'Liberal despotizm yaşanıyor'

TODAİE tarafından düzenlenen "Yoksulluk, Şiddet ve İnsan Hakları Sempozyumu" iki gün süren yoğun bir programın ardından sona erdi.

'Liberal despotizm yaşanıyor'Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) İnsan Hakları Araştırma ve Derleme Merkezi tarafından düzenlenen "Yoksulluk, Şiddet ve İnsan Hakları Sempozyumu" iki gün süren yoğun programının ardından sona erdi. Yoksulluğu yaratan neoliberal politikalar ile "IMF ve Dünya Bankası'nın yoksullukla mücadele sürdürdüğü" gibi yapay yaklaşımlardan, yoksulluk ve eşitsizlikleri yok etmek için topyekûn politik mücadele verilmesi gerektiğine kadar pek çok önemli vurgunun yapıldığı sempozyum, iki güne sıkıştırılan kapsamlı programına rağmen başta öğrenciler olmak üzere yoğun ilgi topladı. Yoksulluğu yaratan politikaların belirlenmesiyle başlayan sempozyum; yoksulluğun kadınlar üzerindeki etkisi, neden olduğu şiddet, insan hakları boyutu, yaşanan savaş ve demokrasi bağlamında incelenmesiyle sürdü.Sempozyumun son oturumlarında ise yoksulluğun, eşitsizliğin nasıl önlenebileceği tartışılıp, onu yaratan politikalara topyekûn son verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldı.

Eşitsizlik siyasi sorunSempozyumun önceki gün yapılan Yavuz Sabuncu'nun yönettiği "Terör Tartışmaları, Siyasal Rejimler ve Direnme Hakkı" başlıklı oturumda, "Devlet mantığı ve direnme hakkı" bildirisini sunan Nilgün Toker, "Yaşanan sömürü ve yoksulluğa baktığımda Marx'ın Kapital'ini yeniden okuyor gibiyim" dedi. Toker, liberal despotizmin yeniden yaşandığını kaydederek, ABD'de güvenlik gerekçesiyle ilk kaybedilecek şeyin özgürlük olduğunun konuşulduğunu hatırlattı."Neoliberal despotizm"in "güvenlik" kavramıyla kendini yeniden organize etmeye çalıştığını söyleyen Toker, süregelen savaş ile birlikte bu organizasyonun yarattığı tek şeyin korku olduğuna dikkat çekti. Bütün kesimler için baskı ve terör günlerinin geldiğini dile getiren Toker, Türkiye gibi ülkelerde bunun daha ağır yaşanacağına işaret etti. Nilgün Toker; çözümün halkın aklı aracılığıyla toplumu yeniden kurabileceği öğretisinde olduğunu dile getirerek; eşitsizliğin sivil toplum ve sivil hak problemi değil, politik bir problem olduğunu ve politik bir yeniden organizasyon gerektirdiğini belirtti. Anayasa Mahkemesi eski Üyesi Yılmaz Aliefendioğlu da, devletin baskısının yoğunlaştığı ve hukuksal olarak hiçbir çözüm bulunmadığı zaman toplumun yöneticilere karşı direnme hakkının ortaya çıktığını dile getirerek, direnme hakkının verilen mücadeleler sonucu anayasalarda bile yer aldığını kaydetti. Bu hakkın tarihsel gelişimini anlatan Aliefendioğlu, Bergama köylülerinin mücadelesinin; yatırım yaparken yöre halkının görüşü alınarak karar alınması gerektiğini gösterdiğini söyledi.
www.evrensel.net