DGD fiyaskoya dönüştü

DGD fiyaskoya dönüştü

DGD uygulamalarında yaşanan skandallar uzmanların ve üreticilerin 'Türkiye şartlarına uygun değil' tespitini doğruladı. Üreticinin milyonlarca lira harcayarak başvurdugu DGD 2001 yılı ödemeleri skandalla başladı.

DGD fiyaskoya dönüştüNur KarabacakHükümetin IMF dayatmaları ile tüm destekleri kaldırarak yerine getirdiği, Doğrudan Gelir Desteği (DGD) ödemeleri tam bir fiyaskoya dönüştü. Uzmanların ve üreticilerin uygulama 'Türkiye koşullarına uygun değil' tespiti DGD'nin gündeme geldiği günden bu yana yaşanan skandallarla teyid edilmiş oldu. 2001 yılının ödemeleri yeni başlarken, 2002 ödemelerinin nasıl karşılayacağını bulamayan hükümet Bağ Kur'a, Ziraat Bankası'na ve Tarım Kredi Kooperatiflerine borçlu olan üreticinin destekten yararlanmaması için çalışmalar başlamıştı. Son olarak ise İçel'i afet kapsamına alan hükümet DGD ödemelerini afet yardımı gibi sunmaktan çekinmeyerek uygulamanın fiyaskolarla devam edeceğini işaret etti. Uygulanan pilot bölgelerde skandala dönüşen uygulamadan üretici dışında öğretmeninden, eczacısına, doktoruna kadar herkes yararlandı. Pilot bölgelerde başlayan skandallar başvurularda da devam etti. Günlerce çiftçi belgesinden, tapu belgesine başvuruda istenen belgeleri hazırlamak için uğraşan her üretici yaklaşık 60 milyon lira harcadı. Hükümetin uygulama ile ilgili son atakları üreticiyi harcadıkları paraları bile karşılayıp karşılamayacakları konusunda kara kara düşündürür hale geldi. Başvurularda, üreticinin kafasındaki sorular, arazi işyeleyinin mi tapu sahibinin mi destekten yararlanacağı bir türlü net olarak yanıtlanamadı. Tarım Bakanlığı, usülsüz başvuruların denetlenebileceğini söyledi, ancak bunların nasıl yapılacağını bir türlü açıklayamadı. DGD skandalı başvurularla da kalmadı, uygulamayı ağdalayarak kamuoyuna sunan hükümet uygulamanın ilk gündeme geldiği günlerde desteğin dekar başına 10 dolardan verileceğini açıkladı. Üreticinin tepkisini çekmemek için bu açıklamayı yapan hükümet kısa bir süre sonra desteğin 10 milyon liradan verileceğini duyurdu.

Skandallar sürüyor2001 yılında 500 trilyon kaynak ayrılan uygulama için 2002 yılı için ayrılan 1.4 katrilyon lira Tarım Bakanlığının kendi yaptığı hesaplarda bile destek için başvuran tüm üreticilerin yararlanamayacağını ortaya çıkardı. 2 milyon 234 bin 192 üretici uygulama için başvurdu. Türkiye'de işletme başına düşen ortalama 60 dekar arazi üzerinden yapılan hesaplamalar, uygulamadan sadece 1 milyon 100 bin üreticinin yararlanabileceğini ortaya çıkardı. Yani 2002 yılında 1 milyonun üzerinde üretici hiçbir destekten yararlanamayacak. Diğer taraftan 1.4 katrilyon lira Türkiye'de tarım yapılabilir 230 milyon dönüm araziye bölündüğünde dönüm başına 10 milyon lira değil, sadece 6 milyon lira düşüyor. Hükümet ise 2002 yılında tüm üreticilere ödeme yapılamayacağını Tarım Bakanı kanalı ile kabul etti. Kendince bu karşılıklığa çözüm üretmeye çalışan hükümet, destekten Bağ Kur'a, Ziraat Bankası'na ve Tarım Satış Kooperatiflerine borcu olan üreticilere ödenmemesi için çalışmalara başlamıştı. Geçtiğimiz hafta ödemelere başlayan hükümet, selden zarar gören illerde üreticinin hakkı olan bu parayı afet yardımı gibi dağıttı. 8 bin üreticinin zarar gördüğü 5000 seranın kullanılamaz hale geldiği İçel için 12 trilyon lira dışında kaynak ayırılmadığını açıkladı.Öte yandan, DGD sisteminin uygulamaya sokulması için gerekli alt yapının hazırlanmadığı ve uygulamanın Türkiye koşullarına uygun olmadığı Sayıştay'ın 2000 yılı Hazine İşlemleri Raporu ile belgelendi. Raporda, "Türkiye'de Tapu Kadastro kayıtlarının sağlıksız olması, ülke genelinde kadastro işlemlerinin tamamlanmamış arazi miktarının yüzde 17 oranında kalması, kadastro geçmemiş yerlerde gerçek dışı arazi beyanında bulunulması ve üretici olmayanlarında proje kapsamında desteklenmesini sonucunu doğurmaktadır" denilerek uygulamanın yanlışlığı devletin kendisi tarafından da teyid edildi.

