Cebimizdeki hortumcu

Cebimizdeki hortumcu

Bankaların temerrüt faizlerini keyfi belirlemeleri nedeniyle kredi kartı sahibi milyonlarca kişi icralık oldu. TükoDer, plastik kartların bankalar tarafından bir "hortum" aracına dönüştürüldüğüne dikkati çekiyor.

Cebimizdeki hortumcuMuzaffer ÖzkurtKredi kartı faizlerinden dolayı evine icra gelen ya da takibe uğrayanların sayısı 2 milyonu buluyor. Bankalar özellikle kriz sonrası borcunu ödeyemeyen kredi kartı kullanıcılarının borçlarını bir kalemde 6-7 katına kadar çıkartıyorlar. Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz Tüketiciyi Koruma Derneği (TükoDer) Genel Başkanı Mehmet Sevim, bankaların yaptığı anlaşmaların tek taraflı olduğunu ve bu anlaşmalarla kriz döneminde fırsatçılık yapıldığını söyledi. Sevim bu mağduriyetin giderilmesi için "Kredi kartı Soygununa Son" adıyla bir de kampanya başlattıklarını dile getirdi.

Sözleşme tek taraflı21 Kasım'da başlattıkları kampanyalarda iki konunun öne çıktığını belirten Sevim, bunlardan ilkinin bankalarla yapılan sözleşmeler olduğunu söyledi. "Bankalar tarafından hazırlanan sözleşmeler tek taraflı ve haksız sözleşmelerdir. Bankalar bu sözleşmelerden aldıkları yetkiyle faiz oranını istedikleri gibi belirleyebiliyor. Bunların arasında 'avukat parası baronun belirlediğinin üç katı verilir', 'Banka isterse belge verir, isterse vermez' gibi baskı uygulayan hükümler de var" diyen Sevim, küçük puntolarla yazıldığı için okunmayan, okunsa bile anlaşılamadığı için tuzak ifadelerle dolu bu hükümlerle tüketicinin iradesinin sözleşmeye yansımadığını ve temerrüt faizlerin yüzde 600'lere kadar çıkartıldığını kaydetti. Türkiye'de "tüketici imzaladı" diye geçerli sayılan bu sözleşmelerin Avrupa'da geçersiz kabul edildiğini belirten Mehmet Sevim "Avrupa ülkelerinde tüketici imzalasa bile geçersiz sayılıyor" dedi. İmza ile tüketicinin tüm haklarının bankaya devredilemeyeceğini iade eden Sevim, "Bankalar kullanıcıların ekonomik güçsüzlüğünü ve bilgisizliğini istismar ediyor ve kötüye kullanıyor" diye konuştu. Türkiye'de yapılan sözleşmelerin tüketicinin uğrayacağı zararlara ilişkin hiçbir hüküm içermediğini ancak bankaların uğrayacağı zararlara ilişkin tüm hükümlerin yer aldığını belirtti. Bankaların alacaklarına yüzde 600'lere varan faiz uyguladığını, tüketicilerin alacaklarına ise faiz uygulanmadığı gibi geri ödemelerininde 6 aya kadar uzatıldığını dilye getirdi.

Kitlesel icralarKrizle birlikte şikâyetlerin arttığını ifade eden Sevim, krizle birlikte kredi kartı kullanıcılarının kitlesel olarak icraya verildiğini söyledi. "İşsiz kalınca borcunuzu ödemiyorsunuz. Birçok insan maaşının yarısını alıyor. Krizde özel önlem alınması gerekirken bankalar sınırsız faiz uyguluyor" diyen Sevim sözlerini şöyle sürdürdü: "Kimse anapara ödemesin demiyoruz. Sorun anaparayı kat kat aşan faizler. Sınır bunlara getirilmeli. Devlet işçiye ve memura nasıl sınır getiriyorsa, yani ücretlerine yüzde 5-10 gibi oranlarda zam yapılıyor, nasıl toplumdan fedakârlık isteniyorsa bunlar bankalardan da istenmeli. Aslında bu fedakârlık da değil çünkü yine kâr yapmaya devam edecekler" diye konuştu. Bu uygulamanın savunulacak durumu olmadığını söyleyen Sevim, ekonomik krizin yaşandığı, işsizler ordusunun her geçen gün katlandığı, işçilerin ve memurların gelir seviyelerinin sınırlandırıldığı bu günlerde krizin fırsat bilindiğini belirtti. Yüzde 600 faiz uygulamasının hiçbir şeyle bağdaşmayacağını söyleyen Mehmet Sevim, "Bankacılar hortumlalamaya yöneliyor. Bankalar ekonomik krizi fırsata dönüştürmemeli" dedi.

Etiğe aykırıBankaların bu tutumunun Bankalar Birliği'nin ortaya koyduğu bankacılık etiğine aykırı olduğunu söyledi. 1 Kasım 2001'de yayımlanan tebliğde dürüstlük, güvenilirlik ve saydamlık ilkelerinin bulunduğunu belirten Sevim şöyle devam etti: "Yüzde 2-3 faiz oranı ile kredi kartı dağıtıp 600'lere çıkartmak dürüstlüğe ne kadar uyar? Bankalar kredri kartı talep eden tüketicileri açık bilgi veriyor. Ne kadar güvenilir olabilir? Müşterilerine kendilerine uygulanan hizmetlere ilişkin risklerle ilgili bilgi vermiyor. Saydam olabilir mi? Hayır."
www.evrensel.net