Fotoğraf: AA

Türkiye santral çöplüğü oldu

Yanlış politikalar sonucu yıllardır yapılamayan yeterli enerji yatırımları sonucunda ülkemiz ve sanayimiz enerjisiz kalma tehdidi ile yaşamıştır.

Türkiye santral çöplüğü olduGürkan Akdoğan (Makine Mühendisi)Enerji sanayimizin ve çağdaş yaşamın vazgeçilmez bir unsurudur. Ülkenin kalkınması ve sanayileşmenin önünün açılması, toplumun yaşam düzeyinin yükseltilmesi açısından enerji politikaları büyük önem taşıyor.Türkiye'de, diğer dünya ülkeleri gibi doğalgazla geç tanışmasına rağmen hemen doğalgaza dayalı çevrim santralı teknolojisini benimsemiş ve pek çok ülkeden daha hızlı ve fazla sayıda doğalgaz çevrim santralı sipariş ve inşa ettirmiştir.1970 yılında Türkiye'de toplam kurulu güç 2234.9 MW iken yıllık ortalama yüzde 9.42'lik bir artış ile 1997 yılı sonu itibariyle 21901 MW'e ulaşmıştır. Sanayi toplumlarında bir gelişmişlik endeksi olan kişi başına elektrik enerjisi tüketimi 1970 yılında 244 kWh iken bu değer 2000 yılı içinde 1825 kWh'a ulaşmıştır ve diğer gelişmiş ülkelerin endekslerine göre oldukça düşük bir değerdir.

Yanlış politikalarİzlenen yanlış politikaların sonucu yıllardır yapılamayan yeterli enerji yatırımları sonucunda ülkemiz ve sanayimiz enerjisiz kalma tehditi ile yaşamış ve bazen de ülke açısından yanlış yatırımların önünün açılması için "Bu kış karanlıktayız" korkusu ülke insanına dayatılmıştır. Ülkemizde ne yazıktır ki doğalgaz kullanımı konusunda bugüne kadar ortaya konulan politikalar yetersizdir. Bunun sonucudur ki, çok yakın tarihlerde 1997 Aralık, 1998 Ocak-Şubat aylarında Bursa'ya sanayi tesislerine gaz verilemeyeceği ifade edilmiş, sanayi kuruluşlarına yazılar yazılmıştır. Oysa bazı platformlarda yeterli gaz olduğundan söz edilerek doğalgaz kombine çevrim santralleri ve otoprodüktör ünieteleri teşvik edilmektedir.Yap-İşlet Modeli ile 1550 MW'lik Aliağa, 700 MW'lik Ankara doğalgaz santralleri yapım sözleşmeleri imzalandı, bazılarının yatırımları devam etmektedir. 4530 MW kurulu güçteki sadece bu santraller bittiğinde Bursa DKCS ile birlikte neredeyse Türkiye elektrik enerjisinin kurulu gücünün yüzde 30'unu oluşturmaktadır. Mevcut otoprodüktör santralleri ile bu oran yüzde 35'leri bulmaktadır ki, bu da enerjinin çeşitlendirilmesi ilkesine aykırıdır.

Çevreye zarar büyükDiğer yandan tek tek düşünüldüğünde çevreye az zarar veren santraller olarak görülen DCS ve otoprodüktör yatırımları kullanım esasında metan olarak atmosfere yayıldığı yanma sonucunda da NOx gazlarının açığa çıktığı ve bir kentte onlarca böylesi yatırım olduğu göz önüne alınırsa toplamda çevreye zararlı bu gazların sınır değerler altında kalmayacağı açıktır.Türkiye'de 1998 yılında 76 milyon toplam petrole eşdeğer enerji tüketilmiştir. Bu toplam değerlerdir. Tüketim içindeki üretimimiz 29 milyonTPH'dir. Burada da görüldüğü üzere üretimimiz tüketimimizin yüzde 41'ini karşılayabilmektedir. Yani yüzde 59'u dışa bağımlıdır.Yakın tarihte gaz arzı sıkıntısı çeken kentlerimiz hatırlardadır. Gaz arzındaki bu yetersizlik ve enerjide yoğun kullanım göz önüne alındığında DKCS yatırımları ile önü alınamayan bir şekilde artan otoprodüktör tesislerine Enerji Bakanlığının sözleşmelerini imzalaması ve yatırımları teşvik etmesi son derece düşündürücüdür.

