Ya THY özelleştirilseydi?

Türkiye'de son 15 yıl içinde kurulan 20 özel havayolu şirketi iflas etti. İflas eden bu şirketler ülke ekonomisinde de derin yaralar açtı.

Ya THY özelleştirilseydi?Şahin BayarTürkiye'de son 15 yılda kurulan 20 özel hava şirketi iflas etti ve kapısına kilit vuruldu. İflasın faturası işçilere ve ülke ekonomisine çıkarıldı. Son olarak dünyanın en büyük havayolu şirketlerinden Swissair, iflas ederek satın aldığı havayolu şirketlerini bir bir ortada bıraktı. Faturasını tabi ki işçiler ödedi; 10 binden fazla işsiz. Türkiye ve dünyada özelleştirmenin çok sayıda olumsuz örneği yaşanıyorken, Türkiye Hava Yolları (THY) özelleştirme kapsamına alındı. Üstelik iflas eden Swissair'in THY'yi alacağı yönünde çok sayıda haber yazıldı. Ancak tüm girişimlere rağmen özelleştirme gerçekleşmedi ve THY olası bir iflastan sanş eseri kurtuldu. Ama hükümet THY'nin özelleştirilmesinden halen vazgeçmiş değil. 22-23 Aralık 2001 tarihlerinde 24. Olağan Genel Kurulu'nu yapacak olan Hava-İş Sendikası, hazırladığı çalışma raporunda dünya ve Türkiye'deki havacılık sektörü üzerinde duruyor. Sektördeki gelişmeler ve çalışanların karşı karşıya kaldığı sorunlara dikkat çekilen raporda özelleştirmenin de altı kalın bir çizgiyle çiziliyor ve kaygıyla şu soru yöneltiliyor: "Ya THY özelleştirilseydi?".

İşçilerin durumuTürkiye'de 1983 yılında 2920 sayılı yasa ile başlatılan liberalizasyon süreciyle birlikte özel hava şirketleri sayısı hızla arttı. Ancak bu şirketler faaliyetlerini son derece sağlıksız bir altyapı üzerine inşa ettiler. Mali açıdan çok zayıf olan şirketler, öz sermaye yetersizliği nedeniyle faaliyetlerini asıl olarak yabancı kaynaklara daha ço da borca dayalı olarak sürdürdüler. Ekonomik sıkıntıların yaşandığı dönemlerde bu havayolu şirketleri çok derin mali krizler yaşadı ve birçoğu iflas ederek sektörü terk etmek zorunda kaldı. Hava-taksi ve genel havacılık işletmeleri hariç Türkiye'de son 15 yılda 20 özel hava şirketi kuruldu ve kapandı. Kuşkusuz bu durum ekonominin yanı sıra havacılık sektörünü ve turizm sektörü üzerinde çok olumsuz etkiler yarattı. 1999-2000 yılları bu olumsuzlukların en açık biçimde kendisini gösterdiği yıllar oldu. Özel şirketlerde istihdam edilen işçilerin durumu ise sadece ekonomik bir sorun olmakla kalmadı ve tam anlamıyla bir "sosyal falakete" dönüştü.

Yüzde 60'lardan 50'lereLiberalizasyonun olumsuz etkileri kendisini sadece ekonomik ya da sosyal alanda göstermedi. Aynı zamanda Türkiye sivil havacılığı dünya ölçeğinde de büyük bir itibar kaybına uğradı. Liberalizasyonun yarattığı ekonomik, sosyal ve itibar kayıpları birleşerek ortaya şu sonucu çıkardı: Yurtdışından ülkemize yapılan yolcu taşımacılığındaki payımız 1988'de yüzde 60'lar düzeyindeyken, 2000 yılında yüzde 55'e indi. Bu oran eğer THY özelleştirilmiş olsaydı kuşkusuz çok daha düşük bir seviyeye gerileyecekti. Üstelik bu tablo bize gerçeğin sadece bir bölümünü anlatmaktadır. Çünkü Türkiye'de gerçek anlamda kazanç sağlayan uçuşlar Mayıs ile Ekim aylarında yapılmaktadır ve yabancı havayolu şirketleri de uçuşlarını asıl olarak bu aylarda gerçekleştiriyorlar. Mayıs ile Ekim ayları baz alınarak bir değerlendirme yapıldığında yukarıdaki oranlar daha büyük bir artış göstermekte ve Türk havayolu şirketlerinin yüksek sezondaki türistik havaalanlarına yolcu taşıma payları yüzde 40'lar civarına gerilediği görülecektir. Liberalizasyon uygulamaları sonucunda ortaya çıkan sorunlar bir bütün olarak havacılık sistemini nasıl etkilediği ve ülke ekonomisine nasıl darbe vurduğu gün gibi ortadadır.
www.evrensel.net