Mersin'de sel hayatı felç etti

Mersin'de meydana gelen sel felaketinde 3 kişi yaşamını yitirdi. Sel, en çok yoksul insanların yaşadığı mahalleleri sular altında bıraktı. Yağıştan merkezde 14 mahalle ve 8 belde, ayrıca Tarsus ve Erdemli ilçe merkezleri önemli ölçüde etkilendi.

Mersin'de sel hayatı felç ettiHülya KavukÖnceki gün İçel'de yaşanan sel felaketinde 3 kişi yaşamını yitirdi. Birçok kişinin ise kayıp olduğu öğrenildi. Sel felaketi her zaman olduğu gibi yoksul insanların yaşadığı mahalleleri sular altında bıraktı. Yoksul Kürt emekçilerinin yaşadığı Çilek, Kurdali, Çay ve Karaduvar mahalleleri tamamen sular altında kaldı. Ayrıca Mezitli ve Pozcu'da birçok dükkân ile kapıcı dairelerini de su bastı. Ev baskınları sırasında halkın en büyük sorunu ise elektrik kesintisi ve içme suyu sıkıntısı oldu. Ayrıca önümüzdeki günlerde görülebilecek salgın hastalıklara karşı da halk uyarıldı. Halkın büyük bir çoğunluğu selin dere yataklarının çevresine kurulan evler ve altyapı eksikliğinden kaynaklandığını belirtiyor. Öte yandan, İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Mersin Şubesi sel felaketinde etkilenen mahallelerde tespit çalışmaları için bir komisyon oluşturdu ve çalışmalarına başladı.

Altyapı yetersizYenişehir Belediye Başkanı Zekeriya Özgür ise selin nedeni olarak yağmurun çok yağmasını ve Toroslar'dan gelen suları gösterdi. Hiçbir altyapının böyle bir akıntıya dayanamayacağını iddia eden Özgür, daha sonra halkın tepkisini göze alamayarak açıklamasını değiştirdi ve "Tabii ki altyapının da yetersizliği söz konusudur, ancak tek neden bu değildir" dedi. Müftü Deresi'nin oyulduğunu belirten Özgür, derenin çevresindeki evlerin de tehlike altında olduğunu ve derenin bir an önce ıslah edilmesi gerektiğini, ayrıca Müftü Deresi çevresinde bulunan birkaç evin çökmek üzere olduğunu dile getirdi. Öte yandan İçişleri Bakanı Yücelen, devletin ve hükümetin sel felaketine uğrayan İçel'in sorunlarının çözümü için tüm olanakları seferber ettiğini belirterek, Başbakan Ecevit ve başbakan yardımcılarının Mersin'in Afet Kararnamesi'ne alınacağını söylediğini bildirdi. İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, Bayındırlık ve İskân Bakanı Abdulkadir Akcan ile Kültür Bakanı İstemihan Talay, İçel Valiliği'nde, sel felaketi ve yapılan çalışmalarla ilgili Vali Aktif Tığ'dan bilgi aldı. Yücelen, İller Bankası'ndan, afetten zarar gören belediyelerin borçlarını 6 ay ertelemesini talep edeceklerini ve bunu hükümete ileteceklerini söyledi. Bayındırlık ve İskân Bakanı Abdulkadir Akcan da İller Bankası'nın, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun kararları doğrultusunda hizmet verdiğini, bu nedenle belediyelerin borçlarının silinmesi gibi bir uygulamanın söz konusu olamayacağını belirterek, ''Bunu söylemek popülist bir yaklaşımdır ve doğru değildir. Ancak, Afet Kararnamesi ile belediyelerin gelirlerini artırmak mümkündür'' dedi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Devlet Bergama'da mahkûmYargıdan Bergamalılar lehine yeni bir karar daha geldi. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, eski Bergama Belediye Başkanı Sefa Taşkın ile 69 köylünün açtığı davada, dönemin başbakanı ve bazı bakanları ile İzmir valisinin, tazminat ödemeleri gerektiğine karar verdi.Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin tazminat istemlerini reddettiği davacı köylülerin, bu kararı temyiz etmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, dosyayı inceleyerek, davanın, bazı davalılar aleyhine bozulmasını kararlaştırdı. Bergama eski Belediye Başkanı Sefa Taşkın ile 69 köylü, Danıştay 6. Dairesi'nin "siyanür liçi yöntemiyle altın aranmasına izin verilmesinde kamu yararı bulunmadığına" ilişkin kararını uygulamadıkları için dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz, Çevre Bakanı İmren Aykut, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer, Sağlık Bakanı Halil İbrahim Özsoy, Bayındırlık ve İskân Bakanı Yaşar Topçu ile dönemin İzmir Valisi Erol Çakır hakkında, toplam 70 milyar lira manevi tazminat davası açmıştı. Davayı görüşen Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi, "istenilen manevi tazminatın şartları oluşmadığı" gerekçesiyle davayı reddetmişti. Davacı köylülerin, bu kararı temyiz etmesi üzerine, Yargıtay, dosyayı inceleyerek davanın bazı davalılar aleyhine bozulmasına karar verdi. Bozma gerekçesinde, dosyadaki delillere göre, İmren Aykut hakkında temyiz isteminin reddine karar verildiği belirtildi. Gerekçede, dosyadaki bilgi ve belgelerden, Danıştay 6. Dairesi'nin, Bergama'daki Ovacık ve Çamköy köyleri çevresinde Eurogold Madencilik AŞ (şimdiki adıyla Normandy) tarafından "siyanür liçi yöntemiyle altın çıkarılmasında kamu yararı bulunmadığına" karar verdiği ifade edilerek, bu kararın, gereği için Çevre Bakanlığı'na gönderildiği kaydedildi. Çevre Bakanlığı'nın, "siyanürle altın çıkarılmasını engelleme yetkisi bulunmadığı" anlatılan bozma gerekçesinde, Çevre Bakanlığı'nın, kararı, Başbakanlık, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ile İzmir Valiliği'ne gönderdiği bildirildi.

