Ditaş, Üçyıldız, Aktif Dağıtım

Ditaş, Üçyıldız, Aktif Dağıtım

Ülkemizde sendikal hakların kullanılması sakıncalı! Buna rağmen 2001 yılı içinde onlarca sendikal örgütlenme mücadelesi yaşandı.

Ditaş, Üçyıldız, Aktif DağıtımSeyit Aslan 2001, ülkemizde ve dünyada emek ile sermaye arasında ciddi çatışmalar yaşanan bir yıl olarak geride kaldı. Bazen küçük bir işyerinde, bazen büyük bir fabrikada ya da emekçilerin yaşadığı yerlerde başgösteren bu çatışmalar, kimi zaman kazanımla sonuçlanır ve istenen talepler elde edilirken, kimi zaman yenilgiyle sonuçlandı. Her kazanım yeni bir mevzi olurken, kayıplar emekçilerin daha çok çalışması için kamçı vazifesi gördü.Bu çatışmaların bir alanı da sendikal alan oldu. Bütün araştırmaların ortaya koyduğu; son 25 yılda tüm dünyada sendikaların kan kaybettiği ve hızla üye erozyonuna uğradığı gerçeği idi. Bunun ülkemizdeki sendikalara yansıması da kaçınılmaz oldu. 12 Eylül öncesi çalışan işçilerin 2,5 milyonu sendikalıydı. 12 Eylül'den sonra az da olsa var olan sendikal hak ve özgürlükler budandı, ağır tahribata uğradı. Bugün ise bu hakkı kullanan neredeyse anasından doğduğuna pişman. İşçiler yine de zor koşullara rağmen; işten atılmayı, aç kalmayı ve tüm baskıları göze alarak örgütlenmeye girişiyorlar. Ve sendikal örgütlenmeyi çoğunlukla illegal olarak sürdürüyorlar. Bu gizlilik tabi ki işçilere karşı değil, patron ve sendikal örgütlenmeye zarar verecek diğer unsurlara karşı bir gizlilik. Çünkü ülkemizde sendikal hakların kullanılması sakıncalı! Buna rağmen 2001 yılı içinde onlarca sendikal örgütlenme mücadelesi yaşandı. Bunlardan üçü, sendikal hareketin geldiği nokta, yasal engeller, patronların bir sınıf olarak işçilere karşı aldıkları tutum, sendikal bürokrasi ve sınıf dayanışmasının sorunları açısından öğretici.

Zor ama imkansız değil Niğde'de kurulu Ditaş Doğan Yedek Parça İmalat ve Teknik AŞ'de sefalet koşullarına karşı sendikalaştıkları için işten atılan 400 işçinin sekiz ay süren fiili grevi bu direnişlerden ilki. Medya patronu Aydın Doğan ait Ditaş, Türkiye'nin tek rot ve rotil fabrikası.Yasaya göre her işçi kendi işkolundaki istediği bir sendikaya üye olabilme hakkı vardı. Ama bu hakkı kullanabilmek için bedel ödemek gerekiyordu. Sendikalı olma isteği Ditaş'ta, 230 gün süren açlık ve yoksullukla mücadele, onlarca defa polis tarafından gözaltına alınmayı ve dayaktan geçirilmeyi getirdi.Patron işletmeyi yasal boşlukları kullanarak, on ayrı firmaya bölmüş; taşeronun taşeronunu yaratarak sendikal örgütlenmenin önüne set çekmeye çalışmıştı. İşçilerin birliği ve kararlılığı bu seti yıktı. Ditaş işçilerinin kararlılığı; Niğde emekçilerinin desteği, sendikaları Birleşik Metal-İş'in direnişi sahiplenmesi, DİSK'in kuruluş yıldönümünü direnişçi işçiler ile kutlamasıyla birleşti. Ditaş işçileri, sendikanın etrafında birleşerek hak almanın zor ama imkansız olmadığı gerçeğini bir kez daha gösterdi. Direniş 400 yüz işçi ile başladı, 400 işçinin işe geri dönmesiyle bitti.

