Dolaylı vergi soygunu

Dolaylı vergi soygunu

Dolaylı vergi olarak adlandırılan tüketimden alınan vergilerde kriz dönemlerinde olağanüstü bir artış gözleniyor.

Dolaylı vergi soygunuHükümet ekonominin canlandırılması adına belli sektörlerde KDV indirimi uygulayıp, reel sektörü kurtarma paketleri ile patron kesimine yeni istisnalar getirirken, emekçilerin vergi yükü her geçen gün daha da artırıyor. Dolaylı vergi olarak adlandırılan tüketimden alınan vergilerde kriz dönemlerinde olağanüstü bir artış gözleniyor. 2000 yılında toplam vergi gelirleri içinde dolaylı vergilerin payı yüzde 58 iken, 2001 yılında bu oran yüzde 62'e çıktı. Türkiye'nin 2001 yılı vergi raporunu hazırlayan İstanbul Serbest Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odası (İSMMMO), vergi gelirlerinin artık borçların faizini dahi karşılamaya yetmediğine dikkat çekerken, ekonomik kriz dönemlerinde emekçi kesimlerin üzerindeki vergi yükünün artırıldığını vurguladı. Raporda, özellikle KDV indirimine değinilerek, bunun adaletsiz bir tutum olduğu ifade ediliyor.

Kısmi indirim yanlışMuhasebeciler ve mali müşavirler, KDV indiriminin toplam vergi gelirlerinde büyük bir kayba yol açacağını belirtiyorlar. Nitekim yapılan hesaplamalara göre, vergi gelirleri içindeki KDV payı yüzde 30 dolayında. Bu oran sırasıyla 1999'da yüzde 28.1, bu yıl ise tahmini olarak yüzde 29.5. Raporda, KDV indirimi ile tüketimin canlanacağını söylemenin hayal olduğu ifade edilirken, 1 puanlık bir indirimin vergi gelirlerindeki kaybının Maliye Bakanlığı hesaplamalarına göre 150-200 trilyon lira olduğuna dikkat çekiliyor. Öte yandan İSMMMO, kısmi KDV indiriminin vergide büyük bir haksızlığa yol açtığını da ekliyor. Otomotiv ve beyaz eşya gibi zaten fiyatların şişirildiği sektörlerdeki indirimin sadece stok eritmeye yarayacağını, bunun istihdama bir katkısının olmayacağını belirtiyor mali müşavirler ve muhasebeciler. Üzerinde asıl durulması gereken konunun kriz zamanlarında dolaylı vergiler ile oynayarak adaletsizliğin derinleştirilmesi ve vergi yükünün daha fazla emekçilere yıkılması olduğunun altını çizen İSMMMO, Akaryakıt Tüketim Vergisi (ATV) ve KDV'nin kazanca göre alınmadığını ifade ediyor. Bu açıdan bu iki verginin toplam vergi gelirleri içindeki payının artması, emekçi kesimlerin daha fazla vergi ödediğinin bir göstergesi. İSMMMO'nun raporunda üzerinde durduğu bir diğer konu da tahakkuk edilen ile toplanan vergiler arasındaki oranın giderek açılması. Bu, sermaye kesimlerinin vergiden her geçen gün daha fazla kaçtığını, vergi ödemediğini kanıtlıyor. Bu durum özellikle KDV beyannamelerinde açıkça ortaya çıkıyor. Raporda bu konuda şu görüşlere yer veriliyor:"Devlet Planlama Teşkilatı (DPT)'nın bir araştırmasına göre, 1997 yılında, yaklaşık 63 bin vergi denetiminde, incelenen matrah 723 trilyon lirayken, denetleme sonucu matrah farkı 284 trilyon lira olarak çıkmıştır. Bu da aynı yıl içinde en az 28 trilyon liralık vergi kaybı anlamına gelmektedir. Yapılan hesaplamalarda tüm vergilerde matrahın en az yüzde 25 oranında düşük gösterildiğini ortaya koymaktadır. KDV'de tahakkuk edilen miktar ile tahsil edilen arasında da yüzde 20'ye yakın bir fark çıkmaktadır."
www.evrensel.net