2001 vurgun yılı oldu

2001 vurgun yılı oldu

Yaşanan mali kriz, dalgalı kura geçiş, dış kaynak arayışları ve açıklanan ekonomik paket ile yapısal önlemler altında bir yıl geçiren Türkiye'nin en çok çile çektiği konu dövizdeki başdöndürücü yükseliş oldu.

2001 vurgun yılı olduTürkiye geçtiğimiz yıl borsa, faiz ve döviz üçgeninde yaşanan yoğun vurgunlara tanık oldu. IMF programının çok küçük spekülasyonlarla milyonlarca dolar rant sağlanan bir ekonomik yapıyı Türkiye'ye yıllarca nasıl yerleştirdiği, bu "şeytan üçgeni"nin işleyişinde açıkça görüldüÖzellikle dalgalı kura geçilmesi ile birlikte borsa ve dövizde "spekülasyon" ve vurgunlar hız kazanırken, iç borç ödemelerini çevirmek için yapılan borçlanma ihaleleri de faiz üzerinden kazançların önünü açtı.

Kriz ayna olduYaşanan mali kriz, dalgalı kura geçiş, dış kaynak arayışları ve açıklanan ekonomik paket ile yapısal önlemler altında bir yıl geçiren Türkiye'nin en çok çile çektiği konu dövizdeki başdöndürücü yükseliş oldu. Halkı yoksullaştıran bu yükseliş spekülatörlere de yeni kazanç olanakları açtı. Sakıp Sabancı'nın Akbank'ının 1 milyon dolar birkaç günde kazandığının ortaya çıkması, dönemin Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel'in parasını devalüasyondan hemen önce dolara çevirmesi; IMF'nin nasıl bir ekonomi yarattığını ve bu ekonomiden televizyon karşısında "kriz bizi de vurdu" diyenlerin nasıl nemalandığını gösteren birkaç örnek.

Büyük vurguncularDünyanın en büyük bankalarının Türkiye'yi hedef seçtiği ise yine bu krizlerin aynasında göründü. HSBC, Citibank gibi Latin Amerika'dan Güneydoğu Asya'ya kadar bir çok krizde kar sağlamış finans tekellerinin 2001 yılının ilk altı aylık kârlarını Türkiye'den elde ettikleri, bilançolarını açıkladıkları gün görüldü. Üstelik bu bankaların Mevduat Tasarruf Fonu bünyesinde olan bazı bankalara talip olması, HSBC'nin Demirbank'ı satın alması, uluslararası sermayenin bir ülkeyi nasıl çökertip ardından da "batık avcılığı" yaptığının kanıtıydı.

Piyasa işleyişiFinans piyasalarının daha bir belirginleştiği kriz döneminde, bu krizi aşmak için uygulanan politikalar da oldukça çarpıcı bir tablo oluşturdu. Bu politikaların krize çözüm olarak gösterilmesine rağmen Türkiye halkı, aslında finansal gelişmeler ve onun yol açtığı şoklar ile bu krize karşı geliştirilen ekonomi politikalarının birbiriyle bağını, birbirini nasıl desteklediğini ve önünü açtığını tarihinde hiç olmadığı kadar açık gördü.

Derviş yılın özetiBunun en çarpıcı örneği, bizzat Kemal Derviş'in gelmesiydi. Derviş'in her politikası, aylarca ülkeyi soyan yabancı sermayenin isteklerinin bir ifadesi oldu. Derviş, ülkeyi IMF'nin yönetici organlarına teslim eden bir bürokrat gibi, bütçeden bakanların atanmasına, yasaların çıkmasına kadar yasama, yürütme ve yargı faaliyetini tamamen IMF'nin belirleyiciliğine bıraktı. "15 günde 15 yasa" dayatması, aslında Türkiye'nin uluslararası sermayenin karşısında nasıl bir duruma getirildiğinin en özlü ifadesi oldu.
www.evrensel.net