Bu muhalefet görmezden gelinemez

Bu muhalefet görmezden gelinemez

Belçikalı internet sitesi www.solidaire.org'ta, AB zirvesi protestolarında sendikalardan ayrı yürüyen küreselleşme karşıtlarını değerlendiren bir makale yayınlandı.

Bu muhalefet görmezden gelinemezHerwig Lerouge20 bin gösterici Laeken sokaklarında yürüdü. Sokakları arşınlamaya başladıklarında "Siyah Birlikler" diye adlandırılan küçük bir grup birkaç olay çıkarttı; gösterinin varış noktası "Tour et Taxis"in polis tarafından kuşatılmasını haklı çıkartmak için böyle birşey besbelli ki gerekliydi.Öğle vakti, çivi gibi soğuk bir havada, 20 bin gösterici Laeken sokaklarında yürüdü. ATTAC'ın bazı önemli kanatları ve Oxfam gibi sivil toplum örgütleri göze çarpıyordu. Göstericilerin asıl geniş kısmı ise, D14 oluşumunun platformunda biraraya gelmişlerdi. Bolonya bildirgesine karşı çıkan yüzlerce öğrenci vardı. Bir diğer etkileyici kanat da, çoğunluğunu, "Dünyayı Değiştirin" yazılı tişörtlerle bezeli genç insanların oluşturduğu, De Morgen gazetesine göre, yavaş yavaş, bir başka küreselleşme hareketinin sembolü haline gelen Belçika İşçi Partisi (WPB) blokuydu. Bunlar, Marks'ın ve Che'nin dev posterlerini de taşıyorlardı. Onların hemen arkasında, Marianne feminist grubu bulunuyordu. Yurtdışından da birçok parti katılmıştı: Türkiye'den, Hollanda'dan, Yunanistan'dan, İtalya'dan, Almanya'dan ve İspanya'dan. Hollanda'dan katılan geniş D14 grubu ve "Güney"den (Fransa) gelen sendikacılar gibi sayısız ilerici organizasyonu da unutmamak gerek. İngiliz Sosyalist İşçi Partisi'nin yanısıra başka gruplar ve Fransız CNT gibi birçok anarşist hareket de orada bulunuyordu. Tarım merkezinin arabasında oturan Vulie Mong şarkı söylemekteydi. Tam tekmil değilse de, yine de gösteride yerini alan başka gruplar da vardı: onlarca "Sosyalizm için Hristiyan", zulümleri temsil eden bir haç taşıyordu, JNM grubuysa canlı bir orkestra eşliğinde yürüyordu. Gösteri, oldukça mücadeleci bir tarzda sürdürüldü ve gerektiği gibi, kapitalizm karşıtı bir karaktere büründü. Atılan sloganlar, sendika mitinglerindeki sloganlarla büyük ölçüde benzerlik gösteriyordu: özelleştirmelere ve Avrupa Birliği'ne karşı! Göstericilerin birçoğu, bu Avrupa hakkında hiçbir şey duymak istemiyor ve radikal değişiklikler talep ediyordu. Yüzlerce poster, Afganistan'daki savaşın sona erdirilmesi isteğini dile getiriyor ve Yeşilleri ve sosyal demokratları, bu savaşta aldıkları tavır nedeniyle suçluyordu. Bu görmezden gelinemeyecek bir şey: Brüksel'de 20 bin gösterici, kapitalist Avrupa'ya karşı.

