Su ve boyanın dansı

Su ve boyanın dansı

Türk resminde suluboyaya, guvaş'a ve mürekkebe saygınlık kazandıran ustalar. "Süleyman Seyyid'den Günümüze Türk Resminde Suluboya"nın gelişimi mutlaka görülmeli.

Su ve boyanın dansıKoray KaraermişFırçayı sulu sulu sürsen kağıt ıslanıyor, bir süre sonra kabarıyor, kuruyunca da dalga dalga olacak. Fırça kılları kuru kaldığında boya yürümüyor. Sonra renk tablasındaki boyalar birbirine karışa karışa çok çabuk kirleniyor. Fırçayı kabın kenarına sürtüp suyunu almak lazım. Birçoğumuzun boya ve fırçayla ilk tanışıklığı ilkokul sıralarında başlar. Kırtasiyeden alınan sekiz ya da on renkli suluboya kutusu, bir fırça ve su kabı ve tabii bir de resim defteri. Suluboya çalışmak için gerekli tüm malzeme hazır.Ders boyunca sınıftan çıkmak için bahane olan su kabı. Renkli fırçanın her daldırılışında daha çok kirlenen suyu. Tuvaletin lavabosunda temizlenen fırça ve her hafta özlemle beklenen resim dersleri... Çünkü hep şamatayla geçer. Resme özel ilgisi ve yeteneği olan öğrenciler, ortaokul ve lise yıllarındaki resim derslerinde ortaya çıkacaktır. Okul panolarında sergilenen resimler, okullar arası yarışmalar, vs.

Asker ressamların yolundan Batılı anlamdaki resimle ilk tanışıklığımız da resim dersleriyledir. İkinci Mahmut döneminde askeri okullara resim dersleri konmasıyla batı görüş ve tekniğiyle resim sanatının temelleri de atılmış oldu. İlk kuşak ressamların hepsi asker ocağından yetişmedir. Şeker Ahmet Paşa, Hüseyin Zekai Paşa, Süleyman Seyyid Bey, Hoca Ali Rıza akla gelen ilk isimler. Topografik çizimler ve haritacılık amaçlı bir öğretimin sonucu olarak bu zümreye mensup ressamlar, diğer tekniklerin yanı sıra suluboya ile vefalı bir dostluk kurdular. Onların duyarlı fırçalarından çıkmış eşsiz örnekleri sergide görmek mümkün. Ahmet Rıfat, Celal Esat Arseven, kaymakam Remzi, Üsküdarlı Cevat ve diğerleri...Cumhuriyetin kuruluşundan sonra Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü'nde, suluboya resmi öğrencilerine sevdiren Malik Aksel ve Refik Epikman gibi hocalar... Daha sonra gelenler arasında suluboyayı kendi kendine yeten bir yöntem olarak saymış olan Fikret Mualla. Sonra Bedri Rahmi ve Eren Eyuboğlu...Suluboya ve onun bir türü olan guvaş'a yepyeni açılımlar getiren, Arif Kaplan, Zeki Faki İzer, Saim Özeren, Avni Arbaş, Selim Turan, Orhan Peker, Veysel Günay ve daha niceleri... Türk resminde suluboyaya, guvaş'a ve mürekkebe saygınlık kazandıran ustalar. "Süleyman Seyyid'den Günümüze Türk Resminde Suluboya"nın gelişimini mutlaka görmek lazım. 1800'lerin başından bugüne birçok ünlü ressamımızın suluboya çalışmasını bir araya getiren sergi Yapı Kredi Kazım Taşkent Sanat Galerisi'nde ay sonuna kadar açık.
www.evrensel.net