Fotoğraf: AA

Parkta mutluluk arayışı

"Bankta İki Kişi", insanın mutluluk arayışını ele alırken, ahlaki olarak mahkum olmuş yalan kavramına, başka bir gözle baktırıyor.

Parkta mutluluk arayışıMustafa Kara"Türkiye'de nasıldır bilmiyorum, ama Rusya'da kadın ve erkeklerin büyük bölümü sokaklarda, özellikle yaz aylarında parklarda tanışırlar. Kadın bir bankta otururken erkek gelip yanına ilişir ve aralarında nasıl sonuçlanacağı hiç belli olmayan, oyun gibi bir konuşma başlar. Parklardaki bu banklarda insanların deneyimleri ve aldıkları dersler komedi ve dram olarak sergilenir".Rus yazar Aleksandr Gelman, "Bankta İki Kişi" adlı oyununun Türkiye'de sahneleneceğini öğrendiğinde, Türkiyeli izleyicilere bu satırları göndermiş."Bankta İki Kişi" İstanbul Devlet Tiyatroları'nın bu sezon sahneye koyduğu dördüncü yeni oyun. Gelman, mutluluğu arayan, yakalamaya çalışan insanların öyküsünü anlatırken, bir bank ve banktaki iki kişi ona fazlasıyla yetiyor. Bireyden yola çıkarak, genele dair mesaj veriyor ve sıradan insanların iç dünyalarına yaptığı yolculuk ile ortaya hoş bir oyun çıkarıyor.

Hayat dersleriRusçası "Skameika" olan bank, aynı zamanda okul sırası da demek. Bu eş anlamlılığı, parklardaki bankalara "hayat okulunun sıraları" anlamı yükleyerek kullanan Aleksandr Gelman, buradaki derslerin acı sonla bitmiş olmasının dahi insanların umutlarını yitirmediğine, mutluluğun ve aşkın peşindeki arayışı sürdürdüğüne dikkat çekiyor. Art arda söyleyenen "beyaz" yalanlar ile yakalanmaya çalışılan mutluluk, her yalan ortaya çıktıkça sarsıntıya uğrasa da, "mutluluğa dair umut" hiç bitmiyor, hem kadın hem erkek yeni yalanlara inanmaya hazır, birbirlerini dinlemeyi sürdürüyor. Yalan ile doğrunun sıklıkla birbirine karıştığı oyunda, sokaktaki insanın yaşama çabası yansıyor sahneye...Parktaki arayış, insana tuttuğu mercek kadar, kadın ve erkeği de ayrı ayrı irdeliyor, sorguluyor. Kadının içine düştüğü umutsuzluk içinde, kısmen bir kurtarıcı gözüyle, ömrünü birleştirmek için aradığı mutluluk; erkekte çoğu kez gecelik aşkların heyecanıyla yetinmek olarak karşımıza çıkıyor; kişilerin iç hesaplaşması ile kadın ve erkek ayrı ayrı irdeleniyor.

Yalana tersten bakışAleksandr Gelman, insan ilişkilerine dair değer yargılarını izleyiciye farklı bir bakış açısı ile ulaştırmayı ve eleştirilerini bu eksende ortaya koymayı seven bir yazar. "Bankta İki Kişi", günümüz Rusya'sında olduğu kadar, insanın hemen yer yerde aradığı mutluluğu ele alırken, "ahlaki" olarak mahkum olmuş "yalan" kavramına, söyleyenin gözüyle baktırıyor. Aksine, "yaşama çabası", "mutluluk umudu" olup çıkıveriyor, karşısındaki kadına/erkeğe kendini beğendirmek üzere söylenen yalanlar... Oyunun iki kahramanı da, kendi özel hayatlarında mutsuzluğa mahkum olmuş, terk edilmiş, aşağılanmış insanlar. Bu iki insanın dünyalarına yolculuk, ne kadarı doğru ne kadarı yalan bilinmese de, asıl ahlaksızlığın, ikiyüzlülüğün gerçek dünyada olduğunu hissettiriyor aslında. Bir parkın banklarında onların küçük umutlarla söyledikleri yalanlar ise, "masum beyaz yalanlar"a dönüşüveriyor.

Sıcak bir oyunİstanbul Devlet Tiyatrosu'nda, "Bu Bir Rüyadır" gibi geniş kadrolu "büyük prodüksiyonlar"da yaşanan hayal kırıklığının aksine, sadeliği ile de izleyiciyi sarmalayan, hoşnut bırakan sıcak bir oyun "Bankta İki Kişi". Oyunun daha başında insana parkta dolaşıyormuş hissi veren bir müzik ile başlayan bu keyif, oyun süresinde başarılı espriler, insanların gel-gitler, kendi umutsuzlukları içinde çıkış arayışları ile sürüyor. Oyunun tüm yükünü sırtlayan iki oyuncu Zafer Ergin ve Sermin Hürmeriç, oyunun özüne uygun olarak insanın iç dünyasına yolculuğu başarılı biçimde sahneye taşıyor.Aleksandr Gelman, bu mutluluk arayışının kendisinin başlı başına mutluluk olduğunu düşünüyor. "Banklar hayat okulunun sıraları gibidir. Burada yalanlar söylenir, aldanılır, altadılır. Dersler acı sonla bitse bile insanlar umutlarını yitirmez, bir gün mutlaka anlaşıp sarılacakalrı ve kucak kucağa ömür boyu birlikte yaşayacakları kişiyi bulacaklarına inanırlar" diyen Aleksandr Gelman, bunun yanılgı olduğunu çünkü esas olanın umudu hiç yitirmemek olduğunu söylüyor: "Gerçek mutluluk insanın bitip tükenmek bilmeyen umududur. Aldanmak, aldatılmak değil, bu umudu yitirmektir asıl korkunç olan."
www.evrensel.net