Ramallah

Ramallah'ta bir sabah

İşlerine giden 200 civarında insanı durduran asker, Lübnanlı aksanıyla, Filistinlilerden 4 sıra oluşturmalarını istedi. Sıra şöyleydi: Güzel kadınlar, çirkin kadınlar, 40 yaşın üstündeki erkekler ve 40 yaşın altındaki erkekler.

Ramallah'ta bir sabahSam Bahour*Çalışanlarımız, son 16 aydır günde iki kez, bir kez işe giderken, diğerinde dönerken, İsrail kontrol noktalarında aşağılanıyorlar. Her gün, artık "normal" hayatımızın bir parçası olan korkulu hikayelerini dinliyorum. Giderek artan gecikmeler (20-30 dakikalık bir yolculuk bazen 4-5 saat sürüyor), bağırıp çağırmalar, çamurda yürütmeler, dağ tırmandırmalar, giriş izni vermemek... Ancak bugün, 24 Aralık'ta duyduklarım öyle özeldi ki, yazmak istedim. Çalışanlarımdan biri, Ramallah'a 7 dakika uzaklıktaki Bir Zeit'te yaşıyor. İşgününün başlamasından iki saat önce, Surda kontrol noktasına ulaştığında, yeni tipte bir İsrail askeriyle karşılandı. Şaron, Filistin lideri Yaser Arafat'ın Beytüllahim'e gidip dua etmesini önlemek için Ramallah civarındaki bütün kontrol noktalarını takviye etmişti. Yeni gelenler, Lübnanlı falanjist askerlerdi. Falanjistler, İsrail'in 1982 Lübnan işgalinde, İsrail ordusuna katılan bir grup.

Askerin isteğiRamallah'taki işlerine giden 200 civarında insanı durduran asker, Lübnanlı aksanıyla, Filistinlilerden 4 sıra oluşturmalarını istedi. Sıra şöyleydi: Güzel kadınlar, çirkin kadınlar, 40 yaşın üstündeki erkekler ve 40 yaşın altındaki erkekler. Kalabalık, geçimlerini sağlamak için Ramallah'a gitmek zorundaydı ve üç sıra oluşturuldu: Kadınlar, 40'ın üstündeki erkekler ve 40'ın altındaki erkekler. Ardından İsrail askeri, kadınların sırasına giderek onları "güzel" ve "çirkin" olarak ayırdı.Yöneticilerimden birinin yanındaki kadın arkadaşına döndü ve "erkeklerle konuşmamasını" istedi. Yönetici, kadına, askerin Lübnanlı olduğunu söyledi. Asker bunu duydu, onu sıradan çıkardı ve kimliğini istedi. Kartta, yöneticinin soyadının Zeideh olduğunu ve Hıristiyan bir Filistinli olduğunu yazılıydı (İsrail yönetimi, Filistin kimliklerinde din belirtilmesini zorunlu kılıyor). Asker, bunu görünce "en azından Müslümanlardan iyi durumda olduğunu" söyleyerek güldü. Yöneticim, askeri kışkırtmak için bir yalan atarak, Ortodoks olduğunu söyledi. Asker ona bağırıp çağırmaya başladı: "Toprağın pisliği" olduğu gibi hakaretler yağdırıyordu. Asker, Zeideh ailesinin, Lübnan'ın en ünlü ailelerinden Hazen ailesine mensup olduğunu bilmiyordu.

Domates meselesi!Asker daha sonra, yöneticime hiç Lübnan'a gidip gitmediğini sordu. Yönetici yanıt vermeyi reddedince, soruyu değiştirdi: Acaba "domates"i nasıl telaffuz ediyorlardı? Bu soru, Lübnan'da ayrımcılığın yöntemlerinden biridir: Filistinli veya Lübnanlı olduğunuzu "domates" deyişinizden anlarlar. Ancak asker, bu soruya da yanıt alamayınca, yöneticinin üzerine yürüdü. Şans eseri, başka bir asker gelerek olay çıkmasını önledi. İşte Filistinliler, bütün dünyaya bu ırkçılığı, bu ayrımcılığı, bu aşağılamayı, bu küstahlığı ve bu işgali anlatmaya çalışıyorlar. Ve Filistinliler, ABD razı olsun ya da olmasın, bunu sona erdirecekler. Yeni yılınız kutlu olsun.

(*) Arap-Filistin Alışveriş Merkezi Genel Müdürü, Counterpunch'tan çevrilmiştir
www.evrensel.net