İngiliz gazeteciden şok suçlama

İngiliz gazeteciden şok suçlama

Taliban tarafından bir süre esir tutulan gazeteci Yvonne Ridley, dikkat çekici bir suçlamada bulundu.

İngiliz gazeteciden şok suçlamaAfganistan'daki Taliban rejimi sürerken ele geçirilen ve uzun süre boyunca Taliban'ın elinde bulunan Yvonne Ridley, gündemi sarsan bir açıklama yaptı. İngiliz gazeteci Ridley, Amerikan istihbarat örgütü CIA'nın, Afganistan saldırısına kamuoyu desteği sağlamak amacıyla kendisini öldürtmeye çalıştığını ima etti.Express gazetesinde çalışan 43 yaşındaki Ridley, önceki gün piyasaya çıkan "Taliban'ın Elinde" adlı kitabında, Afganistan'da esir tutulduğu süreyle ilgili olarak "tamamlanmamış bir işi olduğunu" belirtti. Kitapta yazılanlara göre Ridley, Taliban kendisini bıraktıktan sonra Pakistan'a döndü ve otel odasını aranmış bir halde buldu.Londra'ya döndüğünde de, dairesindeki kilitlerin kurcalandığını fark etti. Daha sonra, El Cezire televizyonunda çalışan gazeteci arkadaşı QC Michael Mansfield, kendisine, bazı belgeler gösterdi. Bu belgeler, kişisel ve mali kağıtlar ve fotoğraflardan oluşan bir dosya oluşturuyordu. El Cezire muhabiri, Ridley'e, bu dosyanın Taliban'a verildiğini söylediğinde, Ridley'in tepkisi "Beni vurdurmak mı istiyorlardı? Kim bunlar?" oldu.

MOSSAD belgeleriYvonne Ridley'in, halen neler olup bittiğini anlamaya çalıştığı belirtiliyor. İngiliz gazeteci, belgeler arasında, boşandığı kocası Hermosh'a ait bir İsrail pasaportu ve yine aynı kişiye ait bir MOSSAD kod numarası ve kimlik kartı bulunduğunu vurguladı. Ridley esir olduğu sırada Taliban rejimine teslim edilen bir diğer ilginç şey ise; kendisi, Hermosh ve kızı Daisy'nin birlikte çektirdiği bir fotoğraf oldu. Fotoğrafın arkasında, "İran'a yasadışı yollardan girdiğinde, bir nehirde çekilen resim" yazılıydı. Ridley, bu yazıyı görünce yaşadığı şoku şöyle anlatıyor: "Fotoğrafa bir daha baktım ve güldüm. Ekim 1998'de, Stratford-Avon üzerinde çekilmişti. Sonra midem bulanmaya başladı. Bu fotoğrafı son kez nerede gördüğümü anımsadım - dairemdeki üst çekmecede. Çekilmesinden birkaç hafta sonra Hamish ile boşanmıştım ve resimler, fotoğrafçıdan bu boşanmanın ardından gelmişti. O zaman daireme kim girmişti?"

Peşini bırakmayacağımRidley, bütün bunlardan, istihbarat servislerinin işin içine karıştığını anladığını ve bu meselenin peşini bırakmayacağını belirtti. Yvonne Ridley, 28 Eylül'de Taliban tarafından ele geçirilmiş, 8 Ekim'de ise serbest bırakılmıştı. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Sağlıkta 'kâr' olmazÖzlem DinlerTürkiye'nin çeşitli illerindeki tabip odalarına üye hekimlerin oluşturduğu Demokratik Katılım Grubu, 1. Sağlık Sorunları Sağlık Politikaları ve Hekimlik Kurultayı'nda adım adım özelleştirilmeye çalışılan sağlıktan kâr yapılamayacağını vurguladı. Hekimler, 2 gün süren kurultayda hekim emeği, hekimlik ortamı ve mesleki örgütlenmelerle birlikte, sağlık politikalarını tartıştı, çözüm önerileri getirdi.

Sağlık ocakları yetersiz10-11 Kasım arasında, Çapa Tıp Fakültesi 14 Mart anfisinde yapılması planlanan ancak kurultaya iki gün kala, dekanlıktan izin alınmış olmasına rağmen, İÜ Rektörü Prof. Kemal Alemdaroğlu tarafından 'toplantı düzenleyicilerinin tüzel kişiliği olmadığı' gerekçesiyle izin verilmeyen "1. Sağlık Sorunları Sağlık Politikaları ve Hekimlik Kurultayı", 8-9 Aralık günlerinde Petrol-İş Genel Merkezi'nde düzenlendi. Kurultayın ilk gününde, "Birinci basamak sağlık hizmetleri", "Hekimlik ortamının sorunları", "Tıp uygulamaları ve etik", "Temel tıp eğitimi", "İnsan hakları ve hekimlik" ve "Hekimlik ortamının sorunları" konuları tartışıldı, tartışmalarda bu sorunlara çözüm önerileri getirildi. Birinci basamak sağlık hizmetleri sorunları ve çözüm önerilerini tartışan hekimler, sağlık ocaklarının ve buralarda çalışan sağlık personel sayısının yetersizliğine dikkat çektiler. Hekimler, Bağcılar ve Esenler gibi sosyo-ekonomik koşulları kötü olan ilçelerdeki sağlık ocaklarının yetersizliği nedeniyle herkese sağlığın ulaştırılamadığını belirttiler. Hekimler, sağlık hizmetini alanların haklarını korumak için birinci basamağı tasviye eden ve paraya endekslenen sağlık politikasına karşı mücadele edilmesi kararı aldılar.

Devlet karşılamalı Kurultayda, gün geçtikçe çoğalan özel hastanelerin, asgari hizmet kriterlerine uymadığı, buralarda çalışan sağlıkçıların ise sosyal haklarından yararlanamadığı ifade edildi. Üniversite hastanelerinde de hasta bakımının dışında araştırma ve eğitim çalışmalarının eksik bırakıldığı belirtildi. Üniversite hastanelerinde yarım gün çalışan profesörlerin yüzde 40'ının kalan zamanlarını özel çalışarak geçirdiği belirtilen kurultayda, profesörlerin üniversitelerinde tam gün çalışması gerektiği vurgulandı. Kurultayda, altyapı, finans ve hekim eksikliğinin yaşandığı SSK hastanelerinin ise çökertilerek özelleştirilmeye çalışıldığına dikkat çekildi.Kurultayın 2. ve son gününde sağlığın finansmanı ele alındı. Bu konuda konuşan Prof. İzzettin Önder, sağlık finansmanının halkın cebinden değil, devlet tarafından karşılanması, sağlığa ayrılan kaynağın ise artırılması gerektiğini söyledi. Önder, SSK ve devlet hastanelerinden, özel hastanelere hasta sevklerinin son verilmesi gerektiğini vurguladı. Yard. Doç. Dr. Yüksel Akkaya da, bugünkü 'paran kadar sağlık' mantığını içeren sağlık sisteminin değişmesi için, halkın müdahale etmesi gerektiğini kaydetti. Yard. Doç. Dr. İcen Börtücene de, her mahalleye sağlık taraması merkezlerinin kurulması gerektiğini söyledi. Kurultayda ayrıca uzmanlık eğitimi, hekimliğin temel mesleki sorunları, hekimlerin mali ve özlük hakları ile hekimlik ve meslek örgütlerinde mücadele kurgusu, tıp uygulamaları, tıbbi etik ve temel tıp eğitiminin sorunları ve çözüm önerileri tartışıldı.
www.evrensel.net