Hastalar tasarruf kurbanı

Hastalar tasarruf kurbanı

Diyarbakır Dicle Üniversitesi Araştırma Hastanesi kliniklerinde en temel ihtiyaçlarda dahi "tasarruf" adı altında kısıtlamalara gidiliyor.

Hastalar tasarruf kurbanıDerya KaraçobanDiyarbakır Dicle Üniversitesi Araştırma Hastanesi kliniklerinde en temel ihtiyaçlarda dahi "tasarruf" adı altında kısıtlamalara gidiliyor. Kadın doğum servisinde çarşaf, nevresim ve battaniyenin günlük olarak gelişi birkaç taneyi geçmiyor. Ancak yatan hastaların ihtiyaçları bu malzemelerin 4-5 katı. Yetersizlik ve kısıtlama hastanede sağlık rezaleti görüntülerine neden oluyor. Klinikte acil durumlarda (Ölüm) solunumun sürdürülmesini sağlayan solunum cihazı Eirvey sayısı bir taneyi geçmiyor. Cihazın yetirsiz olması nedeniyle, cihaza ihtiyaç duyulduğu durumlarda hasta solunum yetmezliğinden ölümle karşı karşıya kalabiliyor.Hastanın nabız ve kalp ritimlerini veren cihaz (Monitör) kadın doğum kliniği için acil ihtiyaç olmasına rağmen birkaç kez başvurulan hastane yönetimi hiç oralı değil. Bu duruma hâlâ bir çözüm bulunmamış olması hastalar kadar hastane çalışanlarını da zor durumda bırakıyor. Ek malzeme olmayan kadın doğum servislerinde her hasta için ayrı steril cerrahi alet kullanılması gerekirken, kullanılan cerrahi aletler birkaç taneyi geçmiyor. Steril malzeme kullanılmaması, hastanın, tedavisi zor birçok hastalığa yakalanma riskinin artmasına da neden oluyor. Üç servisin olduğu kadın doğum kliniğinde tansiyon aleti sayısı üçü geçmiyor. Tansiyon aletleri sayısının yetersizliği ya da bir tanesinin bozulması halinde bazen hastane personeli servis servis dolaşarak tansiyon aleti aramak zorunda kalıyor.

Hayati cihazlar bile yok Hastane sağlık personeli özellikle monitör cihazı yokluğu nedeniyle ameliyattan yeni çıkan hastanın sürekli nabız-tansiyon bulgularını alarak hastayı kontrol altında tutmaya çalışıyor. Bunun da diğer uygulamalara zaman ayırmalarının önüne geçtiğini dile getiren çalışanlar, "Klinikteki tüm eksikliklerden bizler sorumlu tutuluyoruz. Görevimiz insanların sağlık problemlerine yardımcı olmak, ancak uygulanan sağlık politikasıyla bu imkansızlaşıyor" diyorlar. Eksik olan malzemelerin ve destekliyici tedavi göremeyişinin tüm sorumluluğunu sağlık personelinde gören hastalarla çalışanlar sık sık karşı karşıya geliyor. İsim vermekten kaçınan sağlık personelinin bir kısmı sağlık politikalarını eleştirirken bir kısmı da, "Hastane yönetiminden birinin yakını yatsa servisin sorunları çözülürdü" diyor.

Mikroptan geçilmiyor Hastalar ise hastanede yatmayı bir işkence olarak görtüklerini belirtiyorlar. "Bir odada altı hasta var. Herkesin bir de refakatçileri var. Odalar mikroptan geçilmiyor. Tuvaletler yine aynı. Burada iyileşmek değil, hastanedeki mikropları alıyoruz" diyen hasta Adile Olgun, ameliyat olduğu için hastanede kalmak zorunda kaldığını belirtiyor. 65 yaşındaki Olgun'un cerrahi müdahaleyle rahmi alınmış, taburcu olacağı günü iple çektiğini söylüyor.Dış gebelik şikayatiyle Jinekoloji servisinde yatan Bedriye Kardeş ise odaların kalabalık, lavabo ve tuvaletlerin girileyemeyecek durumda olması ve yemekhanelerinin olmamasından şikayatçi. Kardeş, "Her şeye katlanmaya çalışıyoruz, hastalık yüzünden. Çarşaf-nevresimler uzun süreli değiştirilmiyor. Yeni yatan hastalar çoğu zaman çarşaf bulamadığı için süngerlerin üzerine yatırılıyor. Çoğumuz battaniyelerimizi evlerimizden getiriyoruz" diyor. Yine rahim ameliyatı olan 28 yaşındaki Sevim Duman da, ameliyat yerinden sürekli iltihap aktığını belirterek, "Üstüm başım pislik içinde kalıyor. Ped istiyorum, yok diyorlar. Ben bir an önce iyileşip evime dönmek istiyorum" dedi.
www.evrensel.net