'Karar değiştirilemez'Gerekçede, dönemin Başbakanı Yılmaz ve Bakanlar Ersümer, Özsoy, Topçu ile İzmir Valisi Çakır'ın, "öngörülen süre içerisinde siyanür liçi yöntemiyle altın madeni çıkartılmasını önleyici eylemde bulunmadıkları, işlem yapmadıkları" belirtilerek, bu davalıların, böylece yargı kararlarını uygulamadıklarının anlaşıldığı kaydedildi. Gerekçede, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 28. maddesine göre, Danıştay'ın, bölge idare mahkemelerinin, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarına karşı idarenin, tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde işlem tesis etmek veya eylemde bulunmak zorunda bulunduğu belirtilerek, mahkeme kararlarını 30 gün içinde yerine getirmeyen kamu görevlileri hakkında tazminat davası açılacağının da aynı yasada hükme bağlandığı kaydedildi.

'Kişisel sorumluluk'Ceza hukuku yönünden de yargı kararlarının gereklerini yerine getirmeyen kamu görevlilerinin eylemlerinin, Türk Ceza Kanunu'nun 228. maddesi kapsamında suç sayıldığına işaret edilen gerekçede, şu görüşlere yer verildi: "Uygulamada yargı kararlarını yerine getirmeyenlerin suç işledikleri, tazminatla da sorumlu tutulacakları kabul edilmektedir. Yargı kararını uygulamak durumunda bulunanların, kararın eksikliğini veya yanlışlığını tartışma yetkileri bulunmadığı gibi, bu kararları eksik uygulamaları, uygulamış gibi davranarak işlem yapar gibi görüntü vermeleri de kararın uygulandığı sonucunu doğurmaz."Kararın 30 gün içinde uygulanmamış olmasının, kişisel sorumluluk için yeterli sayıldığı belirtilen kararda davacıların kişilik haklarının zarar gördüğü belirtildi. Kararda, "Yerel mahkemece, İmren Aykut dışındaki davalıların sorumluluğu yönünde hüküm kurmak gerekirken, dosyadaki olgulara yanlış anlam verilerek, istemin tümden reddedilmiş olması, usul ve yasaya uygun düşmediğinden, kararın bozulması gerekmiştir" denildi.Yargıtay'ın bu kararının ardından tazminat davası, Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde yeniden görüşülecek.
www.evrensel.net