66 proje var2001 yılı itibariyle 45 sanayi tesisi ile gerekli anlaşmalar imzalanmış 66 projede değerlendirme aşamasındadır. Türkiye'deki elektirk enerjisi kurulu gücü incelendiğinde 1995'te 21.000 MW'lik kurulu gücün 3.000 MW, 2000 yılındaki 27.000 MW'lik kurulu gücün 6.500 MW doğalgaz santrali olduğu görülmektedir. 2005 yılı projeksiyonu 43.000 MW'nin 14.000 MW doğalgaz santrali olacağı ifade edilmektedir. Yukarıda da ifade edildiği gibi doğalgaz santrallerinin enerji üretimindeki payı dışa bağımlı bir kaynak olarak yüzde 33 öngörülmektedir. Bu ise vanası başka ellerde olan doğalgazdan enerji üretimine ayrılan kaynakların ne denli olumsuzluklara sürülebileceğimizin önemli bir işaretidir.Doğalgaz tüketiminin 1997 yılına göre, 2000 yılında 2.11 kat, 2010 yılında 5.79 kat, 2020 yılında 8.72 kat artışının planlanmasındaki en büyük etmen; elektrik enerjisi üretiminin, çok yaygın bir biçimde doğal gaza dayandırılmasıdır.Doğalgaz bir kez kullanılmaya başlandıktan sonra vazgeçme bedeli çok pahalı olan bir ithal enerji türüdür. Öte yanda elektrik üretim hatlarında yüzde 20'lerde olağan dışı yüksek bir düzeyde olan hat kayıpları azaltacak yatırımlar yıllardır ihmal edilmiştir. Enerji sektöründe kamu yatırımlarının gecikmesi ve yetersizliği kaum kaynaklarının sınırlılığı gerekçesine dayandırılmaktadır. Sorun sağlıklı, kısa ve uzun vadeli bir enerji planlamasının yapılmamasından kaynaklanmaktadır.Sektörel tüketimlerin dağıtımında, elektrik enerjisinin üretiminde kullanılacak doğal gaz tüketiminin toplam tüketim içinde 1998'de yüzde 54 olan payının; 2005 yılında yüzde 64'e yükselmesi; 2020 yılında ise yüzde 68.5'e ulaşması öngörülmektedir.Bursa'da mevcut 7 otoprodüktör şirketine yakında yenilerinin ekleneceğini ve şu anda da Enerji Bakanlığı'nda bekleyen müracaat sayısı mevcut kurulu tesislerin neredeyse 6 katı olduğunu duyumsamaktayız. Belediyelerin sanayi bölgelerinin sanayi kuruluşlarının özlemi şeklinde sunulan bu yatırımlar nerey ekadar plansız şekilde devam edecektir.Sonuç olarak elektrik enerjisi üretiminde ulusal kaynaklara ve yenilenebilir enerji kaynaklarına ağırlık verilmelidir. Enerjinin çeşitlendirilmesi ilkesinden sapmamalıdır. Alternatif enerji kaynaklarına yönelik yatırımlara yönelmelidir. Bunların da dağılımları doğalgaz ve otoprodüktörlerde olduğu gibi yoğunluklu olmayıp genel içindeki payları dengeli olmalıdır. Böyle devam etmesi durumunda yapılan yatırımların gelecekte verimsiz veya kullanılamaz hale gelmesi kaçınılmazdır.
www.evrensel.net