Halk sağlığı bitiriliyor

Halk sağlığı bitiriliyor

Sağlık sistemi hızlı adımlarla özelleştirilerek çökertiliyor. Bir yandan bütçeden sağlığa ayrılan pay her yıl daha da düşürülürken, diğer yandan sağlık ocaklarına kadar tüm birimlerde döner sermaye işletmeleri kuruluyor.

Halk sağlığı bitiriliyorŞengül KaradağSağlıkta özelleştirmenin halka çıkan faturası her geçen gün büyüyor. Döner sermaye için, vakıf için, dernek için derken verilen bütün hizmetler için para alınmaya başlandı. Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olsanız da durum değişmiyor. "Ne kadar para, o kadar sağlık" anlayışı sınır tanımıyor, hastaneler ticarethane gibi çalışıyor. Bu uygulamaların en son ve pervasız örneklerinden biri Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde görüldü. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet N. Özbal anabilim dalı başkanlıklarına gönderdiği bir yazıyla, sevkli gelen hastalardan, verilen her türlü hizmete karşılık döner sermaye için para alınmasını istedi. Yazıda hizmette ücretli hastalara öncelik tanınması talimatı da verildi. Buna gerekçe olarak ise Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve SSK'dan alacakların tahsil edilememesi gösteriliyor. Ayrıca her türlü rapor için (emekli, memur ve Bağkur'lu dahil) 20 milyon, sürekli ilaç kullananlara verilen Sağlık Kurulu Raporu olanlardan da 30 milyon lira alınacak. Yazı, "Mesai içi de olsa öğretim üyesi farkı mutlaka tahsil edilecek. (35-40 milyon lira). Mesai dışı ücret makul ölçülerde öğretim üyesince belirlenecek. Dışarıdan gelen konsültasyon ücretleri de dahil her konsültasyondan ücret alınacak. Laboratuvar tetkikleri ücretsiz yapılmayacak, dışarıya hiçbir şekilde tetkik gönderilmeyecek..." şeklinde devam ediyor.

Etiğe aykırı ve yasadışı Söz konusu yazının etik kurallara aykırı olduğunu ve mesleki onuru ayaklar altına aldığını belirten SES Aksaray Şube Başkanı Songül Beydilli, Cerhapaşa Tıp Fakültesi Dekanlığı'nın yazıyı geri almasını istedi. SES Şube Başkanı Beydilli, söz konusu paraların "bağış" olmadığını, "sanki normalde alınması gerekiyormuş gibi" istendiğini söyledi. Bu uygulamaların sadece Cerrahpaşa'da görülmediğini, birçok üniversitede fiili olarak yaşandığını belirten Beydilli, "Burada farklı olan bunun yazılı olarak dile getirilmesi" dedi. Özellikle üniversitelerin ödeneklerinin azaltılmasından sonra kaynak sorununun arttığını, yeni YÖK yasa tasarısında da üniversitelerin masraflarını kendi kaynaklarından karşılamasının öngörüldüğünü belirten Beydilli, fakülte ve dekanlıkların da hem kendi kaynaklarını yaratmaya hem de öğretim üyelerini ellerinde tutmaya çalıştıklarını, bunun için yasadışı uygulamalara başvurduklarını söyledi. Beydilli şunları anlattı: "Aslında tüm bunların temel nedeni üniversitelerin sağlık hizmetlerinde özelleştirmenin altyapısını hazırlamak için döner sermaye işletmelerinin kurulmuş olmasıdır. Ayrıca devlet ve SSK hastaneleri de dahil vakıf ve derneklerin hastane içinde faaliyet gösterir hale gelmesidir. Bu yasal değil. Hastanede verilen yani kamunun ücretsiz vermesi gereken hizmettin karşılığında bu vakıflar için para alınıyor. Söz konusu parayla örneği bir tomografi makinesi alınıyor ama makine hastanenin olmadığı için hizmet para karşılığı yapılıyor. SSK'larda da benzer şeyler yaşanıyor. Örneğin güzelleştirme dernekleri var; hastanelere girerken aldığınız galoşların parası bu derneklere gidiyor. SSK'lılar da rapor ya da reçete aldıklarında bağış vermeye zorlanıyorlar. Sağlık Bakanlığı'na bağlı sağlık ocaklarında ve Ana Çocuk Sağlığı Merkezleri'nde ücretsiz verilmesi gereken aile planlaması hizmetlerinden de vakıf için makbuz kesiliyor. Yakında sağlık ocaklarında da döner sermaye uygulaması gündeme gelecek ve örneğin aşılar bile ücretli hale gelecek."

Mevcut hal kötü ama...Böylece sosyal güvenceleri olan kişilerin de kamu kurumlarından hizmet alırken ek ücret ödemek zorunda bırakıldığını ve yasalara göre ücretsiz olması gereken birinci basamak sağlık hizmetlerinin de paralı hale getirildiğini vurgulayan Beydilli, 2002 bütçesinden sağlığa ayrılan payın, personel harcamaları çıkarıldığında, bütçenin binde beşi oranında olduğuna dikkat çekti. "Mevcut halin kötü olduğunu, bunun çözümünün de özelleştirme olduğunu söylüyorlar. Evet mevcut hal kötü, ama bu kötülük kamu hizmeti olmasından dolayı değil, bugüne kadarki özelleştirme uygulamaları sonucudur" diyen Beydilli, "herkese eşit ücretsiz etkin ulaşılabilir bir sağlık hizmeti" için tüm toplumsal kesimlerin mücadele etmesi gerektiğini söyledi. Bu konuda özellikle işçi sendikalarına sitem eden Beydilli, hizmet alanların örgütsüz ve tepkisinin olmasının sermayenin işini kolaylaştırdığını belirtti.

Bütçeden yeterli pay talebiSongül Beydilli, sorunların çözümü için öne sürdükleri talepleri ise şöyle sıraladı: "Devlet sağlığa yeterli pay ayırmalı; tüm sağlık giderlerinin bütçeden karşılanmalı, sağlık hizmetleri hiçbir ödeme yapılmadan görülmeli. Ulusal sağlık sisteminin kurulması ve sağlık sisteminin sosyalleştirilmesi gerekiyor. Bu konuda 1967'den beri yürürlükte olan yasa uygulanmalı. Koruyucu hizmetlere öncelik tanınmalı ve hizmet en ücra yerleşim birimlerinde, işyeri esasına göre örgütlenmeli. Vakıf ve dernekler kapatılmalı ve bunların mal varlıkları bulundukları kurumlara devredilmeli. Döner sermaye işletmeciliğine son verilmeli. Sağlık çalışanlarının iş güvencesi sağlanmalı, kadrolu çalıştırılmaları sağlanmalı ve çalışma koşulları iyileştirilmeli. Ücretlerin insanca yaşanacak düzeyde belirlenmesi için sendikalarla masaya oturulmalı."
www.evrensel.net