Yirmibirinci yüzyıla girer girmez!

Yirmibirinci yüzyılın ilk yılı kültür ve edebiyatımıza neler getirdi diye bir an düşününce iyimser olmak olası değil sanki...

Yirmibirinci yüzyıla girer girmez!Sennur SezerYirmibirinci yüzyılın ilk yılı kültür ve edebiyatımıza neler getirdi diye bir an düşününce iyimser olmak olası değil sanki...Neden mi? Sağır duvarları andıran, canı isteyince çın çın öten, canı isteyince sağır kesilen medyanın kültür programlarından. Bu yılın ardından ne kalacak akıllarda. Ben Ahmet Altan'ın üçüncü baskısı yapılan romanının üzerindeki "Üçüncü elli bin" yazısını anımsıyorum, Murathan'ın "Erkekler İçin Divan"ının özellikle arabesk renklerle düzenlenmiş kapağıyla, yarım gazete boyu fotoğraflarının altına çıkartılan spotları... Murathan'ın dayanılmaz güzelliği ve fotoğraflarının basında yer alışıyla ilgili. Kitabı için ciddi bir yazı? Yok... Bankamatiklere yayılan kitap reklamlarında yerli bir yazar... da yok. E dergisinde Hasan Öztoprak'ın altını çizdiği olgu mu yaygınlaştı Türkiye'de. Yalnızca yabancı yazarlara mı yatırım yapılıyor?Edebiyatın geneline ve 2001 yılında yayımlanan kitaplara dikkatli bakıldığında güzel olaylarla karşılaşmamak "imkansız". Bir kere 1950 Kuşağı denilen edebiyatın duayenleri bu yıl da edebiyatın peşini bırakmadılar. Adnan Özyalçıner'in bütün öyküleri 4 cilt biçiminde toplandı Evrensel Basım Yayın'ca. Bu ciltlerdeki kitaplardan biri, "Aradakiler" yeni kitaptı. İlk kez yayımlanıyordu. Demir Özlü, "Sürgünde On Yıl" (Türkiye İş Bankası), Orhan Duru "Yeni ve Sert Öyküler" (Türkiye İş Bankası) Leyla Erbil "Cüce" (YKY), Erdal Öz "Cam Kırıkları" (Can Yayınları) ile edebiyata katkıda bulundular. Ancak elli yılı anımsatan kuşak adları bile medyayı etkilemedi.Beri yandan yaşı, bu duayenlerin yazı ömrünün altındaki Ayfer Tunç, "Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek" başlıklı bir kitap yazdı. Anı/yorum/izlenim karışımı bu kitap bir iki ayda yirmiye yakın baskı yaptı. Ve elbet bu dirimi irdelendi.Evrensel Basım Yayın, krize karşın, planladığı "toplumcu edebiyatın temel taşları" dizisini sürdürüyor. Şükran Kurdakul'un bütün öyküleri ve bütün şiirleri, Adnan Özyalçıner'in kitaplarını izledi. Enver Gökçe'nin "Bütün Şiirleri" ile "Eğin Türküleri" basıldı. Dört ciltlik "Ve Durgun Akardı Don" yayımlandı. Anna Seghers'nin "Karar"ı çevrilip basıldı. "Güven" de yakında basıma hazırlanacak. "Vatandaş Abuzer"i dillerden düşmeyen Yücel Sarpdere'nin "Kızılcık Operasyonu" kitabı da bu yıl yayımlananlar arasında. Yine de sesi pek duyulmuyor. Yani haber bültenine ne Hayri Erdoğan'ı çıkarıyorlar ne de Kemal Özer'i. Kemal Özer'in kitaplarını da artık Evrensel Basım Yayın dağıtacak, haberiniz olsun. Televizyonda görülen olaylar fark ediliyor, örnek mi, Orhan Kemal Müzesi açılalı epey oldu ama Kültür Bakanı geçen gün ziyarete gelip bir kez daha açınca televizyonlar bu olayı ve müzeyi gördü. Bu arada İstanbul İl Kütüphanesi'ne Orhan Kemal'in adı verildi. Yine de Orhan Kemal'in tüm kitaplarını piyasada bulmak pek olası değil. Özel bir lise, oğlunu, Adnan Özyalçıner'i ve beni çağırmıştı. Orhan Kemal'i anlattık. Adını ilk kez duyuyorlardı. Oysa program yüzünden okudukları Türk yazarları yanında Orhan Kemal çağdaşları vardı. Orhan