Ölsen ölünmüyor, kalsan yaşanmıyor

Ölsen ölünmüyor, kalsan yaşanmıyor

12 ay sürekli çalıştığı halde mevsimlik işçi olarak çalışıyormuş gibi gösterilen Havva Çalık, 12 Kasım depremini fabrikada yaşadı; sakat kaldı. İki yıl hiçbir maaş alamadan, arkadaşlarının yardımıyla yaşadı.

Ölsen ölünmüyor, kalsan yaşanmıyorRojda İldanİşyerinde mesaideyken 12 Kasım depreminde omurilik felci geçirerek, sakat kalan Havva Çalık, iki yıldır malulen emekli olmak için verdiği mücadeleyi sonunda kazandı. Ama kendini pek kazanmış hissetmiyor. Depremde halini görünce akli dengesini yitiren eşi kendisine zarar vermeye başladığı için memleketinde. Kızları, İstanbul'da bir yatılı okulda okuyor. İki yıldır Adapazarı'ndaki bir arkadaşında kalan Çalık'ın gelecekten umudu yok.Havva Çalık 35 yaşında, iki çocuk annesi. Evi, Düzce Çay Mahallesi. Fakat burada pek sık kalmıyor. Nedeni sakatlığı. Çalık, 12 Kasım 1999 depremi sonrasında sakat kalmış. Omurilik felci olmuş, belden aşağısı felçli şu anda. Deprem sırasında işyerinde mesaideymiş. Çalık, kendine bakamıyor. Ailesinden kendisine bakabilecek durumda olan kimse de yok. Eşi, depremde sakat kaldığını görünce akli dengesini yitirmiş; bir yaşına geri dönmüş. İstanbul'a götürmüşler tedavi için ama paraları bitince tedavi de bitmek durumunda kalmış. Çalık, "Her şey paraya bakıyor bu devirde" diyor. Eşi, bir süre sonra Havva Çalık'a bedensel zarar vermeye başlamış. Kendisine bakamaz durumdaki Havva Çalık ise eşini memleketine, kardeşlerinin yanına göndermiş.

Evini yağmurda su basıyor Çalık'ın iki kızı var. Ama onlar da onun yanında değil. Çalık, çocuklarının okul masraflarını karşılayamaz hale gelince iki kız kardeşi İstanbul'da bir yatılı okul kabul etmiş. Çalık, normal koşullarda Adapazarı'nda kalıyor. Kendisine sahip çıkan tek kişi Adapazarı'nda oturan bir arkadaşı çünkü. Bakımını, ihtiyaçlarını arkadaşı karşılıyor. Çalık'ın Düzce'ye gelmesinin sebebi ise bayram tatili. Kızları bayramda onu ve Düzce'deki arkadaşlarını görmek istiyor çünkü. Biz Çalık'ı ziyaret ettiğimizde henüz kızları gelmemişti. Havva Çalık, arkadaşının kızıyla birlikte evini topluyordu. Çalık, bir konteynırda yaşıyor. Evini yağmurda su basıyor. Yatakları, yorganları, olan bir iki parça eşyası da yağmurda zarar görmüş, hep çürümüş. Valilik'ten başka bir prefabrik istediğini belirten Çalık, "Kimse bizi takmıyor ama vermediler" diyor. Prefabrik istemesinin tek nedeni evinin kötülüğü de değilmiş. Bir başka neden, rehabilitasyon merkezinin istediği yerdeki prefabriklere yakın olmasıymış. "Orada olsaydım kimseye yük olmadan gider gelirdim Fizik Tedaviye. Ama orayı hemşirelerle doktorlara vereceklermiş" diyor.

Fabrikada sakat kalmış Çalık, deprem sırasında çalışıyormuş. Çalıştığı yer Anlaş Lastik Fabrikası. Yaklaşık üç yüz kişinin çalıştığı fabrika depremde yıkılmış. O sırada fabrikada 140 işçi 16.00-24.00 mesaisindeymiş. 4-5 arkadaşları vefat etmiş, bir o kadar arkadaşı da sakat kalmış. Deprem sonrası Çalık'ı Ankara'ya hastaneye kaldırmışlar. Orada yedi ay kalmış. Hâlâ tedavi için zaman zaman Ankara'ya gidip geliyor. İki yıldır sağlık problemleriyle uğraşan Çalık, bir de hukuk mücadelesi veriyordu. Çalık, fabrikada mevsimlik işçi olarak çalışıyormuş gibi gösteriliyordu. 6 ayda bir evraklarda işten çıkartılıyor, aradan üç ay geçtikten sonra tekrar geri alınıyordu. Böylece sosyal güvenceleri, tazminat hakları olmuyordu. Oysa durum öyle değildi. Çalık, işini iyi yaptığı için 12 ay sürekli olarak çalışıyordu. Fabrikada sakat kalan Çalık'ın emeklilik maaşı bu nedenlerle bir türlü bağlanmıyordu. Çalık açtığı davayı kazandı, şimdi malulen emekli, "Ne kadar vereceklerini, yetip yetmeyeceğini bilmiyorum" diyor.

Arkadaşları bakıyorÇalık, emeklilik hakkını kazandı ama daha maaş almadı. Alacağı paranın yetmeyeceği kesin. Şimdi Çalık'a iki yıldır olduğu gibi eski işçi arkadaşları yardım ediyor. 10 yıllık mesai arkadaşları. Çalık, onların getirdiğiyle karnını doyuruyor. Sigarasını, çarşıdaki ihtiyaçlarını arkadaşları karşılıyor. "Burada olduğumda arkadaşlarımı arıyorum. Arayamıyorum da telefonda kontür olmuyor. Çağrı bırakıyorum. Arıyorlar 'Ne var?' diyorlar. Ben de 'Abi, şuna ihtiyacım var getirir misiniz' diyorum. Onlar da sağolsunlar getiriyorlar" diyen Çalık, tek başına yolda yürüyemiyor. Arkadaşlarının yardımıyla yürüyor. Tuvaletini yapmak için bez kullanıyor. Çalık, "Arkadaşım olmasaydı bu konteynırda tek başıma nasıl yaşardım" diye soruyor. Çalık, içinde bulundukları durumu "Bir ailenin yıkılışı" olarak değerlendiriyor. "Ben bu haldeyim, beyim akli dengesini kaybetti, kızlarım İstanbul'da" diyen Çalık, bundan sonrası için hiçbir şey düşünmüyor.

Geleceği düşünemiyorGelecek, Çalık'ın çok uzağında "Devletimiz hiçbir şey yapmadı, yapmaz da. Biz böyle ömür boyu mahkumiyet yaşayacağız" diyor. Seyfettin Yükselen, Çalık'a yardım eden işçi arkadaşlarından biri. Az çok Çalık'a yardım edecek durumu var. Ama Yükselen de Çalık'ın geleceği hakkında bir fikir sahibi değil. Yükselen, "Gücümüzün yettiği kadar yardım ediyoruz. Ama gücümüzün yetmediği zamanlar çok oluyor" diyor."Şimdi bayram ama benim cebimde bir paket sigara alacak param dahi yok. Benim çocuklarım gelecekler şunu isteyecekler bunu isteyecekler. Ben alamam. Bunların şimdi geri dönüş masrafları var. Ben bunları nasıl karşılayacağımı düşünüyorum. Şimdi gelme desem üzülecekler, annem bizi istemiyor diyecekler. Gelmeseler ben üzüleceğim. Şimdi bir anne bu duruma üzülmez mi?" diyen Çalık iki arada bir derede kaldıklarını söylüyor: "Ölsen ölünmüyor kalsan yaşanmıyor".
www.evrensel.net