Enerji tekeli Enron

Enerji tekeli Enron'a güle güle!

Enron, geçtiğimiz günlerde, rakibi Dynegy'nin, hayat kurtaracak bir birleşmeden çekilmesinin ardından, iflasa zorlandı.

Enerji tekeli Enron'a güle güle!John Vidal (The Guardian)3 Haziran 1997, saat sabahın beşi. Hintli polisler, ülkenin batısındaki Maharasthra eyaletinin Veldur köyünde yaşayan 24 yaşındaki, üç aylık gebe ev kadını Sugandha Vasudev Bhalekar'ın evini bastılar. Bhalekar, dışarıdaki polis minibüsüne sürüklendi, sopalarla dövüldü ve tutuklandı. Daha sonra ortaya çıktı ki suçu; Hindistan tarihinin en büyük projesine (dünyanın en büyük gaz şirketi tarafından inşa edilen 2.8 milyar dolarlık bir doğalgaz tesisi) karşı çıkan bir adamla evli olmak ve protesto eylemlerine bizzat katılmaktı.Söz konusu şirket, yani Enron, tutuklama ve dayaklarda rol oynadığını reddetti ve bayisi olan Dabhor Enerji Şirketi'nin, tesiste taşeron polis çalıştırmadığını duyurdu. Şirketi eleştirenler ise, bu beyanın tartışmalı olduğu görüşündeydi. Devasa tesis gerekçe gösterilerek, topluluklarının sürülmesine barışçıl bir biçimde karşı çıkan onlarca insanın gözaltına alınıp dövülmesinin ardından, ABD'li İnsan Hakları İzleme Örgütü, soruşturma başlattı.

Polisi maaşa bağladılarÖrgüt, Enron'un, protestoların polis kontrolü altında tutulması için Enron'un devlete doğrudan para ödediğini, ayrıca helikopterlerini polisin hizmetine sunduğunu kanıtladı. İnsan Hakları İzleme'nin raporunda, Dabhol Enerji Şirketi ve ana şirket Enron, bu insan hakları ihlallerine karışmışlardır. Enron'un yerel şirketi olan Dabhol; yasaların kötüye kullanılması, Enron karşıtı protesto liderleri ve önde gelen çevrecilerin taciz edilmesi ve keyfilikten acımasızlığa kadar bir dizi polis uygulaması yoluyla muhalefeti bastırma politikasından doğrudan çıkar sağlamıştır" deniliyordu.Enron suçlamaları reddetti ve ardından Af Örgütü devreye girdi. Onun soruşturmasında da, yerel protestoların bastırıldığı" kaydediliyor ve Enron'u protesto edenlerin, ne kadar barışçıl eylemler yaparlarsa yapsınlar, taciz, keyfi tutuklama, adi suçlamalarla gözaltına alınma ve kötü muameleye" maruz kaldıkları dile getiriliyordu.

Kara listeye girdiBütün bunlar, Enron adını, küreselleşme karşıtlarının "kötülük imparatorluğu" listesinin üst sıralarına; Monsanto, Shell, McDonald's, Gap, Nike ve Exxon'un yanına yerleştirdi. Ancak şirketin devasa boyutları, ticaret yöntemleri, uluslararası siyasi süreçleri manipülasyonu ve iktidardakilerle pek sıkı ilişkileri, en az üç kıtada öfke yarattı.Bu nefret edilen şirket, geçtiğimiz günlerde, rakibi Dynegy'nin, hayat kurtaracak bir birleşmeden çekilmesinin ardından, iflasa zorlandı. Daha önce de, şirket hesaplarında usulsüzlükler bulunmuş ve Enron hisseleri çökmüştü. Şirket, böylece tarihin en büyük iflası oldu. Oysa sadece bir yıl önce, aynı Enron, büyük şirket başarılarından biriydi. On yıl boyunca, doğalgazın temiz enerji olmasından hareketle; Brezilya, Hindistan, Mozambik, Filipinler, Arjantin, Bolivya, Endonezya ve Çin gibi ülkelerde yeni boru hatları ve enerji santralleri kurdu. Doğalgaz, rüzgar enerjisi ve diğer elektrik üretimine egemendi ve daha sonra, internette bant genişliği kapasitesi alanına el attı. Kağıt hamurundan kağıda, petrokimyasaldan plastiğe kadar başdöndürücü çeşitlilikte ürünü, internet üzerinden alıp satarak, dünyanın en büyük internet tabanlı ticari kurumlarından biri oldu. Zirveye ulaştığında, Amerika'nın en büyük yedinci şirketiydi.

