Cezaevinde bir ölüm daha

Zeynel Karataş, ölüm orucu eyleminin 230. gününde yaşamını yitirdi.

Cezaevinde bir ölüm daha Zeynel Karataş, ölüm orucu eyleminin 230. gününde yaşamını yitirdi. Dün sabaha karşı yaşamını yitiren Karataş, Tekirdağ F Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunuyordu. Karataş, 4. ölüm orucu ekibinde yer alıyordu ve onunla birlikte 19 Aralık operasyonlarından beri cezaevlerinde yaşamını yitirenlerin sayısı 84'e yükseldi. Eyleminin 230. günündeyken dün sabaha karşı yaşamını yitiren Karataş'ın cenazesi, dün öğlen saatlerinde Cerrahpaşa Adli Tıp Kurumu'na getirildi. Burada yapılacak otopsi işleminin ardından cenaze Gebze'ye götürülerek Darıca Cemevi'nde yapılacak törenin ardından Gebze mezarlığında toprağa verilecek. Dün bir açıklama yapan Devrimci Demokrasi Gazetesi tüm demokratik kitle örgütlerini, sendikaları, meslek odalarını ve siyasi partileri Zeynel Karataş'ın cenazesine katılmaya çağırdı. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Örgütlenme ihtiyaç olduGökhan İmrekAntep ekonomisinin bel kemiğini oluşturan ve Türkiye ekonomisinde de önemli bir yeri olan dokuma sektöründe sorunlar çığ gibi. Dokuma işçileri; düşük ücret, sigortasız çalıştırma, 16, hatta 24 saate varan çalışma süreleri, işten çıkarmalar ve iş kazaları ile karşı karşıyalar. Çocuk işçiliğinin de had safhada olduğu sektörde sınıfsal çelişkiler günden güne artıyor. Yaptıkları direniş ve mücadelelerin ardından 1994-1995 yılları arasında derneklerini kuran dokuma işçileri bugün örgütsüzlüğün de etkisiyle ağır iş koşullarında çalıştırılmaya mahkum ediliyorlar. Dokuma işverenleri üretim ve ihracat kalemlerini her geçen gün artırırken; Ünaldı, Küsget, Körkün bölgeleri ile Başpınar Organize Sanayi bölgesi başta olmak üzere tüm dokuma atölyelerinde ve fabrikalarında krizi bahane ederek işçi kıyımını ve kölelik koşullarında çalışmayı dayatıyorlar. Yerin üç kat altında kurulan atölyelerde çalıştırılan dokumacılarla çalışma koşulları ve sorunlar üzerine konuştuk. Geçtiğimiz hafta bir arkadaşlarını iş kazasında yitiren dokuma işçileri, patronların iş kazaları karşısındaki tutumlarında da çıkarcı davrandıklarını belirterek tepkilerini dile getirdiler.

Ücret düşük Dokuma Halfesi olan Fevzi Murat, 14 senedir bu işi yaptığını söylüyor. Ancak, son zamanlarda işlerin giderek kötüye gittiğini belirtiyor. "Bir ay çalışıyoruz, iki hafta çalışmıyoruz. Üç ay çalışıyoruz, bir ay çalışmıyoruz. Bu şekilde hep böyle devam ediyor. Evde bir ben çalışıyorum bir de en küçük kardeşim. Yapacak başka bir iş bulamıyoruz. Aldığımız ücret ucu ucuna yetiyor" diyen Murat bir parmağını makineye kaptırdığını ancak, sigortasının olmadığını tedavilerini fabrika karşılaşsa bile sonrasında maaşlarından kestiklerini anlatıyor. Yine dokumacı halfesiliği yapan Hüseyin Kurt, "Biz 12 saat çalışıyoruz. Ama, fabrika 24 saat durmaz. Sigortamız tam. Yalnız ücretten kesiliyor. Bu şartlarda çalışıyoruz. Bu koşullarda geçinmek de zor. Dokuma işçisi olarak 20 yılı aşkın bir süredir çalışıyorum. Aldığım paradan ayda 55 milyonunu kiraya veriyorum. Zira bir kaza olsa sigortaya da gidemiyoruz. Sigortada bakım yok. Gidiyoruz, doktor yüzüne bile bakmadan Şikayetin ne?" diye soruyor sadece. Şu anda bizim işyerimizde 24 kişi çalışıyor. Derneğimiz varken bizim böyle sorunlarımız yoktu" sözleriyle örgütlü mücadelenin önemine vurgu yapıyor.

Sigorta yokMustafa Emir ise cağcı. Sigorta ve sendikalarının bulunmadığını ama çalışma saatlerinin çok ağır olduğunu ve ücretlerin düşüklüğünün büyük sorunlar getirdiğini söyleyen Emir, 2 yıldan bu yana zam alamadıklarını söylüyor. Patronların, krizi öne sürüp "para yok" dediklerini belirten Emir, bunların işin bahanesi olduğunu ancak bu şartlarda çalışmaya mecbur kaldıklarını anlatıyor. Emir, "Ben çalışmasam başka adam gelip bunun eksiğine çalışacak. Daha önceleri işçi almak için kahveye gelirlerdi. Şimdi bırak oradan işçi getirmeyi çalışanları çıkarıyorlar. Geçen dört halfe dört de cağcı çıkarıldı. Gece belli bir saatten sonra burada araç yok. Bir kaza olsa hastanaye de yetişemeyeceğiz. 7-8 yıldan beri bu işte çalışıyorum. Babamla birlikte çalışmamıza rağmen geçimde zorlanıyoruz. Diğer illerden gelen göç de bizi olumsuz etkiliyor. Bizim çalışmadığımız ücrete onlar çalışıyor" diyor.

Gidişe dur denilmeliKahvehanecilik yapan Mahmut Bulunmaz da işçilerin bu durumunun kendilerini etkilediğini söylüyor. Bir çay içip parasını veremeyecek olan işçilerin olduğunu söyleyen Bulunmaz, kimi zaman istemeden de olsa işçilerle bu yüzden tartıştıklarını belirtiyor. Bulunmaz, "Bugün 20 tezgahlı işyerleri kapatmak zorunda kaldı. Kriz, kriz, kriz. Yahu olmaz ki kardeşim. Bu ülkeye bir dur diyen lazım. Asgari ücreti belirliyorlar 163 milyon. Bu para insanın sadece kuru ekmeğini karşılamaya bile yetmez. İşte, 91 milyon telefon faturası geldi. Bizde işçiyiz, emeğimizle geçiniyoruz. Burada bir bardak çay satmak için 50 basamak iniyorum. Hafta sonu olduğunda verdiğim emeğin karşılığını alamıyorum. Neden? Alabildiğine yoksulluk, alabildiğine işsizlik. Benim aklım yettiği kadarıyla, bugün petrole zam mı geldi, herkes kontak kapatmalı. Örgütlenme yok, herkes vurdumduymaz. Zengin zaten alabildiğine zengin, fakir de bir o kadar fakir" sözleriyle tepkisini dile getiriyor.
www.evrensel.net