Çiftçi ekim yapamıyor

Kredi faizleri, kota uygulaması, mazot parası, gübre parası, kuraklık... bütün bunlar yüzünden çiftçi ekim yapamaz noktaya geldi.

Çiftçi ekim yapamıyorKırklareli, Babaeski, Pınarhisar, Tekirdağ ve Edirne'ye bağlı onlarca köyün tümünde hangi ürünü -buğday, pancar, ayçiçeği vs.- üretirse üretsin hızla yoksullaştığını söylüyor üreticiler. Yıllarca Trakya'nın geniş bereketli topraklarından üretim yapan üreticiler bu yıl Cumhuriyet tarihinin en ağır dönemini geçirdiklerini belirtiyorlar. Mazot alamadığı için üretemediğini söyleyen onlarca üretici var. Ziraat odası başkanları pancarda kota ve maliyet artışları sonucu üretimde üç yıl öncesine göre yüzde 70'lik bir düşüş yaşandığını ifade ediyorlar. Üreticiler ise tek tek maliyetlerini sıralıyorlar ve karşılarında aldıkları ürün bedeliyle artık üretemez hale geldiklerini somut örneklerle ortaya koyuyorlar. Kredi faizleri ve borçları en çok tartışılan konuların başında geliyor.

Buğdayda gizli kotaÜreticiler, üretimden vazgeçmeleri için her türlü tezgâhın hayata geçirildiğine dair örnekler sunuyorlar. Ofis'in buğdayda gizli kota uyguladığını, bir yıl önceki dekar başına elde edilen ürünü baz aldığını, onun üstündeki ürünü almadığını belirten üreticilerden Erdal Aslan, tepkisini şöyle dile getirdi: "Bu yıl tarlamdan verim almışsam Ofis bunu kabul etmiyor. Çiftçi belgesinde ne yazılıysa o. Verim artırmak suç. Bir yandan tarım verimsiz diyorlar bir yandan da böylesi kotalar uyguluyorlar. anlamak mümkün değil." Muhtar Fevzi Çakmak ise, Ofis'in buğday almayarak üreticileri tüccarın kucağına itmesinden ülke ekonomisinin büyük bir kaybı olduğunu, çünkü alışverişin kayıt altına alınamadığını belirterek, bunun da vergi kaybına yol açtığına dikkat çekiyor.

Sözleşme kazığı!Pınarhisar'a bağlı Ataköy'de üreticilik yapan köylüler, kendi ürettikleri buğdayda tohumluk olmaması nedeniyle İlçe Tarım Müdürlüğü'nün gelip kendileriyle tohum vermek üzere sözleşme imzaladığını, fakat karşılığında üretim zamanı geçmesine rağmen herhangi bir şey vermediğini belirtiyorlar. Üreticilerden Mustafa Kurşunlu, durumu şöyle özetliyor. "Bunun üzerine gittik, İlçe Tarım Müdürlüğü'ne başvurduk. 'Tohum vermiyorsanız bilelim ki başımızın çaresine bakalım' dedik. Ama aldığımız cevap: 'Şu anda size verebilecek tohumumuz yok. Elimize tohum ulaşınca köyünüze getireceğiz. Getirdiğimiz tohumları almazsanız, yaptığımız sözleşme gereği parasını ödemek zorundasınız' oldu." Ellerinin kollarının bağlandığını ifade eden Kurşunlu, ayçiçek üretimi için tarla sürme zamanı gelmesine rağmen üretim yapabilecek paralarının olmaması nedeniyle bu işlemi yapamadıklarını anlattığı sırada söze giren üretici Sami Hayar durumlarını şöyle aktardı: "Savaştaymışız gibi sıkıntı çekiyoruz. Cebimizde kahve, çay içecek bile para yok. Çoğumuz çocuklarımızın okul masraflarını borçlanarak karşıladı. Çocuklarının üstünü başını yenilemeyi unutanlarımızın sayısı hiç de az değil."

Bütçe'ye tepkiÜreticiye yapılan desteklerin "Popülist politikalar uygulanmasın" lafları altında kaldırılmasının amacının ürettirmemek olduğunun anlaşıldığını söyleyen Terzili köyünden Asım Toprak, yeni bütçenin tohum ve ilaç desteğini ortadan kaldırmasına tepkili: "1979 yılında 1 kilo buğday 550 kuruştu. Gübre 110 kuruştu. Bu duruma göre, buğday fiyatlarındaki artış 30 bin kat olmuş, buna karşılık çiftçinin en önemli girdisi olan gübredeki artış tam 100 bin katı bulmuş. Sanayici, maliyet yükseliyor gerekçesi ile gübreye zam yapmış, tarım ürünlerine gelince fiyatlar hep baskı altında tutulmuş. 1979 yılında 1 kilo buğday satarak, karşılığında 5 kilo gübre alabilen çiftçi, şimdi 1 kilo buğday karşılığında, ancak yarım kilo gübre alabiliyor."Zirai ilaçlarda, akaryakıtta ve diğer girdilerde de durumun gübreden farksız olduğunu kaydeden Toprak, böylesi durumda destekten mahrum bırakılan üreticinin varlığını tüketerek ve borçlanarak ayakta kalmaya çalıştığını ancak, artık gücünün kalmadığını vurguluyor.

Doğrudan destek yok2002 yılı bütçesinde destekleme primlerinin kaldırılmasına tepki gösteren Erikleryurdu köyü sakinlerinden Ahmet Yılmaz, ayçiçeğine önceki yıl 5 sent, geçen yıl ise 6 sentlik bir destekleme priminin ödendiğini, ancak bu ödemelerden vazgeçildiğini duyduklarını kaydederek, "Bu primlerle nefes alıyorduk, nefesimizi kesiyorlar" dedi.Dekar başına verilecek olan 10 milyonluk Doğrudan Gelir Desteği'nin de henüz verilmediğine dikkat çeken Yılmaz, "Üç ay muameleleri sürdü. Muameleleri bitirmemizin üzerinden 4 ay geçti, henüz ödemeler yapılmadı. Buğday ekebilmek için bu paraları bekliyoruz ama nafile..."
www.evrensel.net