Çocuklara kıydı efendiler

Çocuklara kıydı efendiler

İstanbul'da yakıcı bir sorun haline gelen sokakta çalışan ve yaşayan çocuklar için İstanbul Valiliği büyük holdingleri kapsayan bir kampanya başlattı. Kampanya bu çocukların babalarına iş bulunmasını kapsıyordu.

Çocuklara kıydı efendilerMuzaffer ÖzkurtÇocukların çalıştırılması, 1980 sonrası yaşanan köyden kente göçün körüklediği ve her geçen gün artırdığı bir olgu Türkiye'de. Bu sorunun hızla büyümesi beraberinde projelerin geliştirilmesini getiriyor. Sorunun bu hale gelmesinde en büyük sorumlular özelleştirme sonrası ya da kriz gerekçesiyle işçi atan, üç kişinin işini bir işçiye yaptırmaya çalışan patronlar elbette. Bu patronlar çalışan çocukların ya da sokakta yaşayan çocukların sorunlarına ne kadar duyarlı olabilirler ki? Bunun cevabı valiliğin projesi ile ortaya çıktı. Yardım istenen 184 büyük holdingden ancak 14 ay sonra yanıt geldi ve yanıtların sadece 23'ü olumluydu.

Neden çoğalıyor?Sokak çocukları ya da sokakta çalıştırılan çocuklarla ilgili araştırma yapan kurumlar, bu çocukların sayısının çoğalmasının nedenini 1980 sonrası yaşanan köyden kente göçteki hıza ve ekonomik yetersizliklere bağlıyor. Hele de Kasım ve Şubat krizlerinin ardından bu rakamlar daha bir ivme kazanmış. Çünkü bu krizlerin ardından sadece sigortaya kayıtlı 1.5 milyon kişi işsiz kaldı. Aileleriyle birlikte en az 6 milyon kişi. Sendikaların yaptığı araştırmalara göre Türkiye'de işsiz sayısı 10 milyonlarla ifade ediliyor. İşsizlikle beraber çocuklar da ağır sorumluluklar yüklenmek zorunda kalıyorlar.Bu sorunun en fazla yaşandığı illerden biri hiç kuşkusuz en fazla göç alan İstanbul. "Taşı toprağı altın İstanbul" son zamanlarda çaresizlikten buraya gelen aileler için, dişiyle tırnağıyla tutunması ve direnmesi gereken bir savaş alanı.

Yardım yerine cezaİstanbul Valiliği de giderek büyüyen bu soruna karşı bir kampanya başlattı. Yatakhanesi olan bir yerle sokakta yaşayan ailelerin yanı sıra, sokakta çalışan çocuklara da sahip çıkma iddiası ile ortaya koyulan "Sokakta Yaşayan ve Çalıştırılan Çocukların Korunması Projesi" şimdiye kadar 2378 çocuğa ulaştı. Bu konuyla ilgilenen Vali Yardımcısı Mehmet Seyman bu çocukların birçoğunun göçle İstanbul'a gelmiş ailerin çocukları olduğunu söylüyor. Seyman'ın tanıttığı bu proje ile sokakta çalışan çocukların eğitiminin tamamlanmasının sağlanması isteniyor. Bunun için yapılan da sokakta çalışan çocukların uzmanlarca alıkonulması ve ailelerine teslim edilmesi. Çocuk aileye teslim edildiğinde aileye aynı zamanda bir de uyarı veriliyor. "Çocuğuna sahip çıkması" yönünde. Aynı çocuk bir daha yakalanırsa bu kez de valilik "Anne ve baba çocuğuna karşı gerekli sorumluluğu göstermiyor" denerek TCK 526. maddesi gereğince dava açılması için suç duyurusunda bulunuyor. Şimdiye kadar 184 aile hakkında suç duyurusunda bulunulmuş. 46 aile cezaya çarptırılırken, 2'si takipsizlikle sonuçlanmış. Diğer davalar halen sürüyor. Mahmekece verilen hapis cezaları para cezasına çeviriliyor. Bunun miktarı ise 100 ile 150 milyon lira arasında değişiyor. Sorunun kaynağını ekonomik olarak gösteren valiliğin çözüm olarak para cezasına yönelmesi, aynı zamanda bu projenin çözümsüzlüğünü ve çelişkisini de ortaya koyuyor.

Yanıt bile vermedilerİstanbul Valiliği'nin bir başka projesi de "koruyucu aile" uygulaması. Koruyucu aileler, büyük kurum ve holdinglerden seçiliyor. Tek yapması gereken bir çocuk bulup onun babasına iş vermek ve biraz da maddi destekte bulunmak. Projenin uygulanmaya başlaması 14 ay öncesine dayanıyor. Vali Yardımcısı Mehmet Seyman bu projenin ne kadar başarıya ulaştığını "Bugüne kadar 184 şirket ve kuruma yazı yazdık. 14 ay sonunda sadece 23'ünden duyarlılık gördük" sözleriyle aktarıyor. Bu duyarlılığı göstermeyenler arasında kimler mi var? POAŞ'tan ve medya kuruluşlarından binlerce insanı işten atan ve Aydın Doğan'ın sahibi olduğu Doğan Holding, sendikalı oldukları için yüzlerce işçiyi sorgu odalarına çeken ve tazminatsız işten atan Doğuş Holding, Eczacıbaşı, Garanti Holding, yine yüzlerce işçiyi işten atan ve esnek çalışma sistemleri ile sömürüyü kat be kat artıran Koç Holding, Profilo, Faruk Süren'e ait olan Transtürk Holding, Ulusoy, Türk Petrol, işine helikopterle gidip gelen Tekstil devi Zorlu Holding, son yılların en fazla büyüyen şirketi Turkcell ve Hamoğlu AŞ.

Kimin sorumluluğu?Binlerce işçiyi işten atarak çocukların çalışmasına ve sokakta yaşamasına dolaysız bir şekilde neden olan bu kuruluşlar, sorunu çözmek değil sadece yardımı amaçlayan bu projeye bile "duyarsız" kaldılar. Oysa, bu holdingların patronları her fırsatta "devletin küçültülmesi"; ekonomiden tamamen elini çekmesi, sosyal işlerin de "sivil toplum kuruluşları" tarafından üstlenmesi gerektiğini söylüyorlar. Sonra, "en basit ve ciddi bir mali külfet olmaksızın katılınabilecek" bir kampanyada, reklam olsun, kârları artsın diye bile, kıllarını kıpırdatmıyorlar. Bu ikiyüzlülük değil de nedir?
www.evrensel.net