124 gün sonra...İkinci direniş, Bursa'da Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi'nde kurulu Üçyıldız Plastik'te yaşandı. Otomobil yan sanayii için üretim yapan fabrikada çalışan 250 işçi, ücretlerin gasp edilmesinden, esnek çalışmaya kadar varan bir dizi sorun karşısında birleşme ve örgütlenme isteği gösterdiler. Sendikalaşma işçi kıyımını getirdi; 200 işçi işten atıldı. 124 gün süren direniş, polis baskısı sendikacıların "fazla sorun çıkarmadan çözelim" tutumu birleşince, kazanım olmadan sonuçlandı. Atılan işçilerin fabrikada üretimin yapılmaması için içeriye mal girişini engelleme tutumu Türk-İş Bölge Temsilcisi'ni rahatsız etmiş, bu da direnişin fabrika bahçesinden dışarıya taşınmasında rol oynamış, böylece ilk ciddi yara alınmıştı. Türk-İş Temsilcisi'nin gerekçesi ise Valiye verdiği sözdü. İşçilere sormadan böyle bir söz verme hakkını kendinde bulabilmişti. Oysa işçiler, üretim devam ettiği sürece dışarıdaki direnişin bir anlamı olmayacağını biliyordu. Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi'ndeki patronlar da bölgede sendikalaşmanın engellenmesi için tüm olanaklarını kullanarak Üçyıldız patronunun yanında yer aldılar. Başta TÜMTİS olmak üzere, Bursa'daki sendikalardan önemli destek gören Üçyıldız işçilerinin aileleri de komiteler kurarak mücadeleye katılmıştı. Bu da önemli bir noktaydı. Ancak 124 gün firesiz süren mücadele, sendikanın işçilerin zaaflarından yararlanarak direnişi bitirmesiyle sonuçlandı. Bir iki ay daha aynı kararlılıkla sürebilseydi, kazanım kaçınılmaz olacaktı. Hem Üçyıldız işçileri sınıf mücadelesinde daha ileri bir noktaya gelmiş olacaklardı hem de Petrol-İş uzun süredir uğradığı üye kayıplarına karşı moral kazanacaktı.

Örgütlülük ve dayanışma Merkezi İstanbul'da bulunan ve bir çok ilde şubesi olan Aktif Dağıtım'da 133 gündür süren direniş de üçüncüsü. Zarf, koli ve benzeri şeylerin dağıtımını yapan Aktif Dağıtım'da 1000'in üzerinde işçi çalışıyor. Dağıtım işkolu sigortalı oranının düşük olduğu, taşoranlaştırmanın yaygın yaşandığı bir işkolu. Aktif Dağıtım'da da aynı koşullar hakim.TÜMTİS'te örgütlendikleri için işten atılan 200 Aktif Dağıtım işçisinin İstanbul ve İzmir'deki direnişi devam ediyor. İşleri ve ekmekleri ellerinden alınan işçiler her türden zorbalıkla da karşılaştı. TÜMTİS Genel Başkanı Sabri Topçu ve işçiler patronun şikayeti üzerine gözaltına alınarak, işkence edildiler. Sendikalı olma mücadelesi "çete" suçlamasıyla eş değer tutularak mücadeleci sendikacılara gözdağı verilmeye çalışıldı. Ancak patronlarla polisin oyunları boşa çıkarıldı. TÜMTİS'in güçlü örgütlülüğü ve işçilerdeki dayanışma ruhu direnişin sürmesinde büyük rol oynadı. Yine de İstanbul gibi bir metropolde sınıf dayanışmasının zayıflığı giderilemedi.Sonuç olarak 2001 yılı da sendikal hak ve özgürlükleri (kırıntı şeklinde de olsa) kullanmanın bedeller istediği bir yıl oldu. İşçilerin hak alma mücadelesi hükümet, polis ve yasaların da desteğiyle patronlar ve örgütleri tarafından bastırılmaya çalışıldı. Bunun en çarpıcı örneği, TİSK Başkanı Refik Baydur'un "iş güvencesi yasa tasarısını 1,5 yıldır nasıl engelediğini" açıklaması ile görüldü. Refik Baydur'un kendi sınıfı adına aldığı tutum, işçi sendikalarının içinde bulunduğu zaafların geldiği nokta açısından öğretici. Emek ve sermaye arasında yaşanan çatışmalardan dersler çıkardığımız bir yılı geri bırakırken, 2002 yılının daha sert kapışmalar ve hesaplaşma yılı olacağını söylemek abartı olmayacak.
www.evrensel.net