10 katrilyon kayıp

10 katrilyon kayıp

Hükümetin çeşitli kaynaklardan elde edeceği gelirlerin ve nerelere harcanacağının, Meclis'in sağlıklı izlemesi bakımından bütçelerde açıkça gösterilmesi gerekirken, uygulamada böyle olmadığı ortaya çıktı.

10 katrilyon kayıpSultan ÖzerHükümetlerin, "şeffaflık, açıklık" söylemlerine karşın uygulamanın öyle olmadığı resmi kurumların raporları ile ortaya konuyor. Sayıştay'ın 2000 Yılı Hazine İşlemleri Raporu, 2000 yılı bütçesinde kayıtdışılığa dikkat çekerek, söz konusu dönemde gelirlerin yüzde 9'unun, giderlerin de yüzde 18'inin bütçede gösterilmediğine işaret etti. 1971 yılından 1999 yılına kadarki dönemde 116 milyar dolar tutarındaki harcamaların kayıtdışı kaldığı da yine Sayıştay raporlarında yer aldı. Meclis'e sunulan Sayıştay raporlarında bütçelerde belirtilen açıkların kayıtdışılıklar nedeniyle yansıtmadığı ifade edildi. 2000 Yılı Kesin Hesabı'na ilişkin raporda, 2000 yılında 10.2 katrilyon lira giderin, 3.2 katrilyon da gelirin kayıtdışı kaldığı vurgulandı. Bu işlemlerin bütçede yer alması gerektiğinin altı çizilen raporda, tek bir bütçe içinde olması gereken işlemlerin, fon, döner sermaye, vakıf, sosyal tesis vb. adlar altında parçalandığı, her kuruluşun ayrı bütçesinin olduğu eleştirisi yapıldı. İç ve dış borçlar bir yandan ülkenin geleceğini ipotek altına alarak, bütçeleri faiz ödeme belgeleri haline getirirken, bir yandan da kayıtdışılığı teşvik ediyor. Sayıştay Raporu'nda bu konuda, "Bütçe gelirlerinin bütçe dışında harcanması mümkün değildir. Bu durumda, bütçe dışında gerçekleştirilen işlemlerin borçlanmayla karşılanmasından başka seçenek bulunmamaktadır. Normalde borçlanmanın, bütçe açığının finansmanı için kullanılması gereklidir. Ancak, bazı düzenlemelerle, bir kısım işlemlerin borçlanmayla finanse edilmesi, karşılığında oluşan giderlerin ise bütçeye kaydedilmemesi imkanını sağlamıştır" denildi.

Kayıtsız giderlerKayıtdışı işlemlerin, devlet muhasebesinde hiç yer almayan işlemler; devlet muhasebesine yanlış sonuç verecek şekilde kaydedilen tutarlar; hazine alacakları ve kur farklarından doğduğunun altı çizilen raporda, 2000 yılında yapılan giderlerden 4.6 katrilyonun, gelirlerden de 3.2 katrilyon liralık işlemlerin hiçbir şekilde devlet muhasebesinde yer almadığı belirtildi. 92 trilyonluk işlemin devlet muhasebesinde kaydedilmekle birlikte ihdas edilen kayıtların, bunların gider olarak görünmesine engel olduğu ve bunun da ikinci tür kayıtdışılığa örnek olduğunun gösterildiği raporda, hazine alacaklarıyla ilgili olarak "2000 yılı içinde, borçlanma yoluyla elde edilen kaynakların 5.1 katrilyon lirası çeşitli kamu kuruluşlarına aktarılmıştır. Bu tutarlar, devlet muhasebesinde alacak olarak kaydedilmiş, ancak söz konusu kaynak transferi hiçbir şekilde bütçe ile ilişkilendirilmemiştir. Yani Meclis tarafından verilen, bu kuruluşlara kaynak aktarılmasına ilişkin bir karar söz konusu değildir." görüşüne yer verildi.

Alacakların da kaydı yokYine 2000 yılı içinde Hazine'nin alacak doğuran işlemleri sonucunda yaklaşık bir katrilyon lira tahsilat yaptığı, ancak bu hesapların da bütçeyle ilişkilendirilmediğine işaret edilen raporda, kur farklarından dolayı da kamu borçlarının artıp, azaldığı tespiti yapıldı. 2000 yılında kur farkları nedeniyle toplam borç miktarında 759 trilyon lira azalma olduğu ifade edilen raporda, "yıl sonlarında hesaba yapılan kayıtların ne kadarının gerçek işlem olduğu, ne kadarının kur farkından kaynaklandığı görülemediğinden, bu tutarda borç geri ödemesi yapıldığı izlenimi doğmaktadır" denildi.Kayıtdışı bütçe işlemlerinin, bütçe açığını olduğundan az gösterdiğinin altı çizilen raporda, bütçe açığı ile net borçlanma hasılatı arasında bulunması gereken denkliğin de bozulduğu vurgulandı. Raporda, bütçenin, merkezi hükümetin faaliyetleri hakkında eksik bilgi verdiği, bu nedenle de önemini ve etkisini yitirdiği tespitine de yer verildi.
www.evrensel.net