Hem döverim, hem soyarım!

Hem döverim, hem soyarım!

Polisin attığı dayağın parası, dayak yiyenlerden isteniyor. Hazine'nin, İstanbul ve Ankara'da açtığı üç ayrı davada dayak yiyenlerden istediği tazminat 12 milyar lira.

Hem döverim, hem soyarım!Hacer YücelPolisin basın açıklamalarında, mitinglerde insanlara copla saldırması, yerlerde sürüklemesi Türkiye'nin bildik görüntülerinden. Ama polis bu kez attığı dayağın parasını, dayak yiyenlerden istiyor. Hazinenin, İstanbul'da ve Ankara'da açtığı üç ayrı davada dayak yiyenlerden istediği tazminat 12 milyar lirayı buluyor. Üstelik yasal faiz de hesaplanarak bu miktara eklenecek. Davalar İstanbul'un Şişli ve Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi'nde İçişleri Bakanlığı ile Hazine Müsteşarlığı tarafından açıldı. Şişli Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan davanın konusu 1998 yılı 1 Mayıs'ı. Abide-i Hürriyet Meydanı'nda gerçekleşen mitingin sonrasında polis bir gruba saldırmış, pek çok kişi yaralanmıştı. Ancak devlet, yaralananlardan sadece birini, polis Ahmet Kör'ü gördü. İçişleri Bakanlığı Kör'e 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması hakkındaki kanuna dayanılarak çıkarılan yönetmelik uyarınca 1 milyar 967 milyon 925 bin lira tazminat ödedi. 23 Şubat 2000 tarihinde gerçekleşen ödemenin ardından harekete geçen İçişleri Bakanlığı ile Hazine Müsteşarlığı Kör'e ödediği parayı almak için polis saldırısı sonucu dayak yiyen 14 kişiye dava açtı.

Bir taşı kaç kişi atar?Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan ikinci davanın konusu ise kanlı cezaevi operasyonlarının gerçekleştiği 19 Aralık 2000 tarihinde yapılan bir eylem. Dava konusu ise polis Hülya Pınar'ın atılan bir taş sonucu yaralanması. Ama ilginç olan taşı atan kişilerin sayısı. Bu dava kapsamında tam 10 kişi söz konusu taşı attıkları iddasıyla suçlanıyor. Bu 10 kişiden yasal faizi hariç 1 milyar 369 milyon 900 bin lira tazminat isteniyor. Davanın ilk duruşması 26 Şubat 2002 tarihinde görülecek.

Ölülerden de istiyorlarSöz konusu davaların sonucusu ise Ankara Asliye Ceza Mahkemesi'nde açıldı. 46 kişiye açılan dava konusu 20 Temmuz 2000 tarihinde gerçekleşen bir eylem. Atılan taşlardan 10 polisin yaralandığı iddia edilen davada yasal faizi hariç 8 milyar 610 milyon 800 bin lira isteniyor. İçişleri Bakanlığı ve Hazine'nin tazminat almaya çalıştığı bu kişileri nasıl seçtiği bilinmezken dosyada üç ay önce ölüm orucunda yaşamını yitiren iki çocuk annesi Şenay Hanoğlu'nun isminin bulunması dava dosyasının gayri ciddi hazırlandığını gözler önüne seriyor. Dava dosyasında sadece Hanoğlu değil Küçükarmutlu'da bulunan eve polis tarafından düzenlenen baskın sonucu ölen Sultan Yıldız da bulunuyor.

Dayak atana dava yokBu üç davadaki temel soru, kitle eylemlerinde dayak atan polisin 'tespitinin zor olduğu' iddiasıyla dayak yiyen kişinin suç duyurularını kabul etmeyen devletin, 'polisleri dövdüğü' iddia edilen bu kişileri nasıl tespit ettiği. Çünkü, şu ana kadar mitinglerde polisten dayak yiyenler polise tek bir dava açabildiler. O da, İstiklal Caddesi'nde bulunan Galatasaray Lisesi önünde cezaevlerinde uygulanacak Üçlü Protokolü ve F tipi cezaevlerine karşı yapılan basın açıklamasında 30 avukatın dövülmesiyle ilgili dava. Avukatlar bir buçuk yıllık mücadelenin ardından kendilerini döven polisler hakkında dava açmayı başarmışlardı. Dava Beyoğlu 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nde devam ediyor.

Tazminat fazlalaştıÖte yandan, akıllara takılan bir diğer soru da, polislerin tazminatı ek gelir kapısı olarak gördükleri iddiası. Kısa süre önce özel bir televizyon kanalı, polislerin kitlesel eylemlerde dayak yedikleri iddiasıyla iş göremez raporu alarak, tazminat hakkı kazanmaya çalıştıkları yönünde bir haber yayınladı. Polislerin maaşı az olduğu için bu yola başvurduklarını ileri süren haberde, bu biçimde tazminat alan polislerin ekonomik kriz ile iyice arttığına da dikkat çekiliyordu. Son üç davayla ortaya çıktı ki, polislerin başvurduğu söylenen bu yolda da, fatura dayak yiyen vatandaşa kesilecek.
www.evrensel.net