Biri yedi biri baktı

Biri yedi biri baktı

Diyarbakır'da yılbaşı akşamı birbiriyle hiç ilgisi olmayan iki farklı görüntü ortaya çıktı.

Biri yedi biri baktıGülşah Kılınç / Ali Rıza Kılınç Diyarbakır'da yılbaşı sessizlik içinde geçti. Geçen yıllara göre caddelerin daha kalabalık olduğu görülürken, alışveriş yapanların sayısı yok denecek kadar azdı. Dikkat çekmek ve müşteri yaratmak için mağazaların vitrinlerini "Dikkat! Pastadan çeyrek altın çıkabilir" gibi ilginç sözlerle süslemesi de işe yaramadı. Esnaflar yılbaşı satışlarını "Bakan çok alan yok" şeklinde değerlendirirlerken, yılbaşını sokakta gezen insanlara sorduğumuzda aldığımız yanıt oldukça kısa oldu: "İş yok, para yok. Yılbaşını tanımıyoruz!"

Limitsiz içki!Diyarbakır'da halkın büyük çoğunluğu yılbaşını "olağan" bir gün olarak geçirirken, bazı yerlerde yılbaşı özel programları düzenlendi. Lüks otel ve eğlence merkezlerine önceki yıllara oranla daha fazla ilgi olması krizden etkilenen ve etkilenmeyen kesimleri birbirinden ayırması bakımından çarpıcıydı. Otellerde özel menüler kişi başına 30 ila 60 milyon arasında değişti. Diyarbakır Dedeman Oteli yılbaşı özel programı hakkında gazetemize bilgi veren görevlinin söyledikleri bu durumu oldukça açık biçimde ifade ediyordu: "Dört gün önceden kontenjanlarımız doldu. Büyük bir talep var. Bu yıl geçen yıla göre çok çok iyi. 160 bar, 200 balo, 250 disko kontenjanlarımız ful. Müşterilerimizin büyük bölümü Mardin, Van, Şırnak gibi çevre illerden konaklamaya gelen asker ve polis çevresi. Diğerleri ise durumu iyi olanlar." Yılbaşı kutlamalarını otellerde aileleriyle birlikte geçirenler özel balolarda sunulan menülerle, eğlence içinde yeni yılı kutladılar. Diyarbakır Prestij Otel'de limitsiz yerli içki ve seçkin yemekler sunuldu.

