'Bize engel olmayın yeter'

Engelliler Eğitim Enstitüsü Derneği, 3 Aralık Özürlüler Günü vesilesiyle sorunlarına dikkat çekmek amacıyla dün yürüyüş yaptı.

'Bize engel olmayın yeter'Engelliler Eğitim Enstitüsü Derneği, 3 Aralık Özürlüler Günü vesilesiyle sorunlarına dikkat çekmek amacıyla dün yürüyüş yaptı. Ellerinde "Tam ne demektir?", "Kimin eksikliği en ağır?", "Bizi engellemeyin" yazılı dövizler taşıyan engellilere bazı sinema sanatçıları da katılarak destek verdi. Saat 11.00'de Galatasaray Lisesi önünde toplanan engelliler, buradan "Sakatlar sağlamların görünmez vicdanıdır" pankartıyla Taksim Meydanı'na doğru yürüdüler. Taksim Atatürk Anıtı'na gitmek amacında olan engelliler, yağmurun hızlanması nedeniyle yürüyüşlerini yarıda kestiler.Türkiye Sakatlar Derneği 2. Başkanı Dursun Güneysel, yürüyüşe tekerlekli sandalyesiyle katıldı. Fakat Güneysel, Türkiye'nin en gözde mekânlarından biri olarak bilinen İstiklal Caddesi'nde bile sorunsuz yürüyemedi. Sık sık sandalyesini sürmekte zorluk çeken ve başkalarının yardımıyla yürüyebilen Güneysel, özürlülerin giderilemeyen sıkıntılarına dikkat çekerken, "Bizi engellemesinler yeter" diyordu. Öncelikli ihtiyaçlarını "İş" ve "Eğitim" olarak açıklayan Güneysel, devlet kurumlarının kendilerine karşı umursamazlığına öfkeli. Devlet kurumlarında 40 bin özürlü çalışması gerekirken özürlü çalıştırılmadığını ifade eden Güneysel, sorunlarını sorularla sıraladı: "Devlet bizi işe almıyorsa özel sektör niye alsın? Devlet çalıştırmak için üniversite diploması istiyor, benim gidebileceğim okul var mı ki? Devlet bizim gidebileceğimiz okul yapmıyorsa neden üniversite diploması istiyor? Bu ülkede bizim zorlanmadan yürüyebileceğimiz yollar var mı? Bizi istemiyorlarsa biz nereye gidelim?" src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Savcının odasında başlayan işkenceErdoğan KoşarAdalet Bakanlığı kadrosundaki binlerce kamu emekçisinden biri olan Muharrem Akburak'ın son 2 yıldır başına gelenler, tam bir adaletsizlik örneği. Tüm Yargı-Sen Kütahya Şube Başkanı olan Muharrem Akburak, görevi başındayken Terörle Mücadele Şubesi (TMŞ) ekipleri tarafından gözaltına alındı, işkence gördü. Muayenesini yapan doktor işkenceyi gizledi. Yargılandığı davadan beraat etti. Fakat, hakkını aradığı için Hakkâri'nin Çukurca ilçesine sürgün edildi. Nihayet, geçen hafta kendisine işten atıldığına dair bir yazı gönderildi. Akburak, işten atıldığını bildiren tebligatı imzalamadığını, çünkü bunun haksız bir karar olduğunu söylüyor.

Görev başında işkenceMuharrem Akburak, anlattığına göre, Kütahya'nın Tavşanlı ilçesi kapalı cezaevinde infaz koruma memuru olarak çalıştığı sırada, 20 Ocak 2000 tarihinde Kütahya Emniyet Müdürlüğü (TMŞ) ekipleri tarafından gözaltına alındı ve işkence gördü. Bu olayla başlayan süreçte başına gelenler ise, Akburak'a ve ailesine yeni yeni işkenceler yaşatıyor. Gözaltına alındığı günü, Muharrem Akburak şöyle anlatıyor: "20.01.2000 günü cezaevindeki bazı evrakları Tavşanlı Adliyesi'ne götürdüm. Burada Cumhuriyet Başsavcısı Kemal Demirdön beni odasına çağırdı. Kapıda da 5-6 sivil giyimli kişi vardı. Başsavcı bana 'Muharrem aranıyorsun, evini ara herhangi bir şey varsa yok etsinler, evin aranacak' dedi!" Akburak, savcıya saklayacak bir şeyi olmadığını belirttikten sonra, arama sırasında devlet hastanesinde çalışan eşinin de bulunması için telefon açmak ister; ama izin verilmez. "Eşimi arayarak durumu anlatacaktım ki kapıda bulunan sivil kişiler bana başsavcının odasında saldırdı, onlar bana saldırırken başsavcı da ortadan kayboldu."

