Bombardıman bilançosu

Bombardıman bilançosu

Geri dönüşü olmayan yeni bir istikrarsızlığa sürüklenen Afganistan'da onbinlerce insan hayatta kalma çabası verirken, ABD ve İngiltere, "skor"u fazlasıyla eşitledi.

Bombardıman bilançosuABD'nin Afganistan'da yürüttüğü savaşın en dikkat çekici yönlerinden biri de ölü sayısının sürekli saklanması oldu. Uzak plan bombardıman çekimleri, ülkede yaşanan katliamı göstermekten uzaktı. Ölü sayısı ile ilgili olarak bilgi veren yerel kaynaklar da Taliban yanlısı oldukları gerekçesiyle gayrımeşru ilan edilmişti.

ABD amacına ulaştı!New Hampshire Üniversitesi'nden İktisat Profesörü Marc Herold, konuya ilişkin ilk bağımsız raporu açıkladı. Yardım kuruluşları, Birleşmiş Milletler, televizyon istasyonları, gazeteler ve uluslararası haber ajanslarına dayanan rapora göre, 7 Ekim'den 10 Aralık'a kadar süren bombardımanlarda, Afganistan'da en az 3767 sivil öldü. Bu da her gün ortalama 62 kişinin hayatını kaybetmesi demek. ABD'nin saldırı için gerekçe olarak gösterdiği 11 Eylül saldırılarında ise, 3234 kişi ölmüştü.Üstelik bu rakama, bombardıman sonucu aldıkları yaralar nedeniyle daha sonra yaşamını yitirenler dahil değil. Son 10 gün içinde ölenler de raporun dışında. Evlerini terk ettikten sonra soğuktan ya da açlıktan ölenler de sayıya eklenmemiş. El Kaide ya da Taliban kayıpları da sayılmıyor. Bu askeri kayıpların, 10 binin çok üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Ayrıca, Mezar-ı Şerif, Cenk Kalesi ve Kandahar havaalanı gibi yerlerde esir alındıktan sonra öldürülen Taliban ve El Kaide üyeleri de, sivil kayıp rakamlarına eklenmedi.

Boş laflarAmerikalı askeri yetkililer, defalarca sivil kayıpların "üzücü fakat kaçınılmaz" olduğunu, Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagon'a düzenlenen saldırılarla hava harekatının birbirlerine benzetilmemesi gerektiğini söylemişlerdi. Ancak, Amerikan saldırılarının Taliban'ın hava savunma sistemi çöktükten sonra da yoğunlaşarak devam ettiği, onlarca köyün bombalandığı ve "daisy cutter" (papatya biçen) denen, bir seferde kilometrelerce genişliğindeki alanlarda canlı bırakmayan dev bombaların Taliban'ın geri çekilmesinden sonraki safhaya saklandığı göz önünde tutulduğunda, bu açıklamalar kara propaganda olmaktan öteye gidemiyor.

Bahaneler tükendi Herold'un raporunda, sivil kayıp sayısının bu denli yüksek olması Amerikan ve İngiliz ordularının taktiklerine ve hedef seçimlerine bağlanıyor. Saldırının hemen başında Taliban güçleri kent merkezlerini terk etti. Ancak Amerikan uçakları, nüfusun yoğun olduğu kentleri bombalamayı sürdürdü. Vurulan hedefler arasında mülteci konvoylarının da bulunması dikkate değer. Kayakayi santralinin, Kabil'deki telefon istasyonunun, El Cezire televizyonu binasının vurulması da "yanlışlık" olarak kabul edilemez. "Bombaların hedef sapması" bahanesi, Irak ve Yugoslavya'da fazlasıyla kullanılmıştı. Amerikalı yetkililer, yerleşim alanlarına gelişigüzel antipersonel misket bombalarının hangi amaçla atıldığını açıklayamıyorlar. Nitekim, ekim ayında Çovkarkarez köyünün bombalanması sonucu 93 kişi yaşamını yitirdiğinde bir Pentagon yetkilisi sadece "Öldüler, çünkü biz ölmelerini istedik" demekle yetinmiş; bu "soğukkanlı" açıklama Savunma Bakanı Rumsfeld'in "Tek bir köyle ilgilenemem" demeciyle tamamlanmıştı. İngiliz Guardian gazetesinin ölü sayısı raporu ile ilgili haberinde, Afganistan'da ölenler için iki dakikalık resmi saygı duruşları düzenlenmeyeceği, gazetelerde anma yazıları yayınlanmayacağı, yapılacak törenlere başbakanların katılmayacağı belirtiliyor. Seumas Milne imzalı yazı şöyle sona eriyor: "ABD ve onunla aynı kampta yer alanlar, bir korkaklar savaşında binlerce masumu kurban etmeye hazır."
www.evrensel.net