Nasıl eğlenelim?Ancak, Diyarbakır'da yeni yılı herkes aynı şekilde kutlamadı. Yoksul semtler yine evine ekmek götürme telaşındaydı. Mahallelerden geçtiğimizde televizyonun sesi dışarıya kadar duyuluyordu. Suriçi semtine bağlı Dabanoğlu Mahallesi de bunlardan biriydi. Sokak aralarında onlarca çocuk heyecanla oynuyorlardı. Mahallede bir aileye misafir olmak istediğimizi söyleyince tüm çocuklar hep bir ağızdan bağırarak, "Abi bizim eve gel. Biz on kişiyiz", "Abla, biz de çok fakiriz ama gelin" diye davet ediyorlardı. 8 nüfuslu Alçınlar ailesinin evine gidiyoruz. Evde sadece çocuklar var. Daracık bir alanda yukarı çıkan Merdivenlerden sonra oturduğumuz odanın içinde küçük bir soba, kanepenin üzerinde yığılmış çocuk elbiseleri, penceredeki perdeler ve evin çatısından sızan yağmur damlalarıyla duvarda kalan izler ilk göze çarpanlar arasında. Evde bizi üç küçük çocuk ve 13 yaşındaki İpek ile abla Berivan karşılıyor. Yılbaşını nasıl geçireceklerine yönelik herhangi bir soruyu sormadan evin görüntüsü bize birçok şeyi gösteriyor. Şehit Yüzbaşı İlköğretim Okulu'nda anasınıfındaki çocuklara bakmakla yükümlü olan İpek'in söyledikleri pek çok şeyi anlatıyor aslında. "Ben ayda elli milyona çalışıyorum. Ablam da hemşirenin yanında hizmetçilik yapıyor. O da 30 milyona. Sadece biz çalışıyoruz. Hiç okula gitmedik. Akşamları çay içiyoruz, çökelekle. Bizim mahallede herkes böyle. Yılbaşı bizim neyimize. Gidiyorlar Tarkan'mıdır nedir onu izlemek için 200 milyon veriyorlar. Ayıptır. Bizim paramız olsa, bayramda elbise alırdık fakirlere. Anası hasta olanları hastaneye götürürdük. Bizim mahallede çocuklara kitap alırdık. Ben okula giderdim" diyor İpek. Mahallede "Erkek Nurten" olarak bilinen Nurten ise, "Bizim paramız olsa biz de yılbaşı kutlardık. Evimize çerez alırdık. Babası olmayanlara yardım ederdik. Şimdi bize eğlenmek lazım değil. Kira parası lazım. Babam parasını sigaraya veriyor. Yılbaşı bizim değil. Fakirlerin neyi var?" diyerek yılbaşı ile ilgili düşüncelerini anlatıyor. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Emniyette bir ölüm dahaİstanbul Yabancılar Şube Müdürlüğü'nde gözaltında bulunan Moldova uyruklu bir kadın ölü bulundu. Emniyet Müdürlüğü'nün Vatan Caddesi'ndeki kompleksinde bulunan Yabancılar Şube Müdürlüğü'nde meydana gelen olayın ardından bir açıklama yapan yetkililer, ölüm nedeninin araştırıldığını belirttiler. Moldova uyruklu 46 yaşındaki Varvara Savastin ile eşi Ivan Anghelcev'in 3 gün önce gözaltına alındığı öğrenildi. Eminönü'nde denetim yapan polis ekipleri tarafından, "kaçak çalışmak" ve "vize ihlali" nedeniyle gözaltına alınan Savastin ve eşi, sınırdışı işlemleri tamamlanıncaya kadar tutulmak üzere ayrı nezarethanelere konuldu. Gece geç saatlere kadar nezarethanedeki 51 kadın ile birlikte televizyon seyreden Varvara Savastin, dün diğer kadınlar tarafından yatağında ölü bulundu. Savastin'in cesedi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla eşi Ivan Anghelcev ve polis nezaretinde Adli Tıp Kurumu Morgu'na götürüldü.

Soruşturma başlatıldıPolis yetkilileri, Savastin'in kalp yetmezliği ve solunum rahatsızlığı bulunduğunun belirlendiğini kaydettiler. Yetkililer, Türkiye'ye daha önce "Varvara Anghelcev" olarak girip sınırdışı edilen kadının, kızlık soyadını kullanıp, "Varvara Savastin" adına yeniden pasaport düzenlettiğinin ortaya çıktığını bildirdiler. Savastin ile eşi Anghelcev'in yarın denizyoluyla sınırdışı edilecekleri, bu amaçla biletlerinin de temin edildiği öğrenildi. Bu arada, konuya ilişkin Fatih Cumhuriyet Savcılığı'nca adli soruşturma başlatıldığı kaydedildi.İstanbul Emniyet Müdürlüğü nezarathanesinde kısa bir süre önce de ölüm olayı yaşanmıştı. 16 Ekim 2001 tarihinde canlı bomba olduğu iddiasıyla gözaltına alınan Yunus Güzel, 23 Ekim 2001 tarihinde hücresinde ölü olarak bulunmuştu. Olayın ardından açıklama yapan yetkililer, Güzel'in kendisini astığını iddia etmişlerdi. Ancak Güzel'le birlikte gözaltına alınan kişiler, Güzel'e işkence yapıldığını, yere çakılmış olan ramzayı ses çıkarmadan kaldırmanın münkün olmadığını kaydetmişlerdi. Güzel'in otopsi raporu da işkence gördüğünü doğrulamıştı. Raporda Güzel'in vücudunda bulunan yaralara dikkat çekilmiş, ölüm olayının ise canlıyken ve asma biçiminde gerçekleştiği belirtilmişti. Olayın ardından Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı soruşturma hâlâ devam ediyor.
www.evrensel.net