Direnen Aktif işçilerinin öğrettikleri

Direnen Aktif işçilerinin öğrettikleri

130 gündür direniyor Aktif Dağıtım işçileri. Yalnızca zalim bir patrona, yalnızca grev kırıcılarına, polisiye baskılara kafa tutmuyorlar. Aktif direnişi, dünyanın gidişatına çomak sokan onlarca direnişten biri.

Direnen Aktif işçilerinin öğrettikleriNuray Sancarİstanbul, Okmeydanı'nda Perpa. Üst katlarda bir küçücük mekanda, Aktif Dağıtım işçileri 130 gündür grevde. Bütün dünyada sendikal örgütlenmelerin dağıtıldığı, işçi hareketinin önünün kesilmesi için binbir türlü önlemlerin alındığı bugünkü koşullarda Aktif Dağıtım işçileri dünyanın gidişatına meydan okuyorlar. Ve işçi sınıfının yazılan tarihi, insanüstü bir çaba göstererek, sendikanın verebildiği ayda 100 milyon parayla ayakta kalmaya çalışan Aktif işçisinin yürüyüşünü sessiz sedasız yazıyor. Sessiz sedasız çünkü, herbirinin ısrarla vurguladığı gibi, "Direnişi kazanacağız, bu kazancın garantisi buradaki kendi gücümüzdür" sözleri bir özgüvenin ifadesi olduğu kadar, sağırlaşmış bir dünyanın gidişatına da meydan okumayı amaçlıyor. Ve bu sesi bir işçinin deyimiyle "holding sendikalar" ve onların işçiye yabancılaşmış bürokratları duymuyor, duyamıyor. Özelleştirmenin, taşeronlaştırmanın, sendikasızlaştırmanın bölücü ve dağıtıcı etkisinin çeşitli yollarla güçlendirildiği bu koşullarda Aktif işçisinden çıkan ses çok önemli. Perpa binasındaki o küçük temsilcilik odasını bir arı kovanına dönüştüren koşuşturma, heyacan ve coşkuyla süren grevin başarısı; sadece Türkiye işçi sınıfının değil dünya işçi sınıfının davası için bir ölçü olacak.Her şeyden önce, taşeronlaştırmanın hiç değilse o işyeri için aşılabilmesini gündemine aldığı ve bunu başardığı için. Sigortalı işçiler ile taşeronlaştırılmış işçiler aralarındaki bölücü duvarları elbirliğiyle aştılar. İkincisi, bir dağıtım şirketinin bir biriminde başlayan direnişin diğer birimlerin desteği alınamadan başarıya ulaşmasının mümkün olmadığını fark ederek bu direnişin çevre koşullarını düzenlemeye yönelik iradi bir çabanın örneği olduğu için. Planlı ve adım adım geliştirilen bir direniş bu. Grev kırıcılarının ikna edilmesi, diğer birimlerin tek tek dolaşarak aynı işkolundaki işçilerin desteğinin sağlanması, işverenle yapılan görüşmelerde taleplerin ileri sürülmesi, gerektiği anda geri çekilmenin örgütlenmesi, sabırlı bekleyişler, sonra yine ataklar, toplumsal duyarlılığın artırılması için oluşturulan ekipler vasıtasıyla sendika sendika, örgüt örgüt dolaşılması direnişteki işçilerin günlük çalışmalarının birer parçası. Her gün yapılan durum değerlendirmeleri, bir sonraki gün atılacak adımları, yapılacak işleri belirlemeye yarıyor. Bu yüzden karşılığında çocuklarına ekmek götürebilecekleri, kiralarını ödeyebilecekleri işleri kesintiye uğrasa da, ekmek kavgasının önlerine çıkardığı yeni bir sorunla boğuşurken bir okuldaymış gibi bir çok şey öğreniyorlar. Dolayısıyla direniş bildiğimiz anlamda ekmek kavgası olma hüvviyetini aşmış. Aktif direnişçilerinin her adımı, dünya işçi sınıfının güncel sorunlarına karşı verilmiş küçük bir yanıt oluyor. O yüzden de bütün işçi sınıfının sorunlarına karşı duyarlılar, genel grev istiyorlar. Ve şimdi, daha önce gündemlerinde olmadığı kadar, başka yerlerdeki en küçük kıpırdamalar, direnişler, eylemler gündemlerinde. Aktif kulağını, gönlünü, aklını, kapısını dünyaya açtı.Kuşkusuz, var olduğundan beri konfederasyonların başına çöreklenmiş sendika bürokrasisinin ve devletin baskısı altında kalan TÜMTİS'in yöneticilerinin Aktif işçisiyle bütünleşmede gösterdikleri ilkeli tavır bunun en büyük garantisi. Temsilcilik odasında sendikaları, işçilerle birlikte direniyor. Aktif işçileri, öğrenirken tüm ülkeye önemli bir şeyi öğretiyorlar; azim, karar, dayanışma ve örgütlenmenin çözemeyeceği hiçbir sorun, hiçbir engel yok. Onların kazancı hepimizin kazancı olacak.


