Sivas

Sivas'ta tiyatrolu günler

Çocukların kapısında bekledikleri, insanların kimi zaman eşekle geldiği Sivas Devlet Tiyatrosu, Gogol'un "Müfettiş" isimli oyununun promiyeri ile Aralık programını başlattı.

Sivas'ta tiyatrolu günlerTuna ArıgüçSivas Devlet Tiyatrosu'nun oyunları ilgiyle izleniyor. İşsizlik ve yoksulluğun hakim olduğu Sivas'ta çocukların kapısında beklediği ve insanların kimi zaman eşekle geldiği Sivas Devlet Tiyatrosu, Gogol'ün "Müfettiş" isimli oyununun promiyeri ile aralık ayı programını başlattı. 1996'da faaliyete geçen Sivas Devlet Tiyatrosu'nun Müdürü Tomris Çetinel, oyunlarının ilgiyle karşılandığını belirterek, işsizlik ve yoksulluğun hakim olduğu bölgede, oyuncu ve izleyicilerin çabası ile tiyatro eserlerinin halkla buluştuğunu ifade etti. Oyuncular ise bölgede tiyatrocuların işlerinin sahneden inince bitmediğini tam tersine izleyicilerin yaşantılarını paylaştıklarını ifade ederek, "Burada tiyatronun evrensel değerlerini sergiliyoruz. Televole toplumundan şikâyetçi olmak yetmez. Yozlaşmaya karşı nitelikli ürünleri sergilemek için çaba gösterildiğinde karşılığını mutlaka buluyor. Biz burada bunları yaşadık" dediler.Sivas Devlet Tiyatrosu tarafından sahneye konan Gogol'ün Müfettiş isimli oyununun promiyeri önceki akşam Atatürk Kültür Merkezi'nde yapıldı. İki perdelik oyun, izleyicilerin yoğun ilgisi ile karşılandı. Sistemin en küçük parçası olan aile kurumundan başlayarak iktisadi, idari, hukuk ve eğitim kurumlarına ve giderek toplumsal ilişkilerin bütününe yansıyan çürümenin ifade edildiği oyunda, sistemsizliği kural edinen yöneticilerin iç dünyası gözler önüne serildi. Oyunda, küçük bir kentte kaymakamının yönetiminde yozlaşan kurumlar ile kurum temsilcilerinin eşleri ve çocuklarının da dahil olduğu çürüme tüm çıplaklığıyla anlatılarak, kimliğini gizleyerek kente gelmesi beklenen müfettişin yarattığı kâbus, mizahi anlatımlarla sergilendi. Promiyer sonrası görüştüğümüz Yönetmen Müge Gürman, oyunun biraz kısaltıldığını belirterek, "Yazılı metni biraz değişime uğrattık. Aksi halde yazılı edebiyatın, sahnede yürüyen şekli ile karşılaşıyoruz. Teknik yetersizlikler, her şeyin Ankara'dan geliyor olması ve 20 kişilik kadroya ihitiyaç duyulan oyunun 11 kişiyle başlaması bizi zorladı" diye konuştu. Gürman, oyunun ana temasının "Körlük" olduğunu ifade ederek, çıkar hesapları etrafında yaratılan küçük dünyaların gerçeklerin üzerini nasıl örtmeye çalıştığının çarpıcı anlatımlarla sergilendiğini kaydetti.

Tiyatro ilgi görüyorSivas Devlet Tiyatrosu Müdürü Tomris Çetinel, tiyatroların Ankara, İstanbul merkezlerinden uzaklaşarak bölgelere yayıldığında sorunlarının büyüdüğünü belirterek, "Kostümden, dekora teknik ihtiyaçlar merkezlerden giderilmeye çalışılıyor. Bu durum da yönetmenin ve oyuncunun zorlanmasına neden oluyor" dedi. Çetinel, tiyatroların seyirci sorunu yaşadıklarına dikkat çekerek, "Sivas'ta gişeden bilet alma alışkanlığı yok. Toplu satışlarla seyircinin tiyatroya gelmesini sağlıyoruz. Çocuk oyunlarında yüzde 90 katılım var, diğer oyunlarda bu biraz azalıyor" diye konuştu. İşsizlik ve yoksulluğa rağmen çocukların, gençlerin ve halkın tiyatroya gelme çabası gösterdiğini ifade eden Çetinel, "Kapılarda öyle şeyler görüyoruz ki; mesela geçenlerde üç çocuk yalnızca bir bilet parası bir araya getirebilmişler. Aralarında birbirlerine 'sen gir, yok sen gir' diyorlar. Biz de çocukların oyunları izleyebilmesi için yardımlar organize ediyoruz" dedi. Çetinel, çocukların yanı sıra Cumhuriyet Üniversitesi öğrencilerinin de sürekli tiyatro izleyicisi olduğunu belirterek, halkın tiyatroya ilgi gösterdiğini kaydederek oyunları anlattı:"Mesela başımıza gelen bir olay bizi çok şaşırttı. Geçen ay, 'Bina' oyunumuza bir adam eşeğiyle geldi. Eşeği tiyatro girişine bir araba tamponuna bağladı, oyunu izledi ve geldiği gibi gitti. Önemli olan doğru hizmeti yapabilmek. 'Halk anlamıyor' sözü, tembelliğin ve inanç eksikliğinin sonucu."

Yaşamlarını paylaşıyoruzSivas Devlet Tiyatrosu oyuncularından Bülent Çiftçi, "Sahneye koyduğumuz ürünlerde yelpaze çok geniş. Tiyatronun elbette kendine ait bir izleyici kitlesi var. Ancak, toplu satışlarla tiyatroya çektiğimiz izleyiciden etkileşimler alıyoruz" dedi. Fırat Demirağ ise bölgede tiyatro yaparken popüler kültüre yakınlaşma kaygılarını taşımadıklarını ifade ederek, "Tiyatronun evrensel değerlerini izleyicilerle buluşturuyoruz. 5. sezona girdiğimizde gözle görülür değişimler var. Biz yalnızca, sahneye çıkıp oyunları oynadıktan sonra işimizi bitirmiyoruz. Burada herkes birbirini tanıyor" dedi. Demirağ, tiyatronun insanlar üzerine inanılmaz etkilere sahip olduğuna dikkat çekerek, "Mesela 'Satıcının Ölümü' oyununda, kocası tarafından terk edilen ve kendi ailesi tarafından da suçlanan bir kadın ile çocuğunun öyküsü anlatılır. Bu oyundan sonra, bir çocuk, boynuma sarıldı, 'Sen benim babamsın' dedi. Çocuk, sahnede kendi hayatını görünce, tüm akrabalarına tek tek oyunun biletini götürmüş ve izlemeleri sağlamış. Oyundan sonra akrabaları annesi ile yıllar sonra barışmış. Yani biz burada yaşamları paylaşıyoruz" diye konuştu.
www.evrensel.net