İstanbul'a yeni yıl hediyesi:

   Ulaşıma zam

İstanbul'a yeni yıl hediyesi:
   Ulaşıma zamSavaş Velioğluİstanbul Büyükşehir Belediyesi, İETT'ye 2002 yılında yüzde 60-70 oranında zam yapmaya hazırlanıyor. Zammın yürürlüğe girmesiyle birlikte 750 bin liralık tam bilet 1 milyon 250 bin lira, 500 bin liralık öğrenci bileti 800 bin lira olacak. İstanbullular, şehiriçi ulaşıma bu oranda zam yapılması halinde evlerinden dışarıya çıkamayacaklarını belirtiyorlar. Yaşanan ekonomik krizlerin ardından yaşamakta bile zorlandıklarına dikkat çeken İstanbul halkı, zamla birlikte ulaşım haklarının ellerinden alınacağının altını çiziyorlar. İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'nde kabul edilen 2002 yılı İETT bütçesinin gelirler kısmında mevcut biletli yolcu gelirleri 162 trilyon lira, yardımcı gelirler ise 293 trilyon 885 milyar 754 milyon lira olarak gösterildi. Bütçede İETT otobüs biletlerinden de 50 trilyon gelir bekleniyor. Mevcut bilet fiyatlarının bütçedeki rakamı karşılamaması İETT'ye 2002 yılında yüzde 60-70 arasında bir zam yapılacağını gösteriyor. İstanbul şehiriçi ulaşıma en son 21 Eylül 2001 tarihinde yüzde 25 zam yapılmıştı.

'Yürüyerek iş arayacağız'İşsiz olan Hasan Erdoğan, iş aramak için otobüse binmek zorunda olduğunu, zam yapıldığında yürüyerek iş arayacağını belirtiyor. Yetkililerin vatandaşları soymak için fırsat kolladığını söyleyen Erdoğan, "Zaten maddi imkansızlıklardan dolayı yaşamakta zorlanıyoruz, bir de İETT'ye zam yapılırsa artık mecburen gideceğimiz yerlere yürüyerek gitmek zorunda kalacağız. Bizleri yönetenler üstümüzdeki elbiseyi almak için fırsat kolluyorlar. Bütün bu sorunlarımızı çözmek için artık bilinçlenmeliyiz" diyor.

Evden çıkamayacağızTek ulaşım araçlarının belediye araçları olduğunu belirten deri işçisi Güven Ürgün, "Belediye bu zammı da yaparsa artık evimizden dışarı çıkamayacağız. Çıksak bile gideceğimiz yerlere yürüyerek gitmek zorunda kalacağız" diyor. Belediye araçlarının diğer araçlara oranla daha ucuz olmasından dolayı bu araçları tercih etmek zorunda oldukları ifade eden Ürgün, işine gidip geldiği zaman İETT'yi kullanmak zorunda olduğuna dikkat çekiyor. Zamla birlikte aldığı maaşın yol parasına gideceğine vurgu yapan Ürgün, "Zaten yaşanan krizlerden sonra yaşamakta zorlanıyoruz. Aldığım maaş 200 milyon, ben bu parayla evime ekmek mi alayım, yol parası mı vereyim, kiramı mı ödeyeyim. Krizi biz yaratmadık, bütün zorluğunu bizler çekiyoruz" diyor."Önce ekmeğimizi elimizden aldılar, şimdi ulaşım hakkımızı elimizden alıyorlar" diyen deri işçisi Yüksel Toktay da, şimdi bile bilet almakta zorlandığını, zamla birlikte gideceği yerlere yürümek zorunda kalacağını kaydediyor. Vatandaşların bunalım içersinde yaşamak zorunda bırakıldığını dile getiren Toktay, "Askari ücrete yapılan zam ortada, diğer şeylere en az yüzde 50-60 zam yapıyorlar. Bizler bu zamlardan sonra nasıl yaşacağız bilmiyorum. Krizlerden sonra ekmek almakta bile zorlanıyoruz, belediye otobüsünü düşünmek bile istemiyorum" diyor.

