkırdamalara yol açtı. Hakim ise, bir devlet güvenlik yetkilisi olarak "güvenilir ancak adları açıklanamayacak olan kaynakların", zanlıların Mübarek'in yanı sıra bir yönetmeni öldürerek rejimi devirmek olduğunu bildirdiklerinden söz etmekten kendini alamadı. El Vaad üyeleri Mayıs 2001'de gözaltına alındıklarında, ülkedeki gazeteler bu kişilerin Filistin ve Çeçenya'ya para gönderdiğini yazmışlardı. Ancak 11 Eylül'ün ardından savunma makamı, hükümetin ABD'ye terörizmle savaşın aktif bir destekleyicisi olduğunu göstermek istediğini, bu nedenle para ile ilgili suçlamaları arka plana çekerek suikast suçlamalarını gündeme getirdiğini açıkladı. Davada bugüne dek sunulan belgelerin önemli kısmını, devlet güvenlik yetkilileri tarafından alınan ifadeler oluşturuyor ki, zanlılar bu ifadelerin de işkence altında alındığını ileri sürüyorlar.

Film gibiMısır'daki sivil mahkemelerle karşılaştırılırlarsa, askeri mahkemelerdeki kanıtların standardı biraz daha düşük. Ancak yine de iki mahkeme işleyiş açısından birbirlerine benziyor. En önemli farkları, sonuçları. Savunma avukatı Nejad El Borei, askeri mahkemelerin "bir film gibi" olduğunu söyledi: "Gerçekmiş gibi görünüyorlar, ancak ne olacağını daha başından biliyorsunuz." ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Mısır'da İnsan Hakları 2000 yılı raporuna göre, "askeri mahkemelerin sivillerin yargılanmasında kullanılmasına devam edilmesi, sanığın adil bir mahkeme önüne çıkma hakkını çiğniyor. Askeri hakimler, aynı zamanda avukatlar, Savunma Bakanlığı tarafından atanan, askeri disipline bağlı askeri yetkililer. Sivil mahkemelerde yer alan hakimler kadar bağımsız ya da yetkin değilller." ABD de siviller için askeri mahkeme politikasına başlamışken, Dışişleri Bakanlığı'nın bu konuda önümüzdeki yıl ne söyleyeceği merak konusu.

Stratejik ortakSavunma Bakanılğı Sözcüsü Richard Boucher'in Kasım ayında söylediği gibi, eleştirel insan hakları raporları elbette ki ABD'nin Mısır'ı "terörizme karşı savaşta stratejik bir ortak" olarak kabul etmesini engellemedi. İki ülke basınında da yer alan haberlere göre, bu durum CIA'nın İslami Cihad üyesi olduğu iddiasıyla Arnavutluk'tan Mısır'a getirilen ve 1999'da askeri mahkemede yargılanan Ahmed Naggar'ın yakalanmasına yardımcı olmak konusundaki cesaretini de kırmadı. Naggar, geçtiğimiz yılın başlarında asıldı. Mısın İnsan Hakları Örgütü, 199 yılında toplam 32 davada 1001 kişinin askeri mahkemelerde yargılandığını rapor etti. Bunlardan 625'i hapis cezası aldı, 94'ü ölüm cezasına çarptırıldı, 67 kişinin ölüm cezası infaz edildi. 2000 yılında, '70'lerden bu yana hiçbir şiddet eylemi gerçekleştirmeyen Müslüman Kardeşler örgütünün 15 üyesi, yerel ve parlamenter seçimlere katılmak için "komplo" düzenlemek suçundan 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Kuşkusuz, geçtiğimiz on yılda, Mısır'daki askeri mahkemelerde yargılananların sadece birkaçı cinayet işleyen fanatiklerdi. İnsan hakları eylemcileri, militan bir grubun davası söz konusu olduğunda ise, sanıklardan hangilerinin gerçekten tehlikeli olduğunun, hangilerinin ise sayıyı yükseltmek için camilerin etrafından toplandığının bilindiğini söylüyorlar.Belki geçtiğimiz on yıllık dönemin başlarında, Kahire'de bombalar patlıyorkan ve ülkenin güneyinde İslamcıların güçlü olduğu bölgelerde her hafta öldürülen devlet yetkilileri ile ilgili haberler geliyorken, askeri mahkeme uygulaması anlaşılabilir. Belki de militan hareketin sona ermesinden sonra güvenlik yetkililerinin varlıklarının gerekli olduğunu göstermek istemesi nedeniyle, uygulama devam etti. Rejim İslamcı militanları her zaman denetim altında tutmak istiyor olabilir. Ya da terörizmle savaşa katıldığını gösterme ihtiyacı hissetmiştir. Sebep her ne olursa olsun, Mısır rejimi, Batı'nın "yeni demokrasi konseptini", kendisinin doğru yolda olduğuna dair bir işaret olarak kabul etti.
www.evrensel.net