KAZANACAĞIZ, BAŞKA YOLU YOK!Ali Çavuş (Aktif Dağıtım'da taşeron işçi)Biz greve çıkmadan önce sorunlarımız belliydi, neler olduğunu çok iyi biliyorduk. Bunları, arkadaşlarımızı bir araya toplayarak, sendikaya üye olarak daha rahat çözebileceğimizi düşünüyorduk ve bunu başardık. Şirkette sigortalı ve taşeron işçiler arasında bir ayrım yapmadık. Hepimizin sorunları vardı; sigortalı arkadaşımızın üç günlük, dört günlük veya bir haftalık paraları kesildi; ücretli izinler başladı. Krizin bütün yükü iki kesime de aktarıldı. Paralarımızı iki üç taksit halinde aldığımızdan ödemelerimizi yapamaz hale geldik. Bu aylarca devam etti. Sorunlarımız artmıştı.Bu direnişle biz toplu halde durabilmeyi, örgütlenmeyi öğrendik. Grev bize arkadaşlığı, dostluğu, azmi öğretti. Burada hepimiz birbirimizi çok iyi tanıyoruz. Arkadaşlarımızdan biri bir gün gelmediğinde birbirimize sorma hakkını bulabiliyoruz. Direniş bu şekilde ayakta duruyor, birlik beraberlik sayesinde. Kendi aramızda toplantılar yaparak, sendikacılarımızla durumu değerlendiriyoruz. Buraya geldiğimden beri hep, "Biz bu işi kazanacağız" dedim. Çünkü istediğimiz başka bir şey değil; malda mülkte gözümüz yok ama hakkımızı istiyoruz. Kriz varsa bunun cezasını biz çekmek istemiyoruz.Ben ikinci sendika hayatımı yaşıyorum. '96'da burada bir sendikalaşma girişimi vardı; tam başarıyla sona erecekken sendikanın işçiler arasında derinlemesine bir örgütlülüğünün olmamasının da nedeniyle her şey birden bire tersine döndü. İşçiler taşeronlaştırıldı ve sendika bitirildi. Yüzün üzerinde taşeron oluştu. İşçilerin birliği de böylece parçalanmaya, sendikalılaşmanın önü kesilmeye başlandı. Sendikadaki arkadaşlar ne yapmamız gerektiğini tam olarak anlatmadıkları için 16 günlük direnişimizi bir saatte bitirdik. Patron bizim önümüze bir kağıt koydu, kağıtta "Ya işten ayrılırsın ya da taşeron işçisi olursun" yazıyordu, biz o 16 günlük direnişimizi unutup kağıdı imzaladık.Şimdi bu süreçten ders adık ve buradaki çalışmamız, taşeron veya sigortalı işçi ayrımı olmadan herkesin ortak örgütlenmesi yolunda oldu. Taşeronlaşma sorununun da mücadeleyle aşılabileceğini kanıtladık. İstenildiğinde, doğru bir bakış açısıyla bu sorun aşılabilir. Ben de onun bir örneğiyim. '96'daki olayda ben bu işi bu kadar sahiplenmemiştim, sadece direniş yerinde bulunuyorduk; şimdi ise fiili olarak da çalışıyoruz. Elimden ne geliyorsa yapmaya çalışıyorum. Başka bir yerde bir direniş olsa, grev olsa hemen oraya gider elimizden elen yardımı yaparız. Grev bize bunun bilincini kazandırdı. Sonuna kadar götürmeye hazır ve razıyız. Geriye dönsek bile benim inancım biz bunu başaracağız, yaza doğru da genel grev var.Biz greve çıktığımızda işçilerin yüzde sekseni daha mücadelenin ne demek olduğunu bilmiyordu. Burada polis baskısı gördük, işveren baskısı gördük, üye olan arkadaşlar üzerinde başka baskılar gördük ama sendika bize çok yol açtı. Bize mücadelenin ne olduğunu öğretti. Geriye dönüş yok. Tek söyleyeceğim söz; kazanacağız!
www.evrensel.net