İşkence gizlendiGörevi başındayken, Adalet Bakanlığı'nın başsavcısının odasında tartaklandıktan sonra, evine götürüldüğünü anlatan Akburak, ev araması sırasında birçok eşyasının kırılıp döküldüğünü, eşine ve kızkardeşine de insanlık dışı muameleler yapıldığını belirtiyor. Gözaltına alınan Akburak, Kütahya Emniyet Müdürlüğü'nde bir gün boyunca yoğun işkencelere maruz kaldıktan sonra tekrar Tavşanlı'ya getirilir. Tavşanlı 1 No'lu Sağlık Ocağı'nda yapılan muayanesinde, vücudundaki işkence izlerine rağmen Dr. Feyzullah Sacit Öztoprak tarafından Akburak'a sağlam raporu verilir! Savcılığın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktığı Akburak, Ankara 2 Nolu DGM'de "yasadışı örgüt üyesi olmak ve örgüte eleman kazandırmaya çalışmak"la suçlandığı davada, beraat edecektir. Serbest bırakıldığı gün fenalaşan Akburak'ı eşi ve arkadaşları Tavşanlı Devlet Hastanesi Acil Servisi'ne kaldırır. Kendisini muayene eden Dr. Şelale Kara'ya da işkence gördüğünü söylemesine rağmen, "savcılıktan sevk kararı olmadığı" gerekçesiyle Akburak hakkında rapor düzenlenmez!

Suç duyurusuAkburak, bir yandan da, kendisine işkence yapan polisler hakkında suç duyurusunda bulunur. Bu suç duyurusunu takiben yapılan incelemelerde, Akburak'ın işkence gördüğü adli tıp raporlarıyla belgelenir. Akburak, bu raporlara dayanarak, işkence izlerini gizleyen Dr. Feyzullah Sacit Öztoprak hakkında suç duyurusunda bulunur. İşkence olayından yaklaşık olarak 5 ay sonra, kendisini gözaltına alan polisler Murat Taner, Haluk Gökçe ve Yaşar Özkan hakkında "efrada kötü muamele" yapmaktan Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından; Dr. Öztoprak hakkında ise "görevi kötüye kullanmaktan" Tavşanlı Cumhuriyet Savcılığı tarafından davalar açılır.Bu arada, Akburak sürekli ölümle tehdit edilir. Polis olduğunu söyleyen kişiler Akburak'ı, "Bir gün kör bir kurşunla veya da sokakta bir sarhoşun saldırısıyla öleceksin" ifadelerini kullanarak tehdit ederler. Bu arada, Tavşanlı Cumhuriyet Başsavcısı Kemal Demirdön, polislerin -kendi odasında başlayan olay sebebiyle- yargılandığı davada, "sanıklar lehine" ifade verir. Akburak ailesi 2000 yılının Mayıs ayında Demirdön hakkında "komplo kurma" suçlamasıyla Adalet Bakanlığı'na başvurur. Demirdön de, Akburak'ı "çalıştığı yerdeki arkadaşlarına kötü örnek olduğu" gerekçesiyle şikâyet eder. Adalet Bakanlığı, Demirdön'ün başvurusunu dikkate alarak, Muharrem Akburak'ı Kırıkkale'nin Sulakyurt ilçesine "sürgün eder." Bu arada, Kemal Demirdön ise ödüllendirilircesine, Erzurum DGM Başsavcılığı'na atanır. Muharrem Akburak, girişimlerini sürdürür: Eskişehir İdare Mahkemesi'ne başvurarak "sürgün"ün iptalini ister; ama talebi reddedilir. Başsavcı Demirdön hakkında suç duyurusunda bulunduğunda ise, bu defa sürgün yeri Hakkari'nin Çukurca ilçesine çevrilir!Hem sağlık durumu elvermediği için, hem de "yaşam güvencesi olmadığından" Muharrem Akburak sürgün yerlerindeki görevlerine başlamadı. Geçen hafta ise, Sulakyurt Cumhuriyet Başsavcılığı, Akburak'a, "görevine başlamadığı için işten atıldığını" içeren bir yazı gönderdi. Muharrem Akburak, bunun da yeni bir hukuksuzluk oluduğunu söylüyor ve yine hakkını aramaya hazırlanıyor. Böylece, yaklaşık 2 yıl önce işkenceye maruz kalmasıyla başlayan; polisler, doktor ve cumhuriyet savcısı hakkındaki suç duyuruları ve davalarla devam eden sürece, şimdi de Akburak'ın işten atılması davası ekleniyor.
www.evrensel.net