İnsan haklarına terörizm kâbusu çöktü

Bugün 10 Aralık İnsan Hakları Günü... İnsan Hakları Haftası başlıyor

İnsan haklarına terörizm kâbusu çöktüTuna Arıgüçİnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin ilan edilişinin 53'üncü yıldönümü kutlanıyor. Bu hafta, tüm dünyada İnsan Hakları Haftası olarak kabul ediliyor. Bu yılki İnsan Hakları Haftası'nda insan hakları örgütleri, temel hakların "terörizm ve güvenlik" gerekçeleriyle sınırlandırılmasına karşı mücadele zorunluluğuna dikkat çekiyorlar. 11 Eylül'de ABD'ye yapılan saldırı sonrasında, Amerika ve Batı Avrupa ülkeleri insan hakları kavramını yeniden tartışmaya açtı. "Uluslararası terörizm kâbusu" yaratılarak, hakların gasp edilmeye çalışıldığına dikkat çeken insan hakarı savunucuları mücadelelerini, "Hiçbir gerekçe insan hakları ihlallerini meşru kılamaz" vurgusuyla sürdürüyor.

Kazanımlar tehlikedeTürkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı Yavuz Önen, terörle mücadele adı altında hak ve özgürlüklerin sınırlandığına dikkat çekerek, bu olumsuz gelişmenin dünya ölçeğinde yaşandığını ifade etti. Önen, 11 Eylül sonrasındaki gelişmeleri değerlendirirken, "Dünya çapındaki 'terörle mücadele' konusunda Türkiye'nin öncülük edeceği görüşü oldukça tehlikeli. Türkiye'nin tecrübelerinin ortam yaratacağı yolundaki görüşlerin dillendirilmesi hayra alamet değil" dedi. Savaş kurallarının geçerli kılınması, insan hakkı ihlallerinin artmasındaki etkenlerden. Buna işaret eden Yavuz Önen, şöyle konuştu: "Kimi Avrupa ülkeleri dahi işkencenin meşruluğunu tartışabiliyor. Güvenlik adına işkence uygulanmasının tartışılabilmesi dahi tablonun korkunçluğunu gözler önüne seriyor." Türkiye'deki insan hakkı ihlalleri konusunda yapılan yorumlar ise oldukça kısa ve net: "Değişen bir şey yok." Önen de bu görüşte. İnsan hakları örgütleri üzerindeki baskıların sürdüğünü ifade eden Önen, "Batman'da katılacağımız bir toplantı, Valiliğin şube yönetimini görevden alması nedeniyle gerçekleşemedi. Bingöl'de de benzer şeyler yaşandı. Bu durum sivil toplum örgütlerine yönelik tavrı gösteriyor. Özetle, konseptte değişiklik görünmüyor" diye konuştu. TİHV'in adı genellikle, işkence mağdurlarının tedavileri için yürüttüğü çalışmalarla anılıyor. Mağdurların vakfa yaptığı başvurular, Türkiye'deki işkence gerçeğini göstermesi açısından önemli bir kaynak. Yavuz Önen, bu başvuruların artmakta olduğuna dikkati çekerek, Türkiye'de işkencenin sistematik olarak sürdüğünün altını çizdi. TİHV Başkanı, F tipi cezaevlerine geçişe karşı sürdürülen ölüm oruçlarından söz ederken, tahliye olan tutukluların tedavisini vakıf olarak sağlamaya çalıştıklarını aktardı. Yavun Önen, bundan sonrası içinse, "İnsan hakları örgütleri mücadele edecek; kazanımlardan geriye alınmak istenenlere karşı direnç gösterilirken, yeni kazanımlar için de mücadele sürecek" dedi.

Uyuyan terörist yalanıMazlum-Der Başkanı Yılmaz Ensaroğlu da, Türkiye'de insan hakları durumunda iyileşme olmadığına işaret ederek, "Bu yıl 11 Eylül saldırılarından bu yana tüm dünyada insan haklarında ciddi bir kısıtlama başladı. Devletler öteden beri insan haklarını güvenlik politikalarına feda ederlerdi. Ancak geçmişte bu uygulama gizlenirdi. Bugün ise tüm dünyaya açıkça ilan ediliyor. Bu çok tehlikeli" dedi. Ensaroğlu, ABD ve Batı Avrupa ülkelerinde ciddi hak ihlallerinin gündeme getirildiğini ifade ederek, kimi vatandaşların potansiyel terörist ilan edildiğini vurguladı: "Almanya başta olmak üzere, 'uyuyan terörist' kavramı ürettiler. 20 ila 40 yaş arasındaki, ekonomik bağımsızlığı olan ve özellikle Müslüman ülkelerden gelmiş yabancı vatandaşları uyuyan terörist ilan ettiler. Ekim ayında Avrupa'ya gittim. Yabancı vatandaşlara yönelik ciddi baskılar olduğunu gördüm. Aynı apartmanda daha önce iyi ilişkileri olan kişiler artık birbirlerine karşı güvensizlik içindeler."
www.evrensel.net