'Ben de soğuktan donacağım'

Yağmurdan ve dondurucu soğuktan korunmak için en azından "yağmur değmeyen yer" arayan sokaktaki insanlar, gittikleri her yerden kovuluyor.

'Ben de soğuktan donacağım'Savaş VelioğluYağmur değmeyen her yer onun evi... Bütün eşyaları bir battaniye ve üzerindeki kalın paltosuyla, birkaç parça giyeceği. Binlerce insan gibi o da yıllar önce İstanbul'a iş bulmak için gelmiş. Birkaç yıl çalıştıktan sonra işsiz kalmış ve başlamış zorlu günler onun için. Yaklaşık 20 yıldır evsiz olan Tahir Kınalı, iş bulmak, ailesini geçindirebilmek için 1969 yılında Urfa'dan İstanbu'a gelmiş. İşsiz ve evsiz olduğu için şimdi Taksim Parkı'nda yaşıyor. İstanbul'a ilk geldiğinde Sultanahmet'te konfeksiyon işçisi olarak çalışmış. Daha sonra işten çıkartılınca bir daha iş bulamamış. "Çok iş aradım, çalmadığım kapı kalmadı, iş vermediler. İşsiz kaldım ama hiç dilencilik yapmadım" diyor, yıllardır sokaklarda yaşamak zorunda kalan Kınalı.

Çok insan öldüSoğuktan dolayı birçok arkadaşının yaşamını yitirdiğini hatırlatan Kınalı, kendi sonunun da arkadaşları gibi olacağını belirtiyor. Sokakta yaşanan donma olayları ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi Acil Yardım ve Cankurtarma Müdürlüğü, aşırı soğuklar nedeniyle sokakta donma tehlikesi geçiren vatandaşları, Kayışdağı'nda bulunan Darülaceze tesislerinde misafir edeceğini açıkladı. Şimdiye kadar soğuktan donarak yaşamını yitiren insan sayısı 10.İstanbul bir umut kapısı olmuştu Kınalı'ya. Ailesine bakabilmek için çalışmak zorundaydı. İşsizlik onu evinden kilomekrelerce uzağa sürüklemiş, İstanbul'da çalışmaya gelmişti. 1969 yılında İstanbul'a gelip konfeksiyon işçisi olarak başlamış işe.

Yıllardır parktaİlk yıllar geçimini sağlayacak kadar para kazanıyormuş Kınalı, fakat daha sonra işsiz kalınca bütün kurduğu hayaller yok olup gitmiş. Ailesine para gönderemeyince, artık ilişkileri kesilmiş. "1980 yıllarında Beyoğlu'na yerleştim" diyor Kınalı. Yıllarca iş arayan Kınalı, sürekli bir iş bulamayınca kalacak yerinden de olmuş. Ve böylece sokaklarda yaşamaya başlayan Kınalı, yıllardır Taksim Parkı'nda yatıyor. Kışın gelmesiyle birlikte yaşamanın daha da zorlaştığını söyleyen Kınalı, kuru bulduğu her yeri kendi evi olarak görüyor. Sadece bir battaniyesi olan Kınalı, geceleri battaniyesine sarılıp kendi nefesiyle ısınmaya çalıştığını belirtiyor."Bir kere damgayı yedik mi artık kimse yüzümüze bakmıyor" diyen Kınalı, iş bulmak için gittiği her kapıdan geri çevrilmiş. Sokakta yaşadığı için kimsenin kendisine iş vermediğini söyleyen Kınalı, karnını doyurabilmek için teneke satarak para kazanıyor. Her gün bütün Beyoğlu'nu dolaşıp teneke topluyor, ekmek parası çıkartabilmek için...Beyoğlu'nda evsiz kalanları kastederek, "Bizim ailemiz çok geniş" diyor Kınalı. Geceleri birçok tehlikeyle karşılaştıklarını, onlarca defa soyulduğunu ve kimliğini çaldırdığını söylüyor. Onlar için polisler de bir başka dert. Sokaklarda yaşamak zorunda kalan insanlar, her gece yattıkları yerlerden kovuluyorlar. Lüks otellerin çevreleri yasak bölgeler ilan edilmiş. Hiçbir arkadaşını polislerin lüks otellere yaklaştırmadığını söylüyor Kınalı.Yeni yıldan bir beklentisinin olup olmadığını sorduğumuzda Kınalı şu cevabı veriyor, "Bizim gibi insanların yaşamdan hiçbir beklentisi kalmadı. Karnımızı nasıl doyuracağımızdan başka hiçbir şey düşünmüyoruz artık".
www.evrensel.net