Ayağa yere basmıyor DGD'nin ilk gündeme geldiği günden uygulamanın yanlışlığına dikkat çeken tarım ile ilgili örgütlerin oluşturduğu Ulusal Tarım Platformu Dönem Sözcüsü Cumali Doğru, DGD'de fiyaskoların devam edeceğini belirterek "Ayrılan ödenek yeterli olmadığı gibi, uygulama çiftçiye fayda getirmeyecektir" dedi. Doğru yaptığı açıklamada, Türk çiftçisinin tarihinin en zor dönemlerini yaşadığını, elinin kolunun adeta bağlandığını ve tüm bunlara ortaya atılan DGD'yi "ayağı yere basmayan" bir proje olduğunu vurguladı. Destekleri alternatif getirilen uygulamanın hedefine ulaşamayacağını belirten Doğru, şöyle devam etti: "2002 ödemeleri için kaynağın nereden ve nasıl bulunacağı sorunun aşılacağı belli değil. Tam bir kaos yaşanıyor. Diyelim ki; kaynak bulundu o zaman dönüm başına 10 milyon lira ödenecek. 1 dönüm ekmişse 10 milyon lira, 200 dönüm ekmişse 2 milyar lira alacak. Bu çiftçi pamuğunu maliyetinin altında hatta geçen yılın fiyatı ile 360-400 bin liradan satmışsa bu para neye yarayacak?" Doğru, tüm bu olumsuzlukların yanı sıra çiftçinin de bu projeye güvenmediğini, vergiye bağlanma korkusuyla yeterli başvuru yapılmamasının da bunun en önemli göstergesi olduğunu söyledi. Adana'da 4 milyon çiftçi müracatı beklenirken, ancak 1 milyon 200 bin kişinin başvuruda bulunduğunu ifade eden Doğru, halk tarafından güvenilmeyen hiçbir projenin başarı şansının bulunmadığını kaydetti. Dünya çiftçisinin gördüğü desteğe karşı Türk çiftçisinin elindeki imkanlarının da birer birer elinden alındığını belirten Doğru, doğrudan gelir desteğinin de dünyada artık geçerliliğini yitirdiğini bildirdi. Doğru, projeyi uygulayan İspanya'nın, sulu ziraatte dönüm başına 54 milyon lira, kuru ziraatte ise yine dönüm başına 27 milyon lira verdiğini ifade ederek, önümüzdeki yıllarda tarımın daha çok dibe vuracağını dile getirdi. Doğru, "2002 yılı için de ümitli değiliz. Ülkeyi idare edenlerin bir an önce çözüm bulması gerekir. Aksi takdirde Türkiye'yi yabancılar doyurur ve bu da ekonomiyi felç eder" diye konuştu.
www.evrensel.net