Sözde serbest rekabetGözlemciler, Monsanto ve McDonald's gibi, Enron'da da, neredeyse uhrevi bir inanca dayanan bir şirket kültürünün egemen olduğunu belirtiyorlardı: Enron, yaptıklarının sadece haklı değil, aynı zamanda dünya için iyi olduğuna da inanmaktaydı. Yöneticileri, gittikleri her yerde, Enron'un yoksul insanlara zenginlik, refah ve verimlilik getirdiğini söylerdi. Rekabet, serbest piyasa, dünya ticareti, küreselleşme ve kuralsızlaşmayı ESPOUSE ediyordu.Oysa Enron'un büyük mali başarısı, büyük ölçüde, eski moda kaba kuvvet ve siyasi nüfuza dayanmaktaydı. Bir Teksas şirketiydi ve her iki Bush ile bağlantıları eski ve derindi. Yıllar boyunca, Enron şirketi ve yöneticileri, Bush'lara, diğer her kurumdan daha fazla para vermişti. Bush'lar eyalet valiliği ve Beyaz Saray kampanyalarını, büyük ölçüde Enron sayesinde yürüttü. 2000 seçimleri sırasında şirket, federal aday ve siyasi partilere 2.3 milyon dolar saçtı. Diğer enerji şirketlerinin verdiği parayı aşan bu miktar, 1998'de verdiği 1.1 milyon doların iki katından da fazlaydı.

Tesadüfler zinciriDenilebilir ki Enron, Bush'ların sırtında büyüdü. Körfez Savaşı'nın ardından, Kuveyt'teki dev enerji santrallerinden birini yenileme ihalesini kazandığında, Baba Bush'un, bir süre önce, yanında eski ABD Dışişleri Bakanı James Baker olduğu halde Kuveyt'i ziyaret ettiğine işaret ediliyordu. Ne tesadüf ki Baker, eski Ticaret Bakanı Robert Mosbacher ve Körfez Savaşı sırasında Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı operasyonlar şefi Thomas Kelly, Enron'dan maaş almaktaydılar. Bu gerçek, 1993 yılında, New Yorker dergisi muhabiri Seymour Hersh tarafından ortaya çıkarıldı.Kuveyt ihalesinde, Enron'un enerji için talep ettiği bedel, kilovat/saat başına 11 sentti. Alman şirketi Deutsche Babcock'un teklifi 6 sentti, devlet sübvansiyonlu oran ise sadece yarım sent. Büyük fiyat farklarına rağmen, ihaleyi alan Enron oldu.Ama nihayetinde, siyasi bağlantılar yeterli olmadı. Enron nereye gitse, ardında para, suçlama ve öfkeli topluluklar bırakıyordu. Geçtiğimiz ağustos ayında, Enron'un ABD'deki Redcar tesisinde iki kişi, bir patlama sonucu öldü. Beş yıl önce İngiltere'de Wessex adlı su şirketini satın alırken, İşçi Partisi'ne 30 bin sterlin vermekle suçlandı. Panama'da, Orta Asya ülkelerine doğalgaz ihraç etmesine olanak tanıyacak bir "ballı anlaşma" elde etmek için, enerji bakanı Luis Carlos Valenzuela ile ilişkisini kullanıp, devlete ait petrol şirketine baskı yaptığı iddia edildi. Filipinler ve Arjantin'de, ABD hükümetindeki güçlü kişiler aracılığıyla, yerel yetkililer üzerinde baskı kurduğu söylendi. ABD Ulusal Güvenlik Konseyi, Mozambik'e mali yardım yapmayı kesme tehdidinde bulununca, ülke, Pande doğalgaz sahası ihalesini Enron'a vermek zorunda kaldı.

Çevreciler de dertliEnron, daima"toplum dostu" davulunu çaldı. Okullara cömert bağışlar yaptı ve sık sık çevre ödülleri aldı. Oysa çevreciler, pek memnun değildi. Merkezi ABD'de bulunan Corporate Watch (Şirket Gözlem) kurumundan Pratap Chatterjee, şirketin Teksas'ta kurduğu metanol tesisinin, çevreyi serbestçe kirletebilmek için dönemin valisi Bush'tan özel izin aldğıını belirtiyor. Bush, şirketi, bazı çevre koruma yasalarını ihlal etmelerinin ardından, soruşturmalardan da muaf tuttu. Chatterjee'nin verdiği bilgiye göre Enron'un Teksas tesisi, sadece 1997'de 3500 ton nitrojen oksit saçtı. Bu madde sanayi sisinin önemli bir bileşeni ve gökyüzüne saçılan bu miktarın sadece yüzde 7'si, normalde"yasal" sayılıyor.Enron yolun sonuna geldi ama, muharebelerinin bir çoğundan tereyağından kıl çeker gibi sıyrılması, kendisini eleştirenleri hor görmesi ve onları alt etmek için güç kullanması, düşündürücü. 1997'de, Bolivya Amazonu'nda ormanlık arazileri yok etmek için, ABD hükümetinin parasını kullanmakla suçlandı. Dünya Dostları ve Amazon Gözlem örgütü, hükümete, Enron ile yaptığı finansman anlaşmasını iptal etmesi çağrısında bulundular. Şirket kredi koşullarını ihlal ediyor, ayrıca çevre ve sosyal koruma önlemlerine uygun davranmayı sistematik olarak reddediyordu. Kimse dinlemedi ve boru hattı kuruldu. Dünya Dostları'ndan Jonathan Sohn, Bütün işlerini devlet aracılığıyla yürütüyorlardı STITCH" diyor. Ama artık bu dev zorbanın sağa sola saldırdığı günler geride kaldı."
www.evrensel.net