Pamuk'u da İngilizce dersinde, İngilizcesinden okumuşlardı.Türkiye'de güzel şeyler oldu kısacası ama pek duyulmadı. Halit Ziya Uşaklığil'in "Mai ve Siyah"ıyla "Aşk-ı Memnu"su Enfel Doğan'ın gözden geçirmesi ile yeni kuşaklar için basıldı. Eski sözcüklerin karşılığı parantez içinde verilen bu basım, üslubun zedelenmesini engelliyor. Ancak bu kitaplar, yeniden basılan Kerime Nadir'in "Hıçkırık"ı ile Muazzez Tahsin Berkant'ın "Küçük Hanımefendi" romanı (Doğan Kikapçılık, Aşka Davet dizisi) kadar dikkati çekecek mi, şüpheli. Doğan Kitapçılık'ın yayımladığı bir incelemeyse gerçekten önemliydi: "Romantik Komünist." Nâzım Hikmet'in yaşamı ve eserleriyle ilgili bu kitabı Saime Göksu ile Edward Timms yazmış, Türkçe'ye Barış Gümüşbaş çevirmişti. Kitabın önsözlerinden biri de Nâzım Hikmet'le ilgili 718 sayfalık bir kitabı geçen yıl yazan Memet Fuat'a aitti.Nâzım Hikmet yılı olacak 2002 yılı. Bu yıl onun hazırlıklarıyla geçti. Kültür Bakanlığı'nın beste siparişini Nâzım Hikmet ile ilgili bir besteye çeviren ve bunun olağanüstü biçimde çalınmasını sağlayan Fazıl Say, bütün dergi ve gazetelerde övüldü. Ama bir gazetedeki köşesinde, Orhan Pamuk'un ABD'nin öc almasını onaylayan yazısını andıran bir yorumuna Nâzım'ı odak seçmesi, bu yetenekli çocuğu pek sevenleri bile dilsiz bıraktı.Aslında yılın olayı, beklenen antolojiydi. 2001 yılının başında yayımlanacak bu antolojiyi Mehmet H. Doğan hazırlamıştı. 3 ciltlik antoloji 2001 yılının başında gecikerek yayımlandı. Ve reklama konu olacak kadar büyük bir tartışma yarattı. İkinci baskıya geçildi böylece. İlk baskısı 35 milyon olan antolojinin kapsadığı şairlere (önceden izin alınanlara ve cesaret ile isteyenlere) 10 milyonluk bir telif ödendi. Bu konu (darılmasınlar ama) bizim yazar örgütlerimizin kulağına bile gitmedi... Geleneksel olarak, darılırlar gücenirler, bir daha böyle hayırlı girişimlerde bulunmazlar diye mi korktular, kimbilir. Belki de yöneticilerin çoğunun ozan oluşu, bu tür karışmalara katılmalarını engelledi... Neyse yurtiçi gezilerdeki şiir toplantıları mutlu etmiştir herhalde.İki cildi 100 milyon olan bir yazarlar ansiklopedisi de biraz tartışıldı. YKY'nin bastığı bu ansiklopedinin belgeleri yazarlardan istenmişti çünkü.Bana gelince ben bu yıldan hoşnudum, okudum, yazdım. Sanal ortamda da yazmaya başladım. Orhan Alkaya'nın "Tuz Günleri" (Gendaş), Abdülkadir Budak'ın "Ahşap Anahtar" (Can Yayınları), Cengiz Bektaş'ın "Su Gölgesi" (Evrensel Basım Yayın) sevdiğim şiir kitaplarıydı.Fatoş Güney'in Güney Yayınları arasında basılan "Dağlar Kendini Seveni Sever" önemli bir hesaplaşmaydı.Şairlere güvenim vardır ama kimi şairlerin medyada yazmaları onlarda kişilik bölünmesine yol açtı galiba. Birisi Özdemir İnce. Onun şiiri dışında yazısını görmekten korkar oldum. Diğeri de Sefa Kaplan... Hürriyet yazarı olan ozanlar siyasal çizgilerinin etiğinden de mi kurtuluyorlar acaba?Neyse, Evrensel gazetesinin köşe yazarları (ozanı, yazarı) benim ozanlara güvenimin sürmesini sağlıyor ama onların yakasını da yargı bırakmıyor..2002'de edebiyatın, ama gerçek edebiyatın, emekçilerin ulaşacağı koşullarda yayımlanabilir, emekçiler de edebiyata yaşamlarında yer ayıracak rahatlıkta olurlar dileğiyle. Mutlu ve dirençli yıllara.
www.evrensel.net