OHAL'de Anayasa yok

"Kişi hürriyet ve güvencesini tehdit edeceği" gerekçesiyle 14 yıl önce iptal edilen yasa, Olağanüstü Hal (OHAL) Bölgesi'nde uygulanıyor. Çünkü, OHAL'le ilgili kararnameler Anayasa Mahkemesi denetimine kapalı.

OHAL'de Anayasa yok Hacer YücelOlağanüstü Hal (OHAL) Bölgesi'nde gözaltı süresini 40 güne uzatan yasanın 14 yıl önce "kişi hürriyet ve güvencesini tehdit edeceği" gerekçesiyle iptal edildiği ortaya çıktı. Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen maddenin hâlâ uygulanmasının nedeni ise, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) olması. Çünkü OHAL ile ilgili KHK'lar Anayasa denetimine kapalı. Bu durumu gazetemize değerlendiren İstanbul Barosu Genel Sekreteri Avukat Ali Saydı, Anayasa Mahkemesi'nin yıllar önceki iptal gerekçelerinin bugün için de geçerli olduğunu vurgulayarak, kişi hak ve özgürlüklerinin OHAL Bölgesi'nde çiğnenebileceği gibi bir mantığın olamayacağını kaydetti.

Sonsuz gözaltı!Son Anayasa değişikliği ile gözaltı süresi bölge farkı gözetmeksizin 4 güne indirildi. Ancak OHAL Bölgesi olan Diyarbakır'da peşpeşe yaşanan gözaltıların 40 günü bulması, 1991 yılından beri uygulanan 430 Sayılı KHK'nın kamuoyu tarafından tekrar fark edilmesini sağladı. İlk çıkarıldığı yıllarda sadece itirafçılara uygulandığı iddia edilen bu KHK, tutuklanarak cezaevine konulmuş kişilerin polis ya da jandarmanın isteğinin ardından OHAL Valiliği'nin talebi üzerine DGM Hakimliği tarafından 10 gün süreyle yeniden gözaltına alınmasını sağlıyor. Bu süre bittiği zaman yeniden 10'ar günlük süre uzatımı alınabiliyor ve gözaltı süresi böylece 40'lı günlere varabiliyor. Hatta herhangi bir sınırlama olmadığı için OHAL Bölgesi'ndeki kişilerin yüzlerce güne uzaması bile mümkün. Ancak söz konusu yasanın 14 yıl önce Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edildiği ortaya çıktı.

Polis kanununda vardı Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen bu KHK'nın hayata geçirilme serüveni şöyle: Polis Vazife ve Selahiyatları Kanunu'nda 1985 yılında değişiklik yapıldı. Değişiklik sonucu polisin ifade almasını düzenleyen 15. maddeye polisin cezaevinde bulunan kişileri gözaltına alabileceği hükmü eklendi. Bunun için polis amirinin isteği, savcının talebi ve hakimin kararı yeterli oluyordu. Bu hükme itiraz eden 93 milletvekilli, 1987 yılında Anayasa Mahkemesi'ne iptal için başvurdu. Milletvekilleri maddede bulunan "olayın gizliliği ve önemi hallerinde tutuklunun gözaltına alınabileceği" ibaresinin içerik olarak geniş olduğuna dikkat çekerek, polisin kovuşturma esnasında sanığın karşısında bulunduğunu kaydettiler. Savunma hakkının zaafa uğrayacağını belirten milletvekilleri, bu şekilde adaletin tecelli etmeyeceğini söylediler.

'Polis tutukluyu alamaz' Anayasa Mahkemesi, başvuruyu Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu (CMUK)'nun 153. ve 154. maddeleri kapsamında değerlendirdi. Mahkeme, CMUK'un bu hükümlerine göre hazırlık soruşturmasını yürütme görevinin Cumhuriyet Başsavcısı'na ait olduğuna dikkat çekti. CMUK'un 156. maddesinde polisin görevinin "Suçları aramak, işin aydınlatılması için gerekli önlemler almak ve düzenlediği evrakı Cumhuriyet Başsavcısı'na göndermek" olduğunu kaydeden mahkeme, savcının tutuklu ve hükümlüyü istediği zaman dinlemeyi ve araştırmayı kendi gözetiminde yapma hakkına sahip olduğunu vurguladı. Mahkeme, cumhuriyet savcının konumu düşünüldüğünde polisin tutuklu ve hükümlüyü gözaltına almasını haklı gösterecek herhangi bir gerekçenin olamayacağına vurgu yaptı. Bu durumun kişi hürriyeti ve güvenliğini kurala bağlayan Anayasa'nın 19. Maddesi'ne aykırı olduğunu kaydeden mahkeme, hükmün iptaline karar verdi. Bu görüşe Emekli Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş'ın da aralarında bulunduğu 5 Anayasa Mahkemesi üyesi karşı çıktı.

'Anayasa uygulanmıyor'Anayasa Mahkemesi'nin iptal ettiği bu madde, 1991 yılında bu sefer iptal edilmesini engellemek için KHK olarak gündeme getirildi. OHAL Bölgesi'nde uygulanacak olan 430 Sayılı KHK'nın 3. maddesinin C fıkrasına konulan madde, Anayasa'ya aykırı oluğu gerekçesiyle yine Anayasa Mahkemesi'ne gitti. KHK'yı götüren ise dönemin ana muhalefet partisi SHP'ydi. Ancak OHAL Bölgesi'ne ilişkin olarak çıkarılan KHK'ların Anayasa'ya aykırılıkları iddia edilemeyeceğinden başvuru sonuç vermedi. Mahkeme KHK'nın OHAL'le sınırlı olup olmadığını inceledi ve OHAL'le sınırlı olduğuna kanaat getirerek, yetkisizlik kararı verdi. Böylece kişi hürriyeti ve güvenliğini tehdit ettiği gerekçesiyle 1987 yılında bu maddeyi iptal eden Anayasa Mahkemesi, 1991 yılındaki kararı ile Anayasa'nın ve OHAL Bölgesi'nde geçerli olmadığını belgeledi.

Sezer de eleştirmişti1991 yılında Anayasa Mahkemesi üyeleri arasında bulunan ilginç bir isim vardı. Bugün Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan Ahmet Necdet Sezer, yıllar önce dokunamadığı kararname ile ilgili geçtiğimiz günlerde açıklama yaptı. Bu kararnameden duyduğu rahatsızlığı dile getiren Sezer, OHAL ile ilgili KHK'ların Anayasa Mahkemesi'nin denetimine tabi tutulmasını istedi. Sezer, "Bu gözaltı sürelerinin art arda geldiğinde 30-40 güne çıkabiliyor. Bu insan haklarının uygulanmadığını gösteriyor. Savcılar soruşturma yapmakla görevli ama, emniyete ve jandarmaya yapıyorlar. Sorun da buradan çıkıyor" dedi.
www.evrensel.net