'Siyah Birlikler' nereden çıktı?Oysa, polis şeflerinin yıldızlarına bir yenisini eklemek istercesine, bu muazzam gerçek, basında çıkan yorumların konusunu oluşturamadı. 12.30 civarında, "Siyah Birlikler" diye adı verilen, kortejden tamamen ayrı duran, omuzlarında sırt çantaları ve çekiçler taşıyan küçük bir grup, birdenbire Cinquantenaire Bulvarı'ndaki Fortis Bankası'na saldırdı. Birkaç yüz metre ötede, Bockstael'de de aynı senaryo harekete geçirilmişti. Ve Laeken Köprüsü yakınlarında, maskeli küçük bir grup, bir polis garajına saldırdı ve o bölgede yaşayan, Türk ve Fas kökenli işçi ailelerine ait 5 ya da 6 ikinci el Mercedes'e zarar verdiler. "Kapitalizm sembolleri" mi? Bazı görgü tanıkları, "Siyah Birlikler"in doğrudan doğruya, polis kanadından geldiğini iddia ediyor. Besbelli ki bu olaylar, "Tour et Taxis" bölgesindeki büyük mağazaların çevresinde, bir tabur polis ve onlara eşlik eden su püskürten bir tanker ile yapılan kuşatmayı haklı çıkartmak için gerekliydi. Göstericilerin toplantı ve kutlama için biraraya gelecekleri nokta tam olarak burasıydı. Alandan ayrılmak isteyen herkesin kimliği kontrol edildi. İki kere, eksi dört derece sıcaklıkta su püskürtüldü. 40'dan fazla kişi tutuklandı. Tüm bunlarla amaçlanan neydi? Şu "Siyah Birlikler" çoktan alanı terketmişti. Görgü tanıklarından aldığımız sayısız ifade, bazılarının, işini bitirdikten sonra, polis minibüslerinde, meslektaşlarının arasına karıştığını söylüyordu. Alanı ablukaya alma emri, İçişleri Bakanı Duquesne'den gelmişti. Bu denli açık bir tahrik, Avrupa'nın benimsemek zorunda kalacağı yapılar hakkında halkla yürütülecek büyük pazarlığı yönetecek Avrupalı liderlerin planlarını da aydınlatıyor.

Laeken Kalesi'nin kapılarıBu Avrupa'nın kuruluşunda işbirliğini esirgemeyen bazı sendika liderlerinin de aralarında bulunduğu kimseler, Laeken Kalesi'nin kapılarından girme hakkına sahipti. Avrupa başkentine karşı çıkanlar ise oraya davet edilmemişti. Onlar yalnızca su tankeri ve "robokoplarla" diyaloğa girebilir. Bugün itibariyle, şiddetin, sadece ve sadece gösterinin içeriğinin tartışılmasını engelleme saikiyle hareket eden hükümetten ve polisten geldiği iyice netlik kazanmış durumda. Alanda, D14 kanadında yer alan, Sabena, FGTB Caterpillar-Gosselies, Ethyl-Feluy ve postane sendikacılarını, CGSP (işçi sendikası)'nin yerel ve bölgesel şubelerini ve D14'e destek veren Hristiyan sendika LBC'nin yüz üyesini görenler, sendikaların, "taş atan insanlarla ortak bir nokta bulunmaması" olarak açıklanan nedenle ayrı bir gösteri düzenlemesinden üzüntü duymuş olmalılar.

Kararlı muhaliflerOysa bu gösteri, taş atan göstericilerle değil, kapitalist Avrupa'nın kararlı muhalifleriyle gerçekleştirildi. Sendika liderleri, işçilerin her gün yaşadığı onca şeyi bile bile, kapitalist Avrupa'yı savunmayı tercih ettiler. Hatta ve hatta, 'Avrupa Devleti'nin' inşasına dahil olmayı da istiyorlar. Üstüne üstlük, Avrupa'ya karşı oluşturulan hareketi bölmeyi de kafaya koymuşlar. İşçi sınıfının ittifakından ayrı, başka bir gösteri düzenlenmesinin nedeni de bu.Gösteri boyunca Avrupa aleyhine atılan çok sayıda slogan, göstericilerin sayısı, gösterinin içeriği ve başarısı, Avrupa'ya karşı yürütülen mücadelenin liderliğini işçi sınıfının ele geçirmesini önlemeye çalışanların, bu hedeflerinde başarıya ulaşamayacakları anlamına geliyor.

www.solidaire.org
www.evrensel.net