En alttakiler!

En alttakiler!

Sağanak yağışlar en çok onları etkiledi. Sayıları 2.5 milyonu bulan kapıcılara, hep apartmanların sağlıksız bodrum katları düşüyor. Evlerine su girmesi engellenmiyor, evdeki suyu günlerce boşaltamıyorlar; çünkü kendi deyimleriyle, "Kapıcı insandan sayılmıyor!"

En alttakiler!Muzaffer ÖzkurtYoğun yağışlar nedeniyle pek çok evi su bastı. Bu evlerin büyük bölümü de bodrum katlarındaki daireler. Orada yaşayanların çoğu da, kapıcılık yapan 2.5 milyon konut işçisi ve aileleri... Nem ve rutubet nedeniyle sağlıklarını da tehdit eden bu evlerin koşulları, kapıcıların yaşadığı sıkıntıların sadece bir bölümü.Asgari ücretle çalışan kapıcıların 1 milyonunun sigortası yok. Bayramlarda, hafta sonlarında ve günlük çalışma süresinin üzerinde çalıştırılmalarına karşın fazla mesai ücreti de alamıyorlar. Kapıcıya ödenen maaş karşılığı, tüm aile çalıştırılabiliyor. İşten atılmak sadece ekmeğinden olmak anlamına gelmiyor kapıcılar için. Yöneticilerin iki dudağı arasında olan "İşten çıkarıldın" sözü onlar için aynı zamanda "evsizlik" anlamına geliyor. Bunu kabul etmezlerse 15 gün içinde polis zoruyla evden atılıyorlar.

Zengin umursamıyorKapıcıların sorunları bulundukları semte, çalıştıkları apartmanın gelir durumuna göre değişmiyor. 5 yıldır İçerenköy'de 55 milyara satılan ve yaklaşık 400 milyon liraya kiraya verilen dairelere kapıcılık yapan Nazım Taş, bir haftadır evindeki suyu boşaltmaya çalışıyor. İki göz evin içinde ıslanmadık yer yok. Dairenin kapısı açıldığında arka arkaya dizilmiş parça taş karoların üzerinden atlayarak, içeri su girmesi ancak bent yapılarak engellenen odaya girilebiliyor. Rutubet duvar kağıdını ayırmış. Eşyaların tümü su içinde."İki çocuğum var. Biri 9 yaşında diğeri 6. Onları okula gönderemiyorum. Su, rutubet yüzünden çocuklar hastalandı. Bir çocuğum beyin tümöründen öldü. Doktor diğerleri için sağlıklı ortamda yaşasınlar, rutubette kalmasınlar diyor. Nasıl olacak? " diyen Taş'ın en çok zoruna giden ise şu: "Ben onlara hizmet ediyorum. Ekmeklerini götürüyorum. Evimin bu halde olduğunu biliyorlar gelip 'Halin nedir?' diye soran yok. Geçen yıllarda da su alıyordu. Yönetim yaptırmak için karar aldı ama yaptırmıyorlar. Hepsinin altında son model araba var ama 'Burada insan yaşıyor' demiyorlar."

Zulüm gibiÇözüm için, derin bir çukur açılıp sokağın giderinin bağlanması gerekiyormuş. Bunun için dozer gerekli olduğu için yöneticiye başvurmuş Nazım Taş. Yöneticiden aldığı "Apartmanın parasını sokakta mı buldum?" yanıtı üzerine de kendisi kazmaya başlamış. Buna da apartmandakiler "kötü görüntü veriyor" gerekçesiyle izin vermemişler. Belediyeye açılan telefonlar da karşılığını bulamamış. Nazım Taş'ın eşi Havva Taş, eskiden evlere temizliğe gidiyormuş. Şimdi ayaklarındaki rahatsızlık nedeniyle bunu yapamıyor. Bütün gün yaptığı temizlik karşılığında 10 milyon lira para aldığını söyleyen Taş, şöyle devam ediyor: "Evimizin sorunlarına ilişkin konuştuğum daireler "Bizi ilgilendirmez, yönetici yapsın' diyorlar. Bizim bir odamız var, rutubet içinde. Bir yatak üzerinde hem yemek yiyoruz, hem oturuyoruz hem de yatıyoruz."Su baskını ile beraber rutubet de artmış evde. Taş, rutubeti şöyle anlatıyor: "Şeker sabaha su gibi oluyor. Tuz aynı şekilde. Duvardan akıyor. Akşam alınan ekmek sabah ıslanıyor, yenmiyor. Hastalık nedir bilmeyen biriydim. Sabahleyin kolumu kaldıramıyorum." Nazım Taş İstanbul'da bulunan 350 bin konut işçisinden biri. Hemen hepsinin durumu aynı şekilde.Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre kapıcıların evlerinin de sağlıklı olması gerekiyor. Buna uygun kapıcı dairesi bulmak ise Türkiye'de neredeyse imkansız.

