Eczacıların iflas feryadı

Eczacıların iflas feryadı

Türk Eczacıları Birliği Kongresi'nin ikinci günü yapılan tartışmalara, SSK ve Bağ-Kur borçlarının ödenmemesi yüzünden eczacıların iflas etme noktasına gelmeleri damgasını vurdu.

Eczacıların iflas feryadıTürk Eczacıları Birliği'nin Kongresi'nin ikinci günü yapılan tartışmalara, SSK ve Bağ-Kur borçlarının ödenmemesi yüzünden eczacıların iflas etme noktasına gelmeleri damgasını vurdu. Delegeler, birçok eczacının iflas ettiğini ya da iflasın eşiğinde olduğunu söyledi.İstanbul Oda Başkanı Zafer Kaplan, Türkiye'nin ekonomisini yama tutmayan, çürümüş bir kumaştan yapılmış pantolona benzeterek, hükümetlerin borç bulup, daha sonra onları ülke içinde tefecilere verdiği sürecin iyi olarak nitelendiğini söyledi.Kaplan, IMF, DB ve Dünya Ticaret Örgütü'nün Türkiye'nin politikalarını belirlediğini, ne zaman emekli olunacağına, tarım politikalarının nasıl olacağı gibi birçok şeye karar verdiğini ifade ederek, "Hükümet vergi alamadığı kesimlerden borç alıyor ve bir saat bile geciktirmeden ödemesi gerektiği zamanda ödüyor. Ama bizim alacaklarımızı görmezden geliyor" dedi. Devletin ilaç giderlerini ödemezken, banka hortumlayanların tutuklanmasını önlemek için Anayasa'yı değiştirdiğini söyleyen Kaplan, "Sonra bizlere kriz var, ödeme yapamıyoruz diyorlar. İşte krizin nedeni bu hortumcular ve bizler birer meslek örgütü olarak üzerimize düşen görevi üstlenmeliyiz" dedi.Zonguldak Oda Başkanı Sema Karagüllü de ilaçların çokuluslu şirketlerden alındığını ve yerli ilaç sanayisinin bitirildiğine dikkat çekerek, "Türk Lirası'na değer kazandırılması için kampanyalar düzenlenirken yerli ilaç tüketimi içinde kampanya düzenlenmeli. Çokuluslu şirketlerden alınan ilaçlara milyarlarca lira ödenirken bizler ödeme tahhütlerinin yerine getirilmemesi nedeniyle zorluk çekiyoruz" dedi. Karagüllü eczacılık fakültelerinin ve eczacıların da ihtiyaca göre belirlenmesi gerektiğini söyledi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


'Yargı kararları ayrımsız uygulansın'İzmir'de, Ege Palas Oteli'nin kanundışı yapılaşmasına karşı hukuksal mücadelesini sürdüren İzmir Barosu'na son günlerde asılsız suçlamalar yapılıyor. Başta Yeni Asır gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hamdi Türkmen olmak üzere, günlerdir köşe yazılarında "Baro Başkanımız işini gücünü bırakmış Ege Palas'ı yıktırmaya çalışıyor. İzmir Baro Başkanı Noyan Özkan'ın Danıştay'da davası süren Ege Palas ile ilgili yorum yapmasını anlayamadım.Kendisi kanunları bilmiyor... Ege Palas'ı yıkalım demek tam bir sorumsuzluk... " şeklinde suçlamalar yer alıyor. Bu suçlamalara İzmir Barosu Yönetim Kurulu'ndan tepki geldi. İzmir Barosu Başkan yardımcısı Kurtuluş Binici, Ege Palas Oteli hakkında uygulanması gereken yargı kararı ile ilgili Konak Belediye Başkanlığı'na yaptıkları başvuruya tepki gösterenler için şunları söyledi: "Gelişmeden, hukuktan ve çağdaş kent anlayışından yana olmayıp, aksine çarpık ve plansız kentleşmeden yana olan, hukuka aykırı işlem ve eylemlere geçit veren anlayışa sahip kimi çevrelerde bu olay yine büyük tepki yaratmıştır. Kamuoyunda tartışılanların eleştiri boyutunu aşarak ve Baro Başkanı nezdinde şahsileştirilerek, Baromuza yönelik kampanyaya dönüşmesi bu açıklamayı yapmamızı zorunlu kılmıştır."Binici, medyada İzmir Barosu ile ilgili yer alan sözlerin asıl hedefenin ne Baro Başkanı, ne de İzmir Barosu olduğuna dikkat çekerken, "Bu popülist ve pervasız sözlerin asıl hedefi 'Yargı'dır. Bu salvo atışının altında, yargının vereceği kararı etkileme gerçeği yatmaktadır" dedi. Demokratik hukuk devletinde yargının önemine vurgu yapan Binici, yargı konusunda gösterilecek olan zaafiyetin toplumunun tüm kesimlerini etkileyeceğini, "Anayasayı bir kere delmekten bir şey olmaz gibi" anlayışların artacağını sözlerine ekledi. İzmir Barosu'nun yatırımlara engel olduğu yönündeki iddiaların da gerçeklerle bağdaşmadığını söyleyen Binici, şu soruları yöneltti: "İzmir'e uçaktan baktığınızda aşağıda ne göreceksiniz? Koca bir beton yığını, sorumlusu İzmir Barosu mudur? Otopark parasını alarak, çok katlı binalarda otopark yeri yapılması zorunluluğunu kaldıran ve kenti vahim bir otopark sorunu ile karşı karşıya bırakan İzmir Barosu mudur?Dere yataklarına yapılaşma izni vererek ya da kanundışı yapılaşmanın önüne geçmeyerek, altyapıyı hazırlamadan, kent içinde hiçbir boş alan bırakmazsızın, yapı yoğunlaşmasına izin vererek, 1995 yılından bu yana yaşanan sel felaketleriyle ağır can ve mal kaybına sebep olan İzmir Barosu mudur?" Bu sorunları yaratanın İzmir Barosu olmadığını ısrarla vurgulayan Binici, İzmir Barosu'nun sağlıklı bir kentleşme için her türlü desteği vereceğini belirtirken, asılsız ve uslübu hoş olmayan iddialar için de dava açacaklarını söyledi.
www.evrensel.net