Türkiye sömürgeleştiriliyor

Ulusal Tarım Kongresi kapsamıda düzenlenen "Küreselleşme Ortamında Ulusal Tarım Politikaları" konulu oturumda uluslararası kurumların dayatmaları ile uygulanan tarım politikalarının Türkiye'yi çok açık şekilde sömürgeleştirildiği vurgulandı.

Türkiye sömürgeleştiriliyorTürkiye Ziraatçılar Derneği'nin düzenlediği Ulusal Tarım Kongresi çerçevesinde düzenlenen "Küreselleşme Ortamında Ulusal Tarım Politikaları" konulu oturumda uluslararası kurumların dayatmaları ile uygulanan tarım politikalarının Türkiye'nin tarım sektöründe kendi iradesini ve kontrolünü ortadan kaldırdığı ifade edilerek, Türkiye'nin çok açık bir şekilde sömürgeleşitirildiği vurgulandı. Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Halil İbrahim Şahin'in yönettiği oturuma, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Korkut Boratav, Prof. Dr. Alpaslan Işıklı, Oğuz Oyan, TODAİE Öğretim Üyesi Doç. Dr. Birgül Ayman Güler, TEMA Vakfı Danışmanı Mahir Gürbüz, Gazeteci Hasan Çakır konuşmacı olarak katıldı.

Sadaka sistemiBirgül Ayman Güler, 1970'lerden sonra DB ile imzalanan antlaşmaların niteliğinin değiştiğini belirterek, o yıllara kadar tohum da ya da gübre de yapılan küçük liberasizyonların ardından tüm sektörün altüst edilmesine yönelik antlaşmalara Türkiye'nin imza atmasının sağlandığını dile getirdi. Tüm desteklerin kaldırılarak yerine getirilen DGD'yi "iyi bir cin fikir" olarak nitelendireren Güler, DGD'nin bir sadaka sistemi olduğunu söyledi. Güler, tarımın kamu kesimi tarafından yönetilmesinin istenmediğini dile getirerek, 5 yıl sonra gelişmiş ülkelerin yetiştirmediği ürünleri yetiştiren bir Türkiye tarımının ortaya çıkacağını söyledi. Üretimin birkaç küresel şirket tarafından yapılacağını ve Türkiye'nin bu şirketlerin istediği gibi hareket edeceği bir pazara dönüştürüleceğinin altını çizen Güler, "Bize düşünse taşeronlaştırma ve sömürgeleşmedir" dedi. Alpaslan Işıklı da küreselleşmenin getirdiği felaketin sadece Türkiye ve Arjantin ile sınırlı kalmadığını, tüm dünyanın karanlığa gidiş süreci yaşandığına dikkat çekerek, bu karanlığa gidiş sürecinin sanayileşimiş ülkeleri de girdabına aldığını vurguladı. Korkut Boratav ise Türkiye ekonomisinin IMF'ye muhtaç olmadığını dile getirerek, Türkiye'nin dış ilişkilerinde cari giderleri ile cari gelirlerinin birbirini karşıladığını, faiz dahil Türkiye'nin dış ilişkilerinde açık vermediğinin altını çizdi. Boratav, "Dünyadaki hiçbir ülke borcunun ana parasını ödeyemez. Türkiye kendi borcunun faizini IMF'ye başvurmadan ödeyebilirdi" diye konuştu. Oğuz Oyan da, Türkiye'nin IMF ve DB'nin önerdiği modelle bir yere varmasının mümkün olmadığını vurgulayarak, Türkiye'nin gelişmiş ülkelerin ihtiyaçlarına göre üretim yapan bir ülke konumuna geleceğini ifade etti. Oyan, "Eğer fiyatlarda kriter belirlememiz gerekiyorsa, bu neden AB ya da ABD üreticisinin ürünlerine uygulanan fiyat alınsın" diye konuştu.
www.evrensel.net