Toprağın bereketini kuruttular

Bereketli ve geniş topraklarda pancardan ayçiçeğine kadar birçok ürün yetiştiren ve zengin olarak kabul edilen Trakya köylerinde adım atar atmaz yoksullaşma hemen hissediliyor.

Toprağın bereketini kuruttularBülent FalakaoğluBereketli ve geniş topraklarda pancardan ayçiçeğine kadar birçok ürün yetiştiren ve zengin olarak kabul edilen Trakya köylerinde adım atar atmaz yoksullaşma hemen hissediliyor. Tür Köy-Sen yöneticileri ile geçen yıl gittiğimiz köyleri tekrar geziyoruz. Her köyde "Üretici battı aga" benzeri sözlerle karşılaşıyoruz. Bütün olumsuzlukların yanında üreticiyi bir de kuraklık vurmuş. Aldığı kredileri ödeyemeyenlerin sayısı oldukça fazla. Geçen yıl köyün büyük üreticisi sayılırken bu yıl gırtlağına kadar borca batan ve bu nedenle psikolojik tedavi görenlerin sayısı hiç de az değil.Depolarda tamir edilmemiş, paslanmaya terk edilmiş tarım makineleri göze çarpıyor. Biz sormadan cevap alıyoruz: "Onları kullanmak bizim için lüks, hele tamir etmek..." Yabani otlarla mücadele araç ve gereçlerinin pahalı olmasından dolayı yabani otları elleriyle temizlediklerine de dikkat çekiyorlar.Dertlerini art arda sıralayan köylülere seslenen Tür Köy-Sen Genel Başkanı Şevki Konur, bir yandan üreticileri yarın yapılacak olan mitinge çağırırken bir yandan da üreticileri sadece sitem etmemeleri konusunda uyarıyor. En çok da "Paramız yok, mitinge gelemeyebiliriz" sözüne karşı çıkan Konur, bu mitingin amacını, sonrasındaki hedeflerini, sendikanın önemini büyük bir sabırla anlatarak sözlerini şöyle noktalıyor: "1 milyon vermemek için açlığa teslim olmayı mı kabul ediyoruz?"Yıllardır bir yoksullaşma süreci yaşayan, bu sürece karşı koyabilmek için daha çok aile emeği kullanan, bütün topraklarını üretime açan, hatta nadasa toprak bırakmaktan vazgeçen, tüketimlerini kısan üreticiler Başkan Şevki Konur'un bu sözünü alkışlarla destekliyorlar. Artık kentlere göç etmenin de kurtuluş olmadığını gördüklerini ifade eden köylüler, topraklarına sahip çıkmaları gerektiğini düşündüklerini ve Tür Köy-Sen'in ısrarlı ve gittikçe büyüyen çalışmalarının kendilerine ümit verdiğini belirttiler.

Kazanlar kaynardı...Artık eski eğlenceli hareketin olmadığı gözlenen Trakya köylerinde gelenek ve göreneklerin de öldüğününe dikkat çekiyorlar. Köyde geleneksel beklentilere uygun düğün yapamayan, ev açma giderlerini karşılayamayan gençleri örnek gösteren üretici Salih Küçük yaşadıkları yoksullaşma sürecini şöyle özetliyor: "Eskiden düğünlerde boğa kesilir, tas kebabı, sote kazanlar kaynardı. Şimdi köyde bunu yapabilecek üretici neredeyse yok. 300 haneli köyümüzde eskiden yılda 30 düğün olurdu. Şimdi gençlerin nüfusu artmasına rağmen yılda 5 düğün yok. İnsanlar kızlarını kentten birilerinin istemesini bekliyor, üreticiye vermek istemiyor. Düğünlerde verilen hediyeler inanılmaz azaldı."Salih Küçük'ün bu sözlerini köyü çok teşhir ettiğini söyleyerek bölen Hilmi Ayar'a anlatılanların yalan olup olmadığını soruyoruz, o da söylenenlerin doğru olduğunu vurguluyor. Ayar'ın ardından söz alan başka bir üretici bu ayıbın kendilerine ait olmadığını, ürettikleri halde yoksul olmalarının sorumluluğunu yöneticilerin taşıdığını kaydediyor. Kızılcıkhisar köyünde ise elektrik, tüpgaz ve benzeri masrafları artık en aza indirdiklerini yazın çalı çırpıyla ateş yakıp faydalandıklarını kaydeden üreticiler, evde tükettikleri birçok sebzeyi de kendilerinin üretmeye başladığına dikkat çekiyorlar.
www.evrensel.net