Afganistan

Afganistan'da çevre felaketi

Manşetlere egemen olan politik kaygılar aynı zamanda, ülkenin bir zamanlar sahip olduğu zengin doğal ortamın ve vahşi hayatın, savaş tarafından sessizce ezilip yok oluşunu da maskeliyor.

Afganistan'da çevre felaketiFred PearceManşetlere egemen olan politik kaygılar aynı zamanda, ülkenin bir zamanlar sahip olduğu zengin doğal ortamın ve vahşi hayatın, savaş tarafından sessizce ezilip yok oluşunu da maskeliyor. BM, çevreye verilen zararı tayin etmek amacıyla, Şubat ayında bölgeye bir müfettiş ekibi yollayacak. BM Çevre Programı'nın başında yer alan Klaus Töpfer, "Sağlıklı bir çevre, rehabilitasyon için ön koşuldur" dedi. Güneydoğu Afganistan'ın büyük bölümü, bir zamanlar muson yağmurlarıyla beslenen gür ormanlarla kaplıydı. Ormanlar şu anda, ülkenin yüzde ikisinden azını kaplıyor. Pakistan'ın Kueta şehrinde yaşayan çevre danışmanı Osman Gazi, "En geniş çaplı orman katliamı Taliban yönetimi sırasında, kereste mafyası, ormanları çırılçıplak hale getirip Pakistan pazarlarına sattığında gerçekleşti" diyor. Ve, son Taliban birliklerini ortaya çıkarmaya yönelik yoğun bombardıman da kalan her şeyi yakıyor ve yok ediyor. Yaşanan mülteci krizi de çevreyi mahvediyor, zararların birçoğunun geri dönüşü mümkün değil. Ormanlar ve bitki örtüsü, elzem çiftçilik uğraşı için dümdüz ediliyor, oysa bunun kazançları yalnızca kısa vadeli olacak. Pakistan'daki "Doğa için Dünya Çapında Fon" (WWF) örgütünden Hamit Naki, "Bir gün gelecek toprak, en temel tarım biçimi için bile kullanılamaz hale dönüşecek" diyerek ilgilileri uyarıyor. Son sayım itibariyle, sayıları 4 milyonu bulan mülteciler de ormanları, yakacak odun elde etme amacıyla tahrip ediyorlar.

Rotalar değişiyorAfganistan'da yaşanan bomba yağmuru, ülkedeki vahşi hayat için de sıkıntı yaratıyor. Pelikan gibi kuşlar ve tehlikeli Sibirya turnaları, dünyanın en büyük göç yollarından birini izleyerek, Sibirya'dan Pakistan ve Hindistan'a giderken doğu Afganistan'dan geçiyor. Ancak, bölge üzerinden geçen göçmen kuşların oranında yüzde 85 gibi dehşet uyandırıcı bir düşüş gözleniyor. Peşaver'deki WWF'de çalışan ve bu kış, kuşların göç yollarındaki çöküşü inceleyen çevrebilimci Aşık Ahmet, "Turnalar çok hassas hayvanlar, herhangi bir tehlike sezdikleri anda rotalarını değiştirebiliyorlar" diyor. Geçit vermeyen dağlar da, dağ leoparları, ceylanlar, ayılar ve Marco Polo koyunları için güvenli sığınaklar sağlıyor. Merkezi New York'ta bulunan "Vahşi Hayatı Koruma Örgütü"nden Peter Zahler, "Savaşçıların vurkaçına imkan veren arazinin, tarih boyunca vahşi hayatın devamlılığını sürdürebilmesine de olanak sağladığını" hatırlatıyor ve uyarıyor: "Bu topraklar şimdi, bombardımanlar ve mültecilerin ve savaşçıların istilası yüzünden yoğun sıkıntı altında". Örneğin bazı mülteciler, sınırdan güvenli bir şekilde geçebilmek için nesli her geçen gün tükenen kar leoparlarını avlıyor. Zahler'in anlattığına göre, tek bir kar leoparı kürkü, karaborsada 2000 dolardan alıcı buluyor. Şu anda Orta Asya'da sadece 5000 kar leoparının yaşadığı, bunların 100'den azınınsa Afganistan'da bulunduğu tahmin ediliyor. Bu sayı, savaştan önceki dönemde yaşanan yoğun avlanma ve Pakistan'a yapılan kürk kaçakçılığı yüzünden bu seviyeye inmişti. Kereste, şahin ve kültür bitkileri de sınırın öte yanına kaçırılıyor. Taliban bu ticareti geniş ölçüde kontrol altına almıştı, fakat şu anda yaşanan iktidar boşluğu sorunu ağırlaştırabilir. Bombardıman, ardında, gözle görünen çukurlar dışında izler de bıraktı. Savunma uzmanları, Afganistan'a yöneltilen saldırılar sırasında kullanılan uranyumun, Kosova'da kullanılandan az miktarda olmasına rağmen, kullanılan konvansiyonel patlayıcıların, ülkeyi çöplüğe çevireceğini söylüyor. Bu tür patlayıcıların içinde kansere sebebiyet veren siklonit maddesi gibi toksik bileşimler, roket pervanelerinde ise, tiroid bezlerine zarar veren periklorat bulunuyor.
www.evrensel.net