Gelir gideri aştıYaşam şartlarının çok zor olduğuna dikkat çeken tekstil işçisi Haydar Tan ise, "Bu durumda İETT'ye de zam yapılırsa artık işimize bile gidemeyeceğiz. Çocuklarımız okula giderken otobüsle gidiyor, zamdan sonra ne yapacağız bilmiyorum" diyor. Aldığı maaşın asgari ücret olduğunu, giderlerinin maaşını aştığını söyleyen Tan, artık ekmek almakta bile zorlandığını ifade ediyor. "Hükümetteki partiler bizim oylarımızla iktidara geldiler, sonra elimizden ekmeğimizi aldılar" diyen Tan, "Artık akıllandık kimleri iktidara getireceğimizi iyi düşünmeliyiz" diyor. Vatandaşların gelirlerinde bir fark olmadığına fakat giderlerin her gün arttığına dikkat çeken esnaf Şevki Ateş, "Kış geldi, kömürümüzü alamadık, kiramızı ödeyemiyoruz. İETT diğer araçlara oranla daha ucuz olduğu için mecburen onu tercih ediyoruz. Artık zamdan sonda İETT'ye de binemeyeceğiz" diyor. Çocuklarının okula giderken otobüs kullanmak zorunda olduklarını belirten Ateş, zamla birlikte kazandığı paranın yol parasına gideceğini kaydediyor. Zam yapılmaması gerektiğinin altını çizen Ateş, "Vatandaşı soymak için her yola başvuruyorlar. Bizleri yönetenler her fırsatta vatandaşı soymak için çalışıyor. Allah başımızdakilere fırsat vermesin" diyor. "Artık yeter, evimizden çıktığımız zaman bile para isteyecekler" diyen fayansçı Yaşar Temizel, İETT'ye zam yapılması halinde ulaşım haklarının ellerinden alınacağına vurgu yapıyor. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Silah alımı tam gazMuhalefetteyken Kohl hükümetlerinin silah satışını sert bir şekilde eleştiren SPD ve Yeşiller, iktidarda bulundukları üç yıl içinde, bu konuda da Kohl hükümetlerini aratmıyorlar. Kiliseler ve Kalkınma Ortak Konferansı (GKKE) tarafından hafta başında basına yapılan açıklamada, Almanya'nın 2000 yılı içinde yaklaşık 5 milyar mark (2,56 milyar Euro) silah satışıyla, ABD, Rusya, İngiltere ve Fransa'dan sonra en çok silah satan beşinci ülke olduğu belirtildi. Birçok ülkeye ölüm götüren Alman silah tekelleri tarafından satılan silahların büyük bir kısmını ise "büyük silahlar" oluşturuyor. Satılan silahların büyük bir kısmını ise deniz donanmasına ait olanlar teşkil ediyor.GKKE tarafından yapılan açıklamada, ortaya çıkan rakamların Almanya'nın silah satış politikasının 1998'den beridir iktidarda olan SPD-Yeşiller hükümeti döreminde de değişmediği vurgulandı. Kiliselerin raporunda Almanya'nın silah satışının daha çok gelişmiş ülkelere olduğu da vurgulanarak, en son satışın yapıldığı ülkelerin ise Nepal ve Özbekistan olduğu vurgulandı.

Bir numaralı müşteriKiliseler, Almanya'nın politik durumundan ötürü birçok kez tartışmaya yol açan Türkiye'ye ise SPD-Yeşiller hükümeti tarafından silah satımının devam ettiği vurgulanarak, Türkiye'nin bir numaralı müşteri olmaya devam ettiği kaydedildi. Kiliselerin hazırladığı "silah raporuna" göre 2000 yılı içinde Türkiye Almanya'dan 36 milyon marklık silah satın aldı. Türkiye ile birlikte birinci listede yer alan Brezilya ise aynı yıl içinde Almanya'dan 9 milyar marklık silah satın aldı.İkinci listede yer alan İsrail aynı yıl içinde 347 milyon marklık, Güney Kore 84 milyon marklık silah satın aldılar. Bilindiği gibi İsrail'de Filistinliler'e karşı amansız bir savaş yürütülüyor. Buna göre, Filistin halkına yönelik sürdürülen katliam politikası Alman silahlarıyla gerçekleştiriliyor.Raporun açıklanması dolayısıyla bir demeç veren GKKE Başkanı Karl Jüsten, hükümetin silah satış politikasını eleştirdi. 11 Eylül'den sonraki gelişmelere değinen Jüsten, "Eğer uzun yıllır boyunca El Kaide örgütüne büyük ülkeler tarafından silah satışında bulunulmasaydı, bu örgütün güçlenmesi de söz konusu olmazdı. Terörizmle mücadelede asıl olarak işin köküne inmek gerekiyor. Silahlar savaş için değil güvenlik için kullanılmalı" dedi.GKKE tarafından hazırlanan raporda hangi silah tekelinin daha çok hangi ülkeler grubuna satışta bulunduğu konusunda ise bilgiler yer almadı.

Tekellerinin keyfi yerindeBilindiği gibi, Almanya bir yanda Alman ordusunun eski silahlarını elden çıkartmaya uğraşırken, diğer yandan da Alman silah tekelleri, Türkiye'den Güney Afrika'ya, İsrail'den Kuzey Kore'ye kadar savaş ortamında bulunan devletlere silah satarak, savaşlar ve çatışmalardan besleniyorlar. Almanya'nın silah dış satışı, 1998 yılındaki vaatlerin aksine bugün yeniden 1990'ların düzeyine ulaşmış durumda. Geçen yılın başında silah satışı konusunda engelleyici önlemler alan Schröder hükümeti, silah satışı için insan haklarını en önemli kriter olarak saptamış hatta bu koşulların, NATO müttefiki olan devletler için de geçerli olduğunu önemle vurgulamıştı. Oysa insan haklarının ihlal edilmeye devam edildiği Türkiye, bugün aynı Kohl iktidarı dönemindeki gibi Alman silah sanayisinin bir numaralı müşterisi olma özelliğini sürdürüyor. Türkiye'nin geçen yıl kurduğu mermi fabrikasına sağlanan teknik yardım SPD-Yeşiller hükümetinin onayını taşıyor.Halbuki, Türkiye'de, işkence ve muhalefetin silah zoruyla susturulması olayları, Kohl hükümeti döneminde olduğu gibi devam ediyor. Görülüyor ki, silah tekellerinin kârı, insan hakları engellerini tanımıyor. Almanya'da son bir yıldır, ekonomi dalında durgunluktan söz edilirken, silah sanayisinde durgunluktan eser yok!
www.evrensel.net