Zamanlama mükemmel

Zamanlama mükemmel

ABD Adalet Bakanı ve Başsavcısı John Ashcroft'un son açıklamaları, Amerika'da "ifade hürriyeti"nin bulunduğu noktayı gözler önüne serdi. Ashcroft, "Uygulamalarımızı eleştirenler, teröristlere destek veriyor" diye buyuruyordu.

Zamanlama mükemmelLaura FlandersZamanlama her şeydir ve ABD Adalet Bakanı'nın zamanlaması mükemmeldi. Bakan John Ashcroft'un Senato Adalet Komitesi önündeki ifadesi, Pearl Harbor saldırısının 60. yıldönümü öncesine denk geldi. Saldırıyla ilgili vatansever anma demeçleri, Ashcroft'un ifadesini birçok gazetenin birinci sayfasından arkalara gönderiverdi.Ancak Adalet Bakanı'nın 6 Aralık'taki kamuoyu önüne çıkışı, bir açıdan daha iyi bir zamanlama oldu. 7 Aralık, Doğu Timor'un Endonezya tarafından işgalinin de yıldönümü. Ashcroft, Amerikalı politikacıların söylediği en ölümcül yalanlardan birinin yıldönümünde, Kongre'ye ifade verdi.

Tanıdık sözlerBakanın konuşmasının tuzu biberi, 60 yıl öncesini yaşayanlara tanıdık gelen savaş sözleriydi. Ashcroft, göçmenlere yönelik tutuklama kampanyasını eleştirenlerin "teröristlere yardım ettiğini ve ulusal bütünlüğü bozduğunu" söyledi. Hiçbir Senatör, Pearl Harbor'un ardından masum Japon-Amerikalıların toplanıp, haklarında hiçbir suçlama olmadan gözaltı kamplarına gönderilmesi hakkında bir şey sormadı, ama Ashcroft, aynı taktiğin çağdaş versiyonuyla ilgili soruları meydan okurcasına yanıtladı: "Amerikalıları göçmenlere, vatandaşları vatandaş olmayanlara karşı kışkırtan, kayıp özgürlük hayaletiyle barışı seven insanları korkutanlara mesajım şudur: Taktikleriniz teröristlere yardım ediyor, çünkü ulusal birliğimizi erozyona uğratıp kararlılığımızı azaltıyorlar. Bu taktikler Amerika'nın düşmanlarına cephane, dostlarına tereddüt veriyor."Ashcroft, bunun ardından, gözaltına alınanlar hakkında sorulan her soruyu yanıtlamayacağını, Bush'a yaptığı politik tavsiyeler hakkında da konuşmayacağını ilan etti.

6 Aralık 1975'te olanlarBaşka bir 6 Aralık'a ait, gizliliği yeni kaldırılmış belgeler, bu tür bir meydan okumanın da geçmiş emsallere dayandığını gösteriyor. Ulusal Güvenlik Arşivi sitesine gönderilen resmi belgelere göre, ABD, 6 Aralık 1975'te, Endonezya'nın Doğu Timor'u işgal etmesine tam ve kesin onay vermişti.AFP'nin ilgili haberinde şöyle deniliyor: "Bu belgeler sayesinde ilk kez, ABD'nin işgale 'yeşil ışık' yaktığı kesinleşiyor. İşgal, 200 binden fazla Doğu Timorlunun öldürülmesiyle sonuçlanmıştı."Dönemin Endonezya lideri General Suharto, işgalden birkaç saat önce, başkent Cakarta'da bulunan ABD Başkanı Gerald Ford ve onun Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'e, planları hakkında bilgi vermişti. İlk kez ortaya çıkan bir Dışişleri Bakanlığı telgrafına göre Suharto, ziyaretçilerine "Hızlı ve etkili bir biçimde harekete geçmeyi gerekli görürsek, sizin de anlayışınızı bekliyoruz" diyordu.Ford'un yanıtı şu oldu: "Sizi anlıyoruz ve konuyla ilgili baskı yapmayacağız. Sorununuzu ve niyetlerinizi anlıyoruz."

Kissinger çekinmiş!Kissinger ise, ABD içindeki siyasi tepkilerden çekiniyordu: "Ne yaparsanız yapın, hemen başarıya ulaşmanız önemli. Eğer olanlar biz döndükten sonra olursa, Amerika'daki tepkiyi etki altına alabiliriz. ABD Başkanı, Cakarta saatiyle pazartesi günü öğleden sonra 2'de Washington'da olacak. Probleminizi ve hızla hareket etme ihtiyacını anlıyoruz, ama benim söylemek istediğim, bu işi biz döndükten sonra yaparsanız daha iyi olacağı."İşgal, Suharto ve Ford'un buluşmasından bir gün sonra, 7 Aralık'ta başladı.Kissinger, o zamandan beri, Endonezya'da iken Timor konusunun hiç gündeme gelmediğini söylüyor ve ekliyordu: "Havaalanında, Endonezyalılar, Portekiz sömürgesi olan Timor'u işgal edeceklerini söylediler. Bu, bize çok önemli bir olay gibi gelmemişti."Doğu Timorluların Endonezya'dan bağımsızlıklarını kazanmaları 25 yıl, gerçeğin Washington Post'ta yer alması ise 27 yıl sürdü (6 Aralık 2001). Beyaz Saray'ın kamuoyunu "etkileme" çabaları uzun ve başarılı bir geçmişe sahip. Öyle görünüyor ki bu uygulama, halen devam ediyor.
www.evrensel.net