'Kapıcı insandır'Konfederasyonlara bağlı olmayan Belediye ve Konut İşçileri Sendikası (Konut-İş) Genel Başkanı Alican Kayhan da "kapıcıların insan yerine konmaması"ndan şikayetçi. "Kapıcıları insan yerine koymuyorlar. Çocuklarını ise aşağılıyorlar. 'Kapıcı çocuğusun, sen anlamazsın' diye zenginlerin çocukları tarafından dalga geçilen bir çocuk intihar etti" diyor. Kayhan şöyle devam ediyor: "Zenginler evlerinde süs köpeklerine kıyma beğendiremiyor. Alt katta çalışan kapıcı ailesinini ise aç yaşamaya mahkum ediyorlar. Bir de küçüğünden büyüğüne herkes kapıcılara bağırmayı kendinde hak görüyor. Bir çocuk bile azarlayabiliyor" diyor.Yaşanan bu sıkıntılar ve üzüntüler pek çok kapıcının verem ya da kanser olmasına sebep oluyor. Kapıcıların çoğunun eğitim durumu kötü. Okuma yazma bilmeyenlerin oranı ise yüksek. Buna rağmen çocuklarını okula göndermeye çalışıyorlar. Ancak ekonomik sıkıntılar onları çocuklarını alıp işe yerleştirmelerine neden oluyor. Sıkıntılarla ilgili birçok mercii ile görüşülmüş. Çalışma bakanlıklarından belediyelere kadar. Ancak sonuç yok. Mehmlet Moğultay, Yaşar Okuyan, Nevzat Çelik görüşülen Çalışma Bakanları arasında.

Ailece çalışıyorlarBir de binalarda sadece kapıcılara ücret ödenmesine karşın, kapıcının tüm ailesi çalıştırılıyor. "Bunu Yaşar Okuyan'la görüştük. Kızdı. 'Ne yani, 4 kişilik mi sigorta ödensin' dedi. Biz sadece aile 4 kişiyse hepsinin çalıştırıldığını, bu aileye insanca yaşayacak bir ücretin verilmesinin sağlanmasını istedik" diyen Kayhan, belediyelerden, binaları kontrol ederek kapıcı dairelerinin kanuna uygun olup olmadığını denetlemesini istediklerini, ancak oy kaygısı nedeniyle bunun da yapılmadığını belirtiyor.Kayhan, bu sorunların tek çözümünün örgütlenmek olduğunu belirtiyor. Şimdilik 2500 üyeleri var. İşten atılanların fazla mesailerine kadar tüm haklarını avukat vasıtasıyla alıyorlar. "Avukat her gün 3-4 davaya giriyor ve hemen hemen hepsini kazanıyoruz. Yeter ki kapıcıya girmeden önce 'Her hakkımı aldım' diye bir kağıt imzalatılmasın" diyen Kayhan, taleplerini şöyle sıralıyor: "Kapıcının işine son verilmesi halinde çıkarma süresi 6 aya kadar çıkarılsın. 7.5 saati aşan çalışma süresi için fazla mesai ödensin. Ferdi sözleşme yapılması sağlanmalı. Kapıcıların ateşçi belgesi alması için belediyeler tarafından kursların açılması, kapıcılara insanca muamele edilmesi ve insanca yaşayabilecekleri ücretlerin verilmesi